HABERMAX. “Türklük kader, din tercihtir” diyen büyük bilge Ahmet Yesevi’nin izinde, Türk dünyasının yeniden uyanışına tanıklık etmek için çıktığımız bu kutlu yolculukta; tarihin derinliklerinden gelen manevi mirası, Türkistan topraklarında yeniden keşfediyoruz.
TÜRKİSTAN – Taşkent’in erken saatlerinde başlayan yolculuğumuz, gümrük kapılarından geçip Kazakistan’ın uçsuz bucaksız topraklarına ulaştığımızda, sadece coğrafi bir seyahate değil, aynı zamanda ruhani bir arayışa dönüştü. Bağımsızlık sonrası nüfusu iki katına çıkan ve Türk dünyasının kalbi sayılan Kazakistan’da, Ahmet Yesevi’nin “Yesi” olarak anılan kadim şehri Türkistan’a ulaştık.
Yolculuğumuzun ilk durağı, Hz. Peygamber’in emanetini Hoca Ahmet Yesevi’ye teslim eden sahabe Arslan Baba’nın makamıydı. Bu kutsal topraklarda atılan adımlar, sadece tarihi bir ziyaret değil, Anadolu’dan Balkanlar’a uzanan o büyük Türk-İslam inkılabının köklerine bir dönüş niteliğindeydi. Bölgedeki Türk yatırımları, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın camileri ve sosyal tesisler, “Gönül Coğrafyamız” ile olan bağımızın güçlendiğini gösteriyor; ancak bu kadim topraklara duyulan ilginin her geçen gün daha da artması gerektiği bir gerçek.
Ahmet Yesevi, sadece bir tasavvuf önderi değil; Türk milletinin aidiyetini fıtri bir gerçeklik olarak gören, milliyetsiz bir inanç anlayışını reddeden yüce bir Türk bilgesidir. Onun Divan-ı Hikmet ile ektiği tohumlar, bugün hâlâ Türk dünyasının manevi haritasını belirlemektedir. Yesevi’nin çilehanesinde, 63 yaşından sonra ömrünü İslam’a ve Türk birliğine adadığı o manevi iklimi solumak; yedi asır öncesinin bilimde, sanatta ve kültürde altın çağını yaşamış Türk medeniyetini yeniden idrak etmemizi sağladı.
Yolculuğumuzun ana rotalarından biri de Gaspıralı İsmail’in “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarıydı. Türk Cumhuriyetlerinde ortak kelimelere rağmen yaşanan iletişim kopukluğu, aşılması gereken en büyük engellerden biri. Bu yolculuk bize şunu gösterdi:
İletişim ve Eğitim: Türk dünyasını güçlü kılacak olan, Türk çocuklarının bilimin ve eğitimin merkezinde buluşmasıdır.
Türk Asrı: “Türkiye Yüzyılı” hedefi, tüm Türk dünyasını kapsayan “Türk Asrı” vizyonuyla taçlanmalıdır.
Samimi İrade: 350 milyonluk Türk dünyasının sömürü düzenini sonlandırması, beyin göçünü engelleyip kendi coğrafyasını bir cazibe merkezine dönüştürmesi elzemdir.
Türk milleti; aç kalır, fakir olur ancak köleliği asla kabul etmez. Tarihteki çöküşlerimizin en büyük sebebi olan “kendi içimizdeki çatışmaları” terk etmeli, farklılıklarımızı zenginlik saymalıyız. 21. yüzyılı Türk Asrı yapmak; Ahmet Yesevi’den Maturidi’ye, Emir Timur’dan Atatürk’e ve Aziz Sancar’a uzanan o devasa bilgeler kuşağının mirasını, akıl ve bilimle güncelleyerek geleceğe taşımakla mümkündür.
Ahmet Yesevi’nin rüyaları, bugün tüm Türk dünyasının üzerinde yükselen bir hakikat arayışıdır. İnsan odaklı bir Türk çağını dünya bekliyor ve bu çağ; söylemden çok eyleme, tarihten çok geleceğe odaklanmış samimi bir iradeyle inşa edilecektir.
