HABERMAX. Cumhuriyet Halk Partisi’nde son dönemde yaşanan gelişmeler, parti tabanında olduğu kadar kamuoyunda da geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Özellikle kurultay süreci, “mutlak butlan” tartışmaları, istifalar ve parti içindeki görüş ayrılıkları CHP’nin geleceğine ilişkin farklı değerlendirmeleri beraberinde getiriyor.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan son gelişmeleri izledikçe insanın aklına tek bir soru geliyor: Bu yaşananlara gerçekten gerek var mıydı?
Yıllarca iktidar yüzü göremeyen CHP, sonunda Türkiye’nin birinci partisi olmuştu. Tam 11 büyükşehir belediyesi ve toplam 411 belediye kazanılmıştı. Kolay elde edilmemiş bir başarıydı bu. Milyonlarca insanın emeği, umudu ve alın teri vardı.
Bugün ise ne yazık ki o başarı değil, parti içindeki tartışmalar konuşuluyor.
Kurban Bayramı arifesinde yaşanan gelişmeler, bana göre CHP’nin en büyük kalelerinden birinin yıkılması anlamına geldi.
Parti, iktidar yürüyüşünü konuşacağına, kendi iç hesaplaşmalarını konuşmaya başladı.
Yıllarca emek veren insanlar bugün birbirini suçlar hale geldi.
Oysa vatandaşın beklentisi kavga değil, çözüm üretmekti.
Yerel seçimlerde elde edilen başarı, özellikle genç kadrolar için büyük bir umut olmuştu.
Genç siyasetçiler artık iktidara yürüneceğine inanıyordu.
Ancak bugün gelinen noktada yine eski tartışmalar gündemde.
Benim düşüncem şu:
Gençler varken artık onlara daha fazla alan açılmalıdır.
Türkiye’nin geleceğini inşa edecek olanlar gençlerdir. Tecrübeye elbette saygımız sonsuzdur; ancak siyaset sürekli geçmişe bakarak değil, geleceği kurarak yapılmalıdır.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in grup toplantısında kullandığı “Biz gömlek değiştirmedik, ateşten gömlek giydik.” sözü dikkat çekiciydi.
Gerçekten de bugün yaşanan süreç, birçok partili açısından kolay değildir.
Yıllarını CHP’ye vermiş insanların yaşadığı kırgınlıkları görmezden gelmek mümkün değildir.
Biz yıllarca bu parti için mücadele ettik.
Sokak sokak dolaştık.
Seçim seçim çalıştık.
Yağmur dedik, çamur dedik, durmadık.
Adeta ayaklarımıza kara sular inene kadar emek verdik.
Bugün gelinen noktada yaşanan tartışmaların bu emeği gölgelediğini düşünüyorum.
411 belediye kazanılmışken…
Türkiye’nin birinci partisi olunmuşken…
İktidar umudu bu kadar büyümüşken…
Bugün hâlâ parti içi hesaplaşmaların konuşulmasını doğru bulmuyorum.
CHP’yi büyüten mahkeme salonları değil, meydanlarda çalışan örgütler ve sandık başında nöbet tutan partililerdir.
Uzun yıllardır CHP’ye gönül vermiş birçok partili gibi ben de son günlerde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyorum. Parti içerisinde yaşanan tartışmaların, CHP’nin son yıllarda elde ettiği seçim başarılarının önüne geçmesinden rahatsızlık duyuyorum.
Unutulmamalıdır ki CHP, son yerel seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi olmuş, 11 büyükşehir belediyesini ve yüzlerce belediyeyi kazanarak önemli bir başarı elde etmiştir. Bu başarının ardından yaşanan iç çekişmelerin partiye zarar verdiğini düşünenlerdenim.
Siyasette tecrübe elbette önemlidir. Ancak genç kadroların önünün açılması da en az o kadar önem taşımaktadır. Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek olan genç siyasetçilerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğine inanıyorum.
Yıllarca emek veren, mücadele eden gençlerin iktidar hedefi doğrultusunda ön saflarda yer alması gerektiğini düşünüyorum. Siyasetin sadece geçmiş başarılarla değil, geleceğe yönelik umut ve heyecanla da yürütülmesi gerektiği kanaatindeyim.
Son dönemde CHP’den ayrılan ya da ayrıldığını açıklayan isimlerin ortak noktası, yaşanan süreçlerden duydukları rahatsızlık olarak öne çıkıyor. Kimi isimler değişim iradesinin zarar gördüğünü savunurken, kimileri de mevcut yönetim anlayışına yönelik eleştirilerde bulunuyor.
Bu gelişmeler, parti tabanında da farklı duyguların yaşanmasına neden oluyor. Özellikle yıllarını CHP’ye vermiş birçok kişi, yaşananları üzüntüyle izlediğini ifade ediyor.
Bugün gelinen noktada CHP’nin en çok ihtiyaç duyduğu şeyin birlik, beraberlik ve sağduyu olduğunu düşünüyorum. Kişiler gelip geçer ancak kurumlar kalıcıdır. CHP de Türkiye’nin en köklü siyasi partilerinden biridir.
Parti içindeki görüş ayrılıklarının demokratik zeminde çözülmesi, enerjinin iç tartışmalara değil vatandaşın sorunlarına yöneltilmesi gerektiğine inanıyorum.
CHP’nin geleceğine ilişkin tartışmalar sürecektir. Ancak unutulmamalıdır ki seçmen, siyaset kurumundan kavga değil çözüm beklemektedir. Gençlerin enerjisiyle tecrübeli kadroların birikiminin buluştuğu bir siyaset anlayışı, hem CHP’ye hem de Türkiye demokrasisine katkı sağlayacaktır.
Bugün yaşanan tüm tartışmaların sonunda kazananın demokrasi ve halkın iradesi olması en büyük temennimdir.
Durmuş Acar