HABERMAX. CHP İşveren Sendikaları ve İş Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, şirket kapanmaları, konkordatolar, iflaslar, sanayi istihdamındaki gerileme ve bankaların takipteki alacaklarına ilişkin dikkat çeken veriler paylaştı. Canpolat, Türkiye’de üretim sektörünün ağır bir ekonomik baskı altında olduğunu savunarak iktidarı eleştirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İşveren Sendikaları ve İş Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “9 başlıkta Türkiye’de üretimin ağır bilançosu” başlığıyla bir değerlendirme yayımladı.
Türkiye ekonomisinin yalnızca büyüme oranları, ihracat rakamları ve yeni yatırım açıklamaları üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Canpolat, kapanan şirketler, konkordato süreçleri, iflaslar ve sanayi sektöründeki istihdam kayıplarının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Canpolat’ın aktardığı TOBB verilerine göre, 2021-2025 döneminde Türkiye’de toplam 129 bin 961 şirket kapandı.
Yıllara göre kapanan şirket sayıları şöyle sıralandı:
– 2021: 16 bin 222
– 2022: 23 bin 170
– 2023: 25 bin 883
– 2024: 31 bin 416
– 2025: 33 bin 270
Canpolat, 2021’den 2025’e şirket kapanmalarındaki artışın yüzde 105’e ulaştığını belirterek, şirket kurmanın mümkün olduğunu ancak işletmeleri ayakta tutmanın giderek zorlaştığını savundu.
KOSGEB’in TOBB verilerinden hazırladığı 2024 raporuna da değinen Canpolat, şirket, kooperatif ve gerçek kişi ticari işletmeler birlikte değerlendirildiğinde toplam 50 bin 257 işletmenin kapandığını söyledi.
Kapanan işletmelerin sektörlere göre dağılımını ise şöyle açıkladı:
– 6 bin 449 imalat işletmesi
– 6 bin 759 inşaat işletmesi
– 18 bin 643 ticaret işletmesi
– 2 bin 602 ulaştırma ve depolama işletmesi
– 2 bin 617 konaklama ve yiyecek hizmetleri işletmesi
Canpolat, özellikle üretim kapasitesindeki kaybın yalnızca işletme sahiplerini değil, çalışanları, yan sanayiyi ve ilgili sektörlerdeki diğer işletmeleri de etkilediğini belirtti.
Türkiye’deki ekonomik tabloyu “konkordato yüzyılı” sözleriyle değerlendiren Canpolat, konkordatonun doğrudan iflas anlamına gelmediğini, borçlarını mevcut koşullarda ödemekte zorlanan işletmelerin mahkeme koruması altında yeniden yapılandırma arayışına girdiğini ifade etti.
Canpolat’ın paylaştığı verilere göre mahkemeler tarafından verilen geçici konkordato mühleti kararları;
– 2023’te 519,
– 2024’te 1.723,
– 2025’te ise 2.817 oldu.
Buna göre 2023’ten 2025’e geçici konkordato mühleti verilen dosyalarda yaklaşık yüzde 443’lük artış yaşandı.
Canpolat, 2025 yılında verilen 2 bin 817 geçici mühlet kararının, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında verilen toplam 2 bin 646 kararı geride bıraktığına dikkat çekti.
Konkordato süreçlerinin tamamının iflasla sonuçlanmadığını belirten Canpolat, buna karşın iflas kararlarındaki yükselişin de dikkat çekici olduğunu söyledi.
Verilere göre 2024 yılında 132 iflas kararı verilirken, 2025 yılında bu sayı 247’ye yükseldi. Böylece bir yılda iflas kararlarında yaklaşık yüzde 87 artış yaşandı.
Canpolat, 2025 yılı konkordato dosyalarının sektör dağılımına ilişkin de bilgi verdi.
Buna göre tekstil sektöründe tek başına 177 konkordato dosyası bulunurken, giyim, ayakkabı, halı, çanta, iplik ve deri işleme sektörleri de dahil edildiğinde geniş tekstil-hazır giyim grubunda toplam 234 konkordato dosyası görüldü.
Tekstil sektörünü 134 dosyayla inşaat, 84 dosyayla metal ürün imalatı, 58 dosyayla sebze-meyve toptancılığı ve 56 dosyayla gıda sektörü takip etti.
Canpolat, bu tablonun finansal hizmetlerden ziyade doğrudan üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat gerçekleştiren işletmelerde yaşanan finansal sıkıntıya işaret ettiğini savundu.
Canpolat, TÜİK verilerine dayanarak imalat sanayisindeki ücretli çalışan sayısında da gerileme yaşandığını belirtti.
Buna göre Ocak 2025’te imalat sanayisinde 4 milyon 585 bin 80 olan ücretli çalışan sayısı, Ocak 2026’da 4 milyon 409 bin 738’e düştü.
Mayıs 2026 verilerine de değinen Canpolat, imalat sanayisindeki ücretli çalışan sayısının bir önceki yılın aynı ayına göre 156 bin 348 kişi daha düşük olduğunu belirterek, sanayinin tamamında yıllık istihdam gerilemesinin yüzde 3,2, imalatta ise yüzde 3,4 olduğunu söyledi.
Canpolat, Mayıs 2026’da imalat sanayi üretim endeksinin bir önceki aya göre yüzde 3,3 gerilediğini, aynı dönemde imalat ürünlerinin yurt içi üretici fiyatlarının ise yıllık bazda yüzde 30,72 arttığını belirtti.
Bu verilerin üreticinin maliyet baskısıyla karşı karşıya olduğunu gösterdiğini savunan Canpolat, bir yandan üretim ve istihdam gerilerken diğer yandan maliyetlerin yükseldiğini ifade etti.
Canpolat, BDDK’nın 23 Temmuz 2026 tarihli günlük bankacılık verilerine de dikkat çekti.
Buna göre bankacılık sektörünün takipteki alacaklarının 808 milyar 670 milyon TL seviyesinde bulunduğunu belirten Canpolat, bu rakamın tamamının sanayi şirketlerine ait olmadığını, bireysel ve ticari kredi sistemindeki takipteki alacakların tamamını kapsadığını özellikle vurguladı.
Canpolat, buna rağmen yaklaşık 809 milyar liralık takipteki alacağın Türkiye’de borç ödeme kapasitesi üzerinde oluşan baskının göstergelerinden biri olduğunu savundu.
Türkiye’nin ekonomik durumunun yalnızca yeni yatırımlar ve açılışlarla ölçülemeyeceğini belirten Canpolat, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi.
Canpolat, “Açılış törenlerinde makas tutmak kolaydır, zor olan ise o fabrikanın on yıl sonra hâlâ çalışmasını sağlamaktır” diyerek üretim tesislerinin sürdürülebilirliğine dikkat çekti.
Yeni şirket kuruluşlarının açıklanmasının tek başına ekonomik başarı göstergesi olmadığını savunan Canpolat, asıl önemli olanın işletmelerin yıllar sonra da faaliyetlerini sürdürebilmesi olduğunu ifade etti.
Canpolat, Türkiye’nin daha fazla ekonomik slogana değil, üreticinin ayakta kalmasını sağlayacak kapsamlı bir sanayi politikasına ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Ekonomide yaşanan sorunların “piyasa koşulları” ifadesiyle açıklanamayacağını savunan Canpolat, vergi sistemi, teşvikler, kredi politikaları, yatırım ortamı, ithalat rejimi ve sanayi politikalarının iktidarın sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Açıklamasının sonunda kapanan her fabrikanın yalnızca bir şirketin faaliyetini sonlandırmadığını belirten Cemal Canpolat, bunun aynı zamanda çalışanların gelirlerinin, yan sanayinin siparişlerinin ve üretim kapasitesinin kaybı anlamına geldiğini söyledi.
Canpolat, iktidarın ekonomik tablonun olumlu taraflarını sahiplenirken olumsuz sonuçlarını yalnızca “piyasa koşulları” ile açıklamasını eleştirdi.
CHP’li Canpolat, açıklamasını iktidara yönelik, “Yükü bir kez daha Türkiye’nin üstüne çığ gibi bırakıp köşenize çekilmenize izin vermeyeceğiz” sözleriyle tamamladı.