HABERMAX. ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in, Ankara Güvenpark’ta düzenlenen bayramlaşma programı öncesinde meydanda büyük bir hareketlilik yaşandı. Erken saatlerden itibaren alanı dolduran yoğun kalabalık dikkat çekti.
Vatandaşların yoğun sevgi gösterileri ve oluşturduğu izdiham nedeniyle, CHP lideri Özgür Özel’in konuşma yapacağı seçim otobüsüne ilerlemekte güçlük çektiği anlar kameralara yansıdı. Güvenlik ve parti görevlilerinin yoğun çabasıyla otobüse ulaşabilen Özel, alanı dolduran partililere ve vatandaşlara hitap etti.
Habermax.net Özel Haber
CHP Lideri Özgür Özel’e Güvenpark’ta Anlamlı Karşılama: Meydanda “Özgürlük” Şiiri Yankılandı!
ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in Ankara Güvenpark’taki bayramlaşma programı, sadece yoğun kalabalığıyla değil, meydandaki coşkuyu derin bir duygu seline dönüştüren anlamlı bir şiirle de hafızalara kazındı. Alanı hınca hınç dolduran vatandaşların arasında, CHP Lideri Özgür Özel’in adına ve ülkenin adalet mücadelesine ithafen yazılan, emek, yoksulluk ve adalet temalı bir şiir elden ele dolaştı.
İşçinin alın terinden Anadolu toprağına, gecekondulardan meydanlardaki hak arayışlarına kadar bu toprakların tüm acılarını ve umutlarını barındıran şiir, meydandaki kalabalığın sesi oldu. CHP liderinin ismine atıfta bulunarak, ülkede yıllardır aranan adalet ve özgürlük özlemini haykıran dizeler, bayramlaşma programına damgasını vurdu.
İşte Güvenpark’taki kalabalığın yüreğine dokunan ve adalet arayışını simgeleyen o etkileyici şiir:
Seni aradım özgürlük,
bir çocuk ağlarken gecenin en kuytu yerinde, bir ana ekmeği dörde bölüp beşinci lokmayı düşlerken, seni aradım.
Karanlıkların pas tuttuğu yıllarda, ayakkabısız yürüdüğüm sokaklarda, yoksulluğun dişleriyle kemirdiği çocukluğumun çatlak duvarlarında seni aradım.
Fabrikalarda aradım seni, demirin ateşle dövüştüğü yerlerde, karpit kokusunda, yanık yağlarda, ciğerlerime çöken islerde.
Torna döndü, çelik döndü, çark döndü, ama dünya hep patronlardan yana döndü; demir talaşlarıyla birlikte alın terim aktı yerlere, orada aradım seni.
Pamukta aradım, tütünde aradım, narenciye bahçelerinde, narın kan kırmızısı çekirdeğinde.
Toprağın bağrını yaran sabanda, ekinlerin sarı alnında, ırgatın nasırlı avuçlarında seni aradım.
Bir bebek emdi anasının memesini, süt değil yoksulluk aktı ağzına, orada aradım seni.
Bir bebek gözlerini açtı dünyaya, gökyüzünü değil açlığı gördü önce, orada aradım seni.
Karadeniz gibi kabardım bazen, vurup durdum içimin kıyılarına, dalgalarda, çakıl taşlarında, rüzgârın tuz kokan ellerinde seni aradım.
Bir kadının gözlerinde aradım seni, sevdanın ateşinde, yarınlara yürüyen düşlerde, bir gülüşün sıcaklığında.
Gecekondu odalarında aradım seni, rutubet kokan duvarlarda, uyuyan çocukların üstüne eğilen yorgun anaların bakışlarında.
Türkülerde aradım seni, şiirlerde aradım, kırlangıçların kanadında, nehirlerin özgür akışında.
Sonra çıktım meydanlara.
Kurşunlanan gençlerde aradım seni, darağaçlarında aradım, işkencehanelerde, mapus damlarında, kanlı sabahlarda.
Maraş’ta aradım,
Sivas’ta aradım,
Gazi’de aradım.
Bir halkın yüreğine düşen kor ateşlerde aradım seni.
Taş duvarlara çarpa çarpa büyüdü sesim, demir parmaklıklarda pas tuttu ellerim, ama yine de aradım seni.
Sonra anladım.
Sen hiçbir yerde değildin.
Ne bir sevgilinin gözünde, ne deniz kıyısında, ne de yıldızların altında.
Sen, uğruna ölünen, uğruna türkü yakılan, uğruna zindanlarda çürünülen özgürlüktün.
Ve sen,
bu memleketin en güzel, en uzak, en inatçı sevdasıydın.
Sen özgürlüktün…