HABERMAX. İSTANBUL – 13 Şubat 2026 CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eski İYİ Parti kökenli başdanışmanı İbrahim Özkan, siyaset gündemini hareketlendiren bir paylaşımda bulundu.
İstanbul siyaset kulislerinde dikkat çeken bir tartışma gündeme geldi. Ekrem İmamoğlu’nun başdanışmanı olarak bilinen İbrahim Özkan’ın son dönemde kaleme aldığı yazılar ve yaptığı sosyal medya paylaşımları, “İmamoğlu’na sırt mı çevirdi?” sorusunu beraberinde getirdi.
Özkan’ın özellikle seçim stratejileri ve muhalefetin yol haritasına ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, doğrudan isim vermese de “belirsizlik korkusu”, “güven eksikliği” ve “muhalefetin risk algısını yönetememesi” gibi vurgular öne çıktı. Bu ifadeler, bazı siyasi gözlemciler tarafından İmamoğlu cephesine yönelik dolaylı eleştiri olarak yorumlandı.
Siyasi çevrelerde, Özkan’ın yazılarının tonunun son dönemde daha sorgulayıcı bir çerçeveye kaydığı ifade ediliyor. Özellikle muhalefetin seçmene güven verme konusunda eksik kaldığı yönündeki değerlendirmeler, “İçeriden bir uyarı mı?” sorusunu gündeme taşıdı.
Bazı yorumcular, bu çıkışların bir kopuş değil, stratejik bir pozisyon alma ve kamuoyu oluşturma hamlesi olabileceğini savunuyor. Özkan cephesinden ise şu ana kadar “İmamoğlu’na karşı bir duruş” anlamına gelecek açık bir açıklama gelmiş değil.
Özkan’ın yazılarında doğrudan İmamoğlu’nu hedef alan bir ifade yer almasa da, muhalefetin mevcut siyasal dili ve yöntemine dönük eleştirel çerçeve dikkat çekiyor. Bu durum, özellikle yaklaşan seçim atmosferinde CHP içi dengeler ve stratejik yönelimler açısından önem taşıyor.
İmamoğlu cephesinin bu yazılara nasıl yanıt vereceği merak konusu olurken, siyasi kulislerde tartışma sürüyor.
İbrahim Özkan’ın sosyal medya paylaşımı, seçimlerde “belirsizlik korkusu” vurgusuyla siyasi tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Özkan, sosyal medya platformlarında yaptığı paylaşımda, seçim dinamiklerine ilişkin çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Özkan’ın mesajında şu ifadeler yer aldı:
“Ekonomi oy kaybettirir ama belirsizlik korkusu iktidarları ayakta tutar; siyasetin görünmeyen dengesi tam olarak budur. Seçmen yalnız bugünü değil, değişimin riskini de oyladığı için seçimleri bazen krizler değil, belirsizlik korkusu kazandırır.”
Adı geçen paylaşımda Özkan ayrıca muhalefete şöyle seslendi:
“Muhalefetin çalışması gereken alanlardan birisi bu belirsizlik korkusunu ortadan kaldırmak, seçmene güven ve öngörülebilirlik sunmaktır.”
Bu mesaj, Türkiye siyasetinde ekonomi ve seçmen psikolojisi arasındaki bağa yeni bir bakış açısı getiriyor. Özkan’ın değerlendirmesi, seçmenin yalnızca ekonomik göstergelere değil, değişim sürecinin riskine dair algısına da dikkat çekiyor.
2025 ve 2026 boyunca Türkiye siyaset sahnesi, İmamoğlu’nun tutuklanması ve CHP–iktidar arasındaki gerilimlerle şekillendi. İmamoğlu’nun cezaevinden kamuoyuna gönderdiği mesajlar, erken seçim çağrıları ve siyasi tartışmaların odağında yer aldı. Reuters’in haberine göre İmamoğlu, ülke yönetimini “erken seçim” çağrısıyla doğrudan zorladığını ifade etmişti.
Özkan’ın mesajı, muhalefet cephesinde stratejik tartışmaları yeniden canlandırabilir. Bu paylaşım, özellikle seçmenin “güven” ve “risk algısı” üzerinden siyaset tercihlerine nasıl yön verebileceği konusunda yeni bir tartışma başlattı.
Siyasi analistler, ekonomik göstergelerin seçim sonuçlarını etkilediği kadar, seçmenin geleceğe dair beklenti ve korkularının da siyasi tercihleri derinden biçimlendirdiğini vurguluyor. Bu bağlamda Özkan’ın paylaşımı, muhalefetin söylem ve kampanyasını yalnızca ekonomik kriz üzerinden değil, aynı zamanda güven ve öngörülebilirlik ekseninde yeniden şekillendirmesi gerektiğini savunuyor.
Gelişmeler yakından takip ediliyor.