HABERMAX. Türk Yoğun Bakım Derneği (TYBD), toplumda bitkisel hayat veya koma ile sıkça karıştırılan “beyin ölümü” kavramına açıklık getirmek amacıyla önemli bir basın toplantısı düzenleyerek 5 maddelik bir deklarasyon yayımladı. TYBD Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, “Toplumda en sık karşılaşılan yanlış, beyin ölümünün geçici bir durum sanılmasıdır. Modern tıp ve yasalarımıza göre beyin ölümü kesinleşmiş kişi, tıbben ve hukuken ölüdür” dedi.
İSTANBUL – Türk Yoğun Bakım Derneği, toplumun beyin ölümü hakkında doğru bilgilendirilmesi ve kulaktan dolma yanlış algıların önüne geçilmesi amacıyla, 4 Haziran 2026’da dernek binasında geniş katılımlı bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Uzmanların bilimsel gerçekleri paylaştığı toplantıda; TYBD Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, TYBD 2. Başkanı Prof. Dr. Asu Özgültekin ve TYBD Yönetim Kurulu Üyesi aynı zamanda Organ ve Doku Nakli Daire Başkanlığı İstanbul Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Gülçin Hilal Alay hazır bulundu.
“Koma veya Bitkisel Hayat Değil, Tıbbi ve Hukuki Ölümdür”
Toplantıda konuşan TYBD Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, beyin ölümünün koma, bilinç kaybı veya bitkisel hayat ile aynı şey olmadığının altını çizdi. Koma veya bitkisel hayatta beynin bazı işlevlerinin devam edebileceğini ve iyileşme umudunun bulunabileceğini belirten Prof. Dr. Gül, beyin ölümünde ise geri dönüşün tıbben imkansız olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Gül, “Toplumumuzda beyin ölümünün geçici bir durum sanılması ve hastanın iyileşeceği yönündeki yanlış algılar, hasta yakınlarını psikolojik olarak yıpratırken, sağlık sistemine de ekonomik bir yük getiriyor. Solunum cihazına bağlı bir hastanın kalbinin bir süre daha atması, beynin çalıştığı anlamına gelmez. Bu durum modern tıp açısından net bir şekilde ‘ölüm’ olarak kabul edilmektedir” ifadelerini kullandı.
Türk Yoğun Bakım Derneği’nden 5 Maddelik Tarihi Deklarasyon:
Toplantıda kamuoyuyla paylaşılan ve hayati önem taşıyan 5 maddelik deklarasyonun detayları şu şekilde sıralandı:
Geri Dönüşümsüz Fonksiyon Kaybı: Nörolojik kriterlere dayanan ölüm tespiti “beyin ölümü”dür. Beyin ve beyin sapı fonksiyonlarının tamamen ve geri dönüşümsüz kaybıdır. Yoğun bakımlardaki gelişmiş destek cihazları, kalbin ve solunumun kısa bir süre daha yapay olarak sürdürülmesini sağlasa da bu durum kişinin yaşadığı anlamına gelmez. Yasalarımıza göre beyin ölümü tanısı kesinleşmiş hasta tıbben ve hukuken ölüdür.
Koma ve Bitkisel Hayattan Farklıdır: Koma veya bitkisel hayattaki hastaların iyileşme ihtimali bulunabilirken; beyin ölümünde iyileşme veya geri dönüş asla söz konusu değildir. Tanı, kesin yasal kriterler çerçevesinde deneyimli hekimler tarafından konulur.
Tanı Süreci Büyük Bir Titizlikle Yürütülür: Beyin ölümü tanısı; biri nöroloji veya beyin cerrahisi uzmanı, diğeri ise anestezi-reanimasyon veya yoğun bakım uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı kriterlere göre konulur. Süreçte acele edilmez, klinik değerlendirmeler ve yardımcı testlerle kesinlik sağlanır.
Organ Nakli İçin Kritik Dönemeçtir: Beyin ölümü gerçekleşen kişiden uygun olan organların alınarak hasta insanlara nakledilmesi mümkündür. Bu nedenle tanının doğru ve zamanında konulması, kadavradan organ naklinin en önemli aşamasıdır.
Türkiye’de Organ Bekleyen 35 Bin Kişi Var: Türkiye’de organ nakli hizmetleri yasal ve yönetmelik çerçevesinde sıkı bir denetimle yürütülmektedir. 2025 yılı itibarıyla ülkemizde yaklaşık 35 bin kişi organ bekleme listesindedir. Türkiye’deki organ nakillerinde kadavradan (ölüden) nakil oranı maalesef yüzde 20’nin altındadır ve donörlerin büyük çoğunluğu canlı vericilerden oluşmaktadır. Toplum sağlığı için beyin ölümü tanılarının atlanmaması ve organ bağışının artırılması kritiktir.
TYBD yönetimi, bu deklarasyonun toplumdaki bilgi kirliliğini arındırmasını, hasta yakınlarının zorlu süreçlerini doğru yönetmesini ve binlerce organ bekleyen hastanın yeniden hayata tutunmasına katkı sağlamasını hedeflediklerini belirtti.