HABERMAX. CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri Cezaevi’nden gönderdiği mektup, Aile Dayanışma Ağı’nın (ADA) 27. buluşmasında Bursa Kent Meydanı’nda okundu. İmamoğlu, 9 Mart’ta başlayacak İBB davasını “yöneteni belli bir müsamere” olarak niteleyerek adalet vurgusu yaptı.
Bursa Kent Meydanı, Türkiye’nin 81 iliyle eş zamanlı olarak düzenlenen tarihi bir buluşmaya sahne oldu. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın da katıldığı etkinlikte Ekrem İmamoğlu’nun kamuoyuna seslendiği mektubu paylaşıldı.
Mektubu okumadan önce bir açıklama yapan İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, ailelerin 26 haftadır Saraçhane’de bir araya gelerek dayanışmayı büyüttüğünü belirtti. Yeşiltaş, “Yaşanan bu büyük haksızlığa yalnızca Saraçhane’den değil, Türkiye’nin 81 ilinden aynı haykırış yükseliyor. Bu memleket meselesidir. Şimdi sizlere Silivri Zindanı’ndan milletin refahı için mücadele eden Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okuyoruz” dedi.
İmamoğlu, Silivri’den gönderdiği mesajda yargı sürecine dair sert eleştirilerde bulundu. Özellikle 9 Mart’ta başlayacak davaya dikkat çeken İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bizleri siyasi esaret altına alanların yeni bir kumpası da 9 Mart’ta başlıyor. Önümüzdeki günlerde ‘dava’ dedikleri, ‘mahkeme’ dedikleri; yazanı, yöneteni belli bir ‘müsamere’ sergileyecekler. Bizi zindanlarda tutmalarının en büyük sebebi, bu vatana ve 86 milyona ayırmadan hizmet etmemizdir.”
Mektubunda Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutuklanmasına da değinen İmamoğlu, süreci “kirli bir yüzün yansıması” olarak tanımladı. Özcan’a yönelik iftira ve kumpasların halkın iradesini sindirmeye yönelik olduğunu belirten İmamoğlu, “İçiniz ferah olsun, dürüstlük ve çalışkanlık bizim en büyük gücümüzdür” mesajını verdi.
Ramazan ayının manevi ikliminde sevdiklerinden ayrı kalmanın burukluğunu yaşadığını ifade eden İmamoğlu, mektubunu şu sözlerle noktaladı: “Hukuksuzluğun hükmü elbette sona erecek. Tutuklamayı keyfi bir cezalandırma yöntemine dönüştürenler kaybedecek. Her şey çok güzel olacak.”