HABERMAX. Tarihçi , TBMM’ye sunulan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifine ilişkin peş peşe yaptığı açıklamalarda, düzenlemenin hukuki boyutu ve uygulanabilirliği konusunda kapsamlı eleştirilerde bulundu. “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan yasa teklifini değerlendiren Halaçoğlu, hem teklifin bazı maddelerinin hukuk devleti ilkeleri açısından tartışmalı olduğunu savundu hem de kamuoyunun yanıtını beklediği çok sayıda soru bulunduğunu ifade etti.

Halaçoğlu, açıklamalarında yasa teklifinin ancak terörün tamamen sona ermesini sağlayacak somut mekanizmalar içermesi halinde amacına ulaşabileceğini belirterek, uygulama aşamasında ortaya çıkabilecek hukuki ve güvenlik sorunlarına dikkat çekti.
Halaçoğlu, açıklamasında “Terörsüz Türkiye’yi kim istemez?” diyerek terörün sona ermesini herkesin arzuladığını ifade ederken, TBMM’ye sunulan yasa teklifinin birçok belirsizlik içerdiğini ileri sürdü.
Teklifin, Abdullah Öcalan’ın çağrısının ardından “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” adıyla Meclis’e sunulduğunu hatırlatan Halaçoğlu, bazı milletvekillerinin teklif maddelerini ayrıntılı incelemeden imza attığını iddia etti.
Halaçoğlu, değerlendirmesinde 1464 yılında Tursun Bey tarafından kaleme alınan Tarih-i Ebu’l-Feth adlı esere atıfta bulunarak Osmanlı hukuk anlayışını örnek gösterdi.
Buna göre devlet yöneticilerinin aldığı kararların kanun niteliği kazanabilmesi için iki temel şart bulunduğunu belirten Halaçoğlu, bunların mevcut hukuk düzenine aykırı olmamak ve kanunu uygulayan kişileri ileride suçlu duruma düşürmemek olduğunu söyledi.
Bu ilkelerin günümüz hukuk anlayışı açısından da önemini koruduğunu savunan Halaçoğlu, yasa teklifindeki bazı düzenlemelerin bu prensiplerle bağdaşmadığını öne sürdü.
Halaçoğlu’nun en dikkat çektiği bölüm ise teklifin 10. maddesinin ikinci fıkrası oldu.
Söz konusu düzenlemede, kanunun uygulanması kapsamında görev yapan kişilerin hukuki, idari ve cezai sorumluluklarının doğmayacağına yönelik güvence verilmesini eleştiren Halaçoğlu, bunun hukuk devleti açısından soru işaretleri doğurduğunu ifade etti.
“Yaklaşık 600 yıl önce Osmanlı Devleti’nin ortaya koyduğu hukuk anlayışının gerisine düşülmüştür.” değerlendirmesinde bulunan Halaçoğlu, eğer çıkarılan düzenleme hukuka uygunsa uygulayıcıları ayrıca koruma altına almanın neden gerekli olduğunun açıklanması gerektiğini savundu.
Halaçoğlu’nun dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri de yasa teklifinin kapsamı oldu.
PKK’nın yanı sıra KCK yapılanmasının da yasada yer aldığını belirten Halaçoğlu, KCK’yı oluşturan PKK, PYD, PJAK (PEJAK) ve PÇDK gibi yapıların tamamının kendilerini feshedip silah bıraktıklarının nasıl tespit edileceğini sordu.
Halaçoğlu, yalnızca PKK’nın silah bırakmasının yeterli olup olmayacağı, diğer yapılanmaların faaliyetlerine devam etmesi halinde yasanın nasıl uygulanacağı konusunda açıklık bulunmadığını ileri sürdü.
Yasa teklifinin uygulanabilirliğine ilişkin sorular yönelten Halaçoğlu, örgütün teslim ettiği silahlar dışında gizli silah depolarının bulunup bulunmadığının nasıl tespit edileceğini de gündeme taşıdı.
Devletin elinde kapsamlı bir silah envanteri bulunup bulunmadığını sorgulayan Halaçoğlu, eksik teslimat olması halinde nasıl bir denetim mekanizmasının işletileceğinin açıklanması gerektiğini ifade etti.
Halaçoğlu, geçmişte yaşanan hendek olaylarını hatırlatarak sürecin başarısız olması ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi.
Terör örgütü mensuplarının bir bölümünün yasayı kabul etmemesi veya yeniden silahlı faaliyetlere başlaması halinde, yasadan yararlanan kişiler hakkında nasıl bir hukuki süreç işletileceğinin belirsiz olduğunu dile getirdi.
Ayrıca, serbest bırakılan kişilerin ilerleyen yıllarda yeniden bölücülük veya terör propagandası yapmaları durumunda uygulanacak yaptırımların da açık şekilde düzenlenmesi gerektiğini savundu.
Halaçoğlu, terör saldırılarında yakınlarını kaybeden ailelerin durumunun da yasa teklifinde yeterince ele alınmadığını ileri sürdü.
Şehit aileleri ve terör mağdurlarının yaşadığı acıların nasıl telafi edileceği, kişisel davaların akıbeti, devam eden yargılamaların nasıl sonuçlandırılacağı ve daha önce suç işlediği halde yakalanamayan kişilere ilişkin düzenlemelerin kamu vicdanı açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamasının sonunda Halaçoğlu, dile getirdiği tüm soruların yasa teklifini hazırlayanlar tarafından kamuoyuna açık biçimde yanıtlanması gerektiğini belirtti.
Halaçoğlu, sürecin başarısız olması halinde ortaya çıkabilecek toplumsal ve hukuki sonuçların sorumluluğunun da değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, teklifin Meclis görüşmeleri sırasında tüm yönleriyle ele alınmasının önem taşıdığını ifade etti.Bu haber, Yusuf Halaçoğlu’nun kamuoyuna yaptığı açıklama ve değerlendirmeleri haber diliyle aktarmaktadır; metindeki değerlendirmeler Halaçoğlu’na aittir.