HABERMAX. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Mert Doğan’ın sunduğu, soL TV’de yayınlanan “Komünist Bakış” programında gündemi değerlendirdi. TKP’nin bugün yayımladığı “Demokrasi ve Özgürlükler Bildirgesi”nden bahseden Kemal Okuyan, demokrasi ve özgürlük kavramlarının çok yıpratıldığını ve dünyada süren saldırganlığın temel araçları haline getirildiğini hatırlattı.
Bu kavramların dünyada genel olarak kullanılan biçimine mesafeli olduklarını ve bunları farklı bir çerçevenin içine yerleştirdiklerini söyleyen Okuyan, bu nedenle bu alana sert bir müdahalede bulunduklarını ifade etti.
TKP’nin bu konudaki açılımının bildirgeyle sınırlı kalmayacağını, bazı meselelerin üstüne üstüne gideceklerini belirten Okuyan, “Yalanlarını, boşluklarını, çarpıtmalarını bir bir ortaya koyacağız. Hem iktidarın hem muhalefetin” dedi.
Yeni süreçle Kürt sorunu çözülemez’
TKP’nin bugün yayımladığı bildirgenin tüm yurttaşları kapsadığını söyleyen Okuyan, bu bildirgede Kürt sorununa ilişkin değerlendirmelerin yer almamasını “Demokrasi ve özgürlükler meselesinin birkaç başlığa indirgenmesine karşı olduğumuz için zaten bu metni çıkardık” diyerek açıkladı. “Kürt sorunu temelde böyle bir mesele değil, biz sınıfsal bakıyoruz” diyen Okuyan, konuyla ilgili daha önce yayımladıkları metinleri hatırlatarak “yeni çözüm süreci”ne ilişkin gelişmeleri de yorumladı.
Okuyan şöyle konuştu:
“Asıl mesele bölgesel gelişmeler. Zaten Bahçeli ve Erdoğan’ın adımları da buraya oturuyor. Bu yeni süreçle ne Kürt sorunu çözülür ne de AKP’nin genel yaklaşımını değiştirebilecek bir profil olur. Türkiye’deki yurttaşlarımızı ilgilendiren bir gelişme de olmaz. Ekonomik zorluklar, işsizlik, adaletsizlikler de devam eder. Zaten Kürt sorunu da çözülmeyecek başka bir yere evrilecek.
Barzani ve Talabani ciddi rekabet içerisindeler. Barzani Irak’ta önemli bir yere oturuyor. Aynı anda hem ABD’nin, hem İsrail’in hem de Türkiye’nin yakın müttefiki. Ve çok uzun bir süredir, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığının artmasına ya da önüne çıkan engelleri temizlemesine yardımcı olan bir aktör. Türkiye Barzani üzerinden Rojava’ya bir baskı kurmaya ve burada dengeleri değiştirmeye çalışıyor ve yol aldılar. Öte yandan PYD ya da SDG de Barzani’ye alan açarak Türkiye’nin operasyon yapmasını engellemeye çalışıyor. Suriye’deki Kürt bölgesindeki dengelerde de belli bir değişim var. Çok fazla denklem var.”
Görüşmelerle ilgili iktidarın “Pazarlık yok, sadece silah bırakacaklar” açıklamalarının mantıksız olduğunu söyleyen Okuyan, “Bir mesaj gelecek öyle gözüküyor. ‘Öcalan garanti almadan mesajı yayınlamaz’ diyenler de var” şeklinde konuştu.
Okuyan, “Barzani’nin elinden tuttuğu bir süreçten hayır gelmez” dedi.
‘Siyasi partiler yasası değişmeli’
Bildirgedeki mevcut siyasi partiler yasası eleştirisine değinen TKP Genel Sekreteri, parti başkanlıklarıyla tek adam yaratıldığını dile getirdi.
Okuyan şunları söyledi:
“Seçme ve seçilme hakkı gelişkin bir demokrasi, bir heyetin, meclisin seçimdir. Tabii ki kişiler aday olur ama sonuçta eşit bir toplamı seçersiniz. Eşit yetkilere sahip bir heyet seçilir ve onun içerisinden bir hükümet kurulur. Bizim sistemde ne yapıldı, yurttaşlarımız seçtiği Meclis’i önemsizleştirecek biri için ayrıca oy kullanıyor. Bir kişi tüm Meclis üyelerinden daha yetkili oluyor. Sonra da ‘Ama halk seçiyor, halkın seçtiği cumhurbaşkanına karşı mısınız’ diyorlar. Aynı şey siyasi partilerde de var.
Siyasi partiler yasasında genel başkanın delege oyuyla ayrıca seçilmesinin cumhurbaşkanlığı sisteminden hiçbir farkı yok. Biz bunun üzerine gideceğiz. Halbuki partinin en üst karar organını seçmesi lazım, o heyet kendi içerisindeki genel başkanı seçmelidir. Eşitler arasında ek bir sorumluluk alan birinin seçilmesi lazım yani. O heyet dışında birisi seçilip partinin merkezi kurulundan ayrılıyor. Üstelik neredeyse o kurulun çok çok üzerinde yetkilere sahip. Yerellerde de benzer bir durum belediye başkanlarında var.”
‘Meclis dışında hiçbir kuvvet olmasın’
Siyasi partilerde merkezî kurulun genel başkanları görevden alma yetkisi bulunmamasını eleştiren Okuyan, bu durumun “her tarafın” işine geldiğini ifade etti. “Böylelikle toplum algısında kişiler ön plana çıkıyor” diyen Okuyan, bu yasa değiştirilmeden yapılacak seçimlerin meşruiyetinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Yasada baraj, Hazine yardımı gibi konulardaki eşitsizliğin de altını çizen Okuyan, TKP açısından konunun önemsendiğini, söz konusu başlıklarla hesaplaşılacağını kaydetti.
Yasama ve yürütme ayrılığının Meclis’in yetkilerini yürütme lehine kaldırdığına dikkat çeken Okuyan, yürütmenin yasama içerisinde olması gerektiğini söyledi, bu durumun siyaseti halk denetiminden uzaklaştırdığını vurguladı.
“Meclis dışında hiçbir kuvvet olmasın” diyen Okuyan, grubu olan hiçbir partinin bunu savunamayacağını dile getirdi.
‘TÜSİAD-AKP gerilimi iki tarafın da işine geldi’
TÜSİAD-AKP gerilimini de yorumlayan Okuyan, bu durumun ilk kez yaşanmadığını hatırlattı. TÜSİAD’ın, sermaye düzeninin zaten iktidarda olduğunu, zaman zaman böyle açıklamalar, zaman zaman da gizli görüşmeler yaptığını söyleyen Kemal Okuyan, görüşmelerin bazen gerilimli hale geldiğini, bunların sahte olmadığını belirtti.
“AKP’nin girdiği yer sürdürülemez” diyen Okuyan, TÜSİAD’ın yüksek kârları sağlayan ortamın devamına, dış kaynak gelmesine odaklandığının altını çizdi. AKP’nin TÜSİAD tarafından daha önce de uyarıldığını ifade eden Okuyan şöyle konuştu:
“Bu gerilim kime yarıyor? TÜSİAD bu kadar yoksulluk olan ülkede kendi sorumluluğundan sıyrılıyor. TÜSİAD’ın en büyük korkusu toplumsal patlamadır. Aslında insanlara böyle yaparak ‘Sorumlu biz değiliz’ dediler. Çok önemli bir kampanya yaptılar. AKP de zenginler kulübüne kafa tutmuş oldu, hem de sermaye sınıfına hizmeti gizlendi. Kazan kazan. İki tarafın da işine geldi.”
‘Hep işçilere bir pay aktarılmasından söz ediliyor, işçi sınıfının hakları ne olacak?’
Kemal Okuyan, TKP’nin bugün yayımladığı bildirgede işçi sınıfı için demokrasi ve özgürlük derken neyin kastedildiğini de şöyle açıkladı:
“Türkiye’de işçi sınıfı iktidar olunca demokrasi ve özgürlükler alanı genişleyecek. Ama bugün böyle bir ülkede işçilerin ne hakları var? Grevi hakkı yok örneğin, sendikaların üzerinde baskı var. Pazarlık gücü elinden alınmış yığınlar var. Hep işçilere bir pay aktarılmasından söz ediliyor, işçi sınıfının hakları ne olacak? Neden ücret belirlemede herhangi bir söz hakları yok?
İşçiler adım atınca gözaltına alınıyor, darp ediliyor. Sokakta insanların konuştuğu, Türkiye’nin temel derdi hayat pahalılığı. Bizim de temel gündemimiz bu. Bu alanda da bir hazırlığımız var, adım atacağız.”