30 Ekim 2026
ReklamTepe Header Reklam Alanı (728x90 / Responsive)
HaberMax LogoGerçek Haberin Kaynağı
DOLAR48.79▲ %0.05
EURO56.05▼ %0.12
ALTIN (GR)6.870▲ %1.05
ÇEYREK11.300▲ %0.80
Son Dakika
Haberler/SİYASET+/TKP’den 29 Ekim’de Üç Büyükşehirde Yürüyüş: “Çalınan Cumhuriyeti Geri Alacağız!”

TKP’den 29 Ekim’de Üç Büyükşehirde Yürüyüş: “Çalınan Cumhuriyeti Geri Alacağız!”

TKP’den 29 Ekim’de Üç Büyükşehirde Yürüyüş: “Çalınan Cumhuriyeti Geri Alacağız!”
TKP’den 29 Ekim’de Üç Büyükşehirde Yürüyüş: “Çalınan Cumhuriyeti Geri Alacağız!”
Aa
Okuma Boyutu
Standart Boyut (%100)

HABERMAX. Türkiye Komünist Partisi (TKP), Cumhuriyet’in ilanının 103. yıldönümünde "Çalınan Cumhuriyeti Geri Alacağız" sloganıyla Ankara, İstanbul ve İzmir’de kitlesel yürüyüşler düzenledi.

gorsel

İstanbul'daki yürüyüş saat 19.30'da Kadıköy Söğütlüçeşme Metrobüs durağından başladı. Binlerce emekçi “Kahrolsun saltanat yaşasın Cumhuriyet”, “Bu halk size diz çökmez, boyun eğmez”, “Cumhuriyet bizim, yaşasın sosyalizm”, “Hırsız holdingler, hırsız TÜSİAD”, “Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez”, “Cumhuriyet için ayağa kalk” sloganlarıyla, düdükler ve ıslıklarla çoşkulu bir kortejle çarşı boyunca yürüdü.

“Cumhuriyeti geri almak için onu eşitlikle ve emekçi halkın iktidarıyla buluşturmak zorundayız” diyenlerin buluştuğu kalabalık kortejde gasp edilen hakları için dayanışma ağlarında yan yana gelerek mücadele eden işçiler, emekliler, sağlıkçılar, öğretmenler, gençler, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin yerel meclislerinde emeğin Cumhuriyet’ini kurmak için mücadele yürüten yurttaşlar da kendi pankartlarıyla yerlerini aldı.

İstanbulda binler karanlığa gömülen meydanı aydınlattı

Yürüyüşün ardından Rıhtım Meydanı’nda toplanan yurttaşları Şua İnşaat tarafından ücretleri ödenmeyerek işten çıkarılmaları üzerine Patronların Ensesindeyiz Ağı’nda bir araya gelerek hakları için mücadele eden inşaat işçileri adına Ahmet Özdemir selamladı. Özdemir, “patronlar Cumhuriyet’i yıktı, biz emekçiler Cumhuriyet’i yeniden inşa edeceğiz” diyerek tüm emekçileri mücadelelerine destek vermeye çağırdı.

Ardından TKP Merkez Komite Üyesi Alpaslan Savaş meydanı dolduran yurttaşlara seslendi. Kalabalığı gizlemek için karartılan meydanı yurttaşlar telefonlarının ışıklarıyla aydınlattı.

Savaş, konuşmasına Cumhuriyet’in Anadolu'nun yoksul halkı ve Mustafa Kemal önderliğindeki kadrolar tarafından başarılan bir devrim olduğunu belirterek başladı:

“İstanbullular hepinizin cumhuriyeti kutlu olsun. Eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık fikriyle ortaya çıktı cumhuriyet. Ve bu fikir Anadolu'nun yoksul halkının, emekçilerinin, köylülerinin daha iyi bir ülke yaratmak daha aydınlık bir ülke yaratmak, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık bayrağı altında yaşayabilmeleri fikrinin hayata geçmesiydi.

Cumhuriyet bağımsızlık, eşitlik ve özgürlük fikri bir devrimle taçlandı. Bu devrim cumhuriyet devrimidir. Bugün kutlayacağımız şey varsa o da Anadolu halkının bu halkın elleriyle bileğinin kuvvetiyle hayata geçirdiği bu devrimdir. Kutlu olsun cumhuriyet devrimi. Cumhuriyetin mimarıydı onlar. Ezilenler, yoksullar ayağa kalktılar ve geleceklerini ellerine aldılar. Buradan cumhuriyet devriminin mimarı kurtuluş mücadelesini devrimle taçlandıran kadrolara da saygılarımızı sunmamız gerekir. Mustafa Kemal ve arkadaşları Anadolu'nun yoksul halkıyla birlikte hepsi bu ülkenin bağımsızlığı için mücadele ettiler ve elde ettiler. Hepsini saygıyla, sevgiyle selamlıyoruz.

‘Bizim için 29 Ekim artık bir mücadele günüdür’

Cumhuriyetin bir karşıdevrimle geriletildiğini belirten Savaş, verili siyasal, ekonomik ve toplumsal koşullarda 29 Ekim'in artık bir kutlama değil mücadele günü haline geldiğini ifade etti:

“Cumhuriyet kutlu olsun dedik. Olsun tabii ki olsun olmasına ama bugün 103 yıl sonra cumhuriyet bir karşıdevrimle ne yazık ki geriletildi. Bunu görmemiz hani derler ya eğri oturup doğru konuşmamız lazım. Bugün ülkemize dönüp baktığımızda gördüğümüz şeyler cumhuriyetin bir karşıdevrim hamlesi karşısında gerilediği hatta önemli mevzi kaybettiğidir.

Bir ülkede bir ülkede bağımsızlık fikrinin yerine işbirlikçilik almışsa, yurttaşlık fikrinin yerine ümmetçilik yükselmişse laiklik gitmiş yerine dinsellik gelmişse; aklı hür, vicdanı hür yurttaşlara bağımlılık ve geri fikirler yüklenmişse, kamuculuk yerine piyasacılık yükselmişse biz o ülkede cumhuriyetin varlığının tehlikeye düştüğünü hatta gerilediğini söyleriz. Böyle bir ülkede cumhuriyetten bahsedemeyiz. Ne yazık ki bahsedemeyiz. Böyleyse hal, cumhuriyet bu noktaya getirilmişse o zaman esas olan bugünü bayram değil bir mücadele günü haline getirmektir. Bizim için 29 Ekim artık bir mücadele günüdür.

Türkiye'de cumhuriyetimizi çaldılar. Bu halkın cumhuriyeti çalınmıştır. Onu geri alacağız o başka. Mücadele günü dedik. Ama kim çaldı cumhuriyeti? Kimler çaldı cumhuriyeti? Bunu iyi anlamamız, iyi tespit etmemiz lazım ki madem mücadele günündeyiz, kimlere karşı mücadele edeceğimizi, neye karşı ayağa kalkacağımızı iyi bilmemiz lazım. Bakın memleketin haline cumhuriyeti kimin çaldığını görürsünüz. İşte size fon soygunu. Cumhuriyeti çalanlar fon soyguncularıdır. İçlerinde siyasetçiler var. İçlerinde milletvekilleri var, eski bakanlar var. Bürokratlar var. Halkın üç kuruş köşeye koyduğu bileziğini bozdurup verdiği ya da fazla mesaisiyle arttırıp köşeye koyduğu parayı borsada, fonda hortumlayıp zenginleşenler bunlar. İşte cumhuriyeti bunlar çaldılar. Hani kimsesizlerin kimsesiydi cumhuriyet? Bunlar kimsesizleri sokak ortasında bırakıp kasalarına koştular. Hırsızlık yaptılar, Cumhuriyet’i çaldılar.

Bir ülkenin refahı, bir ülkenin gelişmişliği, iyiliği, gönenci önce çocuklarına bakarsınız sonra yaşlılarına bakarsınız. Onlar nasıl yaşıyor, ne durumdadır? Ona bakarak karar verirsiniz. Bugün bu ülkenin yaşlıları ikinci sınıf vatandaş bile değildir. Ölsün diye bekliyorlar. Neden? Asgari ücretin altında emekli maaşı. Bugün emeklileri ucuz tek yıldızlı otellerin paylaşımlı odalarına mahkûm ediyorlar. İşte bunlardır cumhuriyetimizi çalanlar. Bunlardır cumhuriyeti çalanlar.

Kademeli emeklilik çıkacak mı çıkmayacak mı bunu tartışıyoruz. Emeklilik hakkını ortadan kaldırıp emekliliği şirketlerin para kazanma aracı haline getiren onu da fon haline getirenlerdir cumhuriyeti çalanlar. Cumhuriyeti çalanlar MESEM adı altında çocuk işçiliğe yasal kılıf getirenlerdir. O çocuk işçileri patronuna dövdürenlerdir. Onların iş cinayetlerinde ölümünü seyredenlerdir.”

‘Hiç kimse bu ülkeyi ABD'nin ipiyle, İsrail'in kuyusuna indirmeye çalışmasın’
TKP MK Üyesi Alpaslan Savaş, Türkiye’nin iktidarın Yeni Osmanlıcı politikalarıyla içine sürüklendiği tehlikeye dikkat çektiği konuşmasına şöyle devam etti:

“Bizim için cumhuriyet, komşularınla iyi geçinmektir. Bizim için cumhuriyet dostluktur, barıştır. Şimdi bugün Meclis’te bu Cumhuriyet Bayramı 29 Ekim’den sonraki günlerde görüşülmeyi bekleyen bir şer anlaşması var. Adı Mekke Anlaşması. Bizim için, cumhuriyet için bağımsızlık yurtta barış, dünyada barıştır. Bunun tersine hareket edenler cumhuriyeti çalanlardır.

Şimdi diyorlar ki Türkiye büyük ülke haline geliyor. Pakistan ve Suudi Arabistan'la birlikte yapılan bu anlaşma aslında bir güvenlik anlaşmasıymış. Türk askeri o taraflara gitmeyecekmiş. Zaten orası da uzakmış. Böyle söylüyorlar Dalga mı geçiyorsunuz bizimle? Bu halkla dalga mı geçiyorsunuz? Dünya coğrafyasının en çatışmalı, en sorunlu bölgesinde birbirleriyle savaşan taraflar arasında bu ülkeyi o taraflardan birinin yanında müttefik ilan ediyorsunuz. Bununla ilgili anlaşma yapıyorsunuz. 10 yıl sürecek diyorsunuz Suudi Arabistan'ın yanında. Sonra da diyorsunuz ki “ama ortada bir problem yok.”

Olmaz olur mu? Dalga mı geçiyorsunuz bizimle? Savaşın şakası olur mu? Gönderirseniz o çocukları, o Mehmetçikleri, bunun hesabını verebilecek misiniz bu halka? Biz soracağız bunun hesabını. Soracağız. Bundan herkes emin olsun. Tek bir vatan evladı, tek bir emekçi çocuğunun başka bir coğrafyadan buraya cenazesi gelmeyecek. Bunun için mücadele edeceğiz. 29 Ekim bunun için mücadele günüdür. Hiç kimse bu ülkeyi ABD'nin ipiyle, İsrail'in kuyusuna indirmeye çalışmasın.”

‘Kardeşlik ancak sınıf içinde sağlanır’
Etnik, dini veya Yeni Osmanlıcı söylemlerin gerçek bir kardeşlik getiremeyeceğini vurgulayan Savaş, Türk ve Kürt işçilerin aynı patronlarca sömürüldüğünü dile getirdi, gerçek bir kardeşliğin ancak ortak sınıf mücadelesiyle kurulabileceğini vurguladı:

“Şimdi cumhuriyeti çalanları söylüyoruz ve bugün bir mücadele günüdür diyoruz cumhuriyeti yeniden kazanmak için. Daha ilerisini kurmak için. Nedir daha ilerisi? Benden önce buraya gelip size ‘bizim cumhuriyetimizi patronlar yıktı, biz işçiler yeniden kuracağız’ diyen Kürt emekçisi kardeşimdir. Niye bunu söylüyorum biliyor musunuz? Şimdi herkesin dilinde bir cumhuriyet, herkesin kendine göre bir cumhuriyeti var. Cumhuriyet düşmanları, cumhuriyeti ortadan kaldıranlar, yeminli karşıdevrimciler şimdi cumhuriyetçi kesilmiş durumdalar. Bizim karnımız tok. Halkın karnı da tok. İşte onun göstergesi bugün burada konuşan arkadaşımız.

Türkiye'nin dört bir yanında inşaat sektöründe çalışıyor bu arkadaşlarımız, bu kardeşlerimiz. Türk olmuş, Kürt olmuş, Çerkez olmuş, Laz olmuş hiçbir önemi yok; sömürülüyorlar. Kürt patron tarafından sömürülüyorlar, Türk patron tarafından sömürülüyorlar. Avrupalı patronlar tarafından sömürülüyorlar. Şimdi bize diyorlar ki ‘daha güçlü bir cumhuriyet daha büyük bir Türkiye kuracağız.’ Nasıl kuracağız? Yeni Osmanlı hevesleriyle Türkiye'nin rotasını, gözünü, topunu, tüfeğini Ortadoğu'ya çevirip o bölgedeki ülkelerin yurttaşlarıyla, etnik kökenleriyle kendi ülkemizdeki diğer kimliklerle kardeşlik sağlayacağız diyorlar. Böylece de Kürt sorununu çözeceklerini söylüyorlar. Çözülmez. Çözemezsiniz. Çünkü etnik kimliklerle Osmanlıcı heveslerle mezhepçilikle din kardeşliğiyle kardeşlik sağlanmaz.

Kardeşlik ancak sınıf içinde sağlanır. Kürt işçisiyle Türk işçisi arasında sağlanır. Çünkü onlar kimliği, dini, inancı, hiçbir şeyi fark etmeden birlikte sömürülüyorlar. Birlikte eziliyorlar. İşte onlar birleşir, ayağa kalkar, biz de çalınan cumhuriyetin ilerisini kurarız. Daha iyisini yaparız.”

‘Tek suçlu AKP değildir, kimse AKP’nin arkasına saklanmasın’
Cumhuriyet’in tasfiyesinden sadece AKP iktidarının sorumlu tutulamayacağını kaydeden Savaş, ülkenin içinden geçtiği önemli uğraklarda iktidara güç veren siyasal odakların, sermaye sınıfının, sosyal demokratların, NATO destekçilerinin ve düzen partilerinin karşıdevrimin ilerleyişinde oynadığı role işaret ettiği sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kim çaldı Cumhuriyet’i? Kim karşıdevrimin tezgahçısıysa o çaldı elbette. Elbette adı sanı belli: AKP iktidarıdır. 25 yıla merdiven dayamış AKP iktidarı Cumhuriyet’in kazanımlarını bir bir ortadan kaldırmak için çaba sahip etmiştir. Ne yazık ki yol da almıştır. Fakat şunu söylemek zorundayız: Tek suçlu AKP değildir. Her kötülüğün başı AKP diye gösterenler kötülüğün başı AKP'dir ama kendi kötülüklerini kendi hatalarını saklamak için de bunu yapmaktadır. Kimse AKP'nin arkasına saklanmasın.

12 Eylül filenin cumhuriyetin çalınmasında payı yok mudur? Kenan Evren değil midir ülkeyi AKP iktidarına taşıyan? 2010’da referandum geldiğinde sözde vesayetçilerle hesaplaşıp demokratik bir anayasa yapacağız diye AKP'yi destekleyen ‘Yetmez Ama Evetçiler’ değil midir? ‘İmam hatipleri en çok ben açtım’ diyen sosyal demokratlar değil midir suçlu? Bununla övünen, bunun için AKP'yle yarışanlar değil midir? Kimse saklanmasın AKP'nin arkasına. Cumhuriyet’le hesaplaşmaya çalışan, Cumhuriyet’in eşitlik, özgürlük, bağımsızlık fikrinden kurtulmaya çalışanlar Cumhuriyet’i çalanlardır. Bu ülkeyi NATO'ya sokanlardır. Bu ülkeyi NATO'ya girsin diye bu ülkenin çocuklarını, evlatlarını Kore'de savaşa yollayanlardır.

Bıkmadan anlatacağız, bıkmadan söyleyeceğiz. Bunların hepsinin arkasında Türkiye'nin zenginleri vardır, sermaye sınıfı vardır, holdingleri vardır. Kimse saklanmasın o süslü cumhuriyet reklamlarının arkasına. Bu Cumhuriyet’in köküne siz kibrit suyu döktünüz. Hesabını soracağız sermaye sınıfından bunun.”

‘Cumhuriyet’i yeniden işçi sınıfının emekçilerin elleri üstünde yükselteceğiz’
TKP Merkez Komite Üyesi Alpaslan Savaş, konuşmasını Cumhuriyetçilerin ortak mücadelesiyle işçi sınıfının elleri üzerinde yükselecek eşitlikçi ve sosyalist bir cumhuriyetin kurulması gerektiğini vurgulayarak şöyle sonlandırdı:

“Yeri geldi mi en demokrat çağdaş görüneceksin. AKP beni yargılıyor diyeceksin. Ama Evren’e ‘elinden tutulmaz ağam daha fazlasını yap’ diye mektup yazacaksın Vehbi Koç olarak. Sonra da AKP iktidara geldiğinde TÜPRAŞ’ı ondan üç kuruşa alacaksın. Cumhuriyet sermaye sınıfı tarafından çalınmıştır. Bunun adını koymamız gerekir. Kimse AKP'yle elini yıkamasın. Suçluları biliyoruz. Biz Cumhuriyet’i yeniden bağımsızlık, eşitlik, adalet ve işçi sınıfının emekçilerin elleri üstünde yükselteceğiz.

Türkiye'nin başka bir kurtuluşu yok. Bu ülkenin başka bir refahı yok. Bugün bu fon patlayacak, yarın başkası. Kimse yargılanmıyor. Yargılansa ne değişecek? Kurmuşlar bir borsa düzeni, kurmuşlar bir bahis düzeni halkın parasını kumarda iç ediyorlar. Sermaye düzenidir bunun adı, eşitsizliğin kaynağıdır. Piyasa düzenidir. Piyasa düzeninin yerine devletçi bir düzen kurmamız gerekir.

Piyasa düzeninin yerine eşit, işçilerin haklarını güvence altına alan, barınma, eğitim, sağlık, temel yaşam ihtiyaçlarının dert edilmeyeceği, sermayenin el koyduğu zenginlikleri pay ettiğimiz, eşitçe paylaştığımız bir düzen kuracağız. Bir düzen kurmak zorundayız. Bunun adı sosyalizmdir. Sosyalist cumhuriyettir bizim ihtiyacımız olan. Kim mi yapacak? Nasıl mı yapacağız? Nasıl kararttılar burayı? Farkındasınız değil mi? Siz nasıl aydınlattınız burayı? Öyle yapacağız işte. Bu meydanı nasıl aydınlattıysak ülkeyi de öyle aydınlatacağız.

Bu ülkenin yurtseverleri, cumhuriyetçileri, komünistleri, Kemalistleri hep beraber ayağa kaldıracağız. Bugün emekçi halkın istikrar arayışına, geleceğine güvenle bakma arayışına ancak böyle yanıt verebiliriz. Bunu iddia eden, bunu örgütlemeye çalışan Cumhuriyet’i kazanır, daha iyisini kurar, olanı da geri alır. Kimse umudunu kesmesin, Kimse enseyi karartmasın. Biz biliyoruz, gündüzünde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir cumhuriyet mümkün, onu mutlaka alacağız.”

Ankara: 'Bugün eşitlik, laiklik ve bağımsızlık için mücadele günüdür'

Başkentteki yürüyüş saat 17.30’da Kolej’den başladı. Ziya Gökalp Caddesi boyunca devam eden yürüyüşte kitle sık sık “Sermaye defol, bu memleket bizim!”, “Boyun eğme, memlekete sahip çık!” ve “Emperyalizmin askeri olmayacağız!” sloganları attı.

Yürüyüşün sona erdiği Sakarya Caddesi’nde TKP Ankara İl Başkanı Banu Ünver bir konuşma yaptı. Konuşmasına Cumhuriyet'in temel kazanımlarının ortadan kaldırıldığına işaret ederek başlayan Ünver, yaşanan yıkımın asıl sorumlusunun sermaye sınıfı olduğunu belirtti:

"Bugün Cumhuriyeti çaldılar. Bütün değerlerini; bağımsızlığı, egemenliği, halkçılığı, kamuculuğu ve laikliği ortadan kaldırdılar. Geriye yalnızca büyük bir yıkım ve karanlığa doğru sürüklenen bir ülke kaldı. Peki, bunun sorumlusu kim? Bu ülkede Cumhuriyeti kim çaldı? Sorumlu; ülkesine tümüyle yabancılaşmış, kendi çıkarlarını emekçilerin insanlık dışı koşullarda yaşaması üzerine kurmuş, ülkenin bütün zenginliklerinin ve kaynaklarının üzerine çöken sömürücü sermaye sınıfıdır. Tüm bunların sorumlusu onlardır."

Ünver, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Bu ülkenin emekçileri bu mücadeleye omuz verecek ve emekçilerin cumhuriyeti yine alın teriyle inşa edilecektir. Yeni cumhuriyet, ülkedeki bütün değerleri ortaya çıkaran gerçek sahiplerinin elleriyle kurulacaktır. Bu iradeyle; Kurtuluş Savaşı'nda ve Cumhuriyet'in kuruluşunda emek veren tüm kahramanları ve bu mücadelenin önderi olan Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla selamlıyoruz. Bugün 29 Ekim ve ortada salt bir kutlamadan ziyade büyütülmesi gereken bir mücadele gerçeği var. Bugün eşitlik, laiklik ve bağımsızlık için mücadele günüdür. İnsanca bir yaşam, bağımsız ve egemen bir ülke, aydınlık bir gelecek ve çocukların yüzünün gülebilmesi için tek yol bu mücadeleyi yükseltmektir. Yaşasın Cumhuriyet!"

İzmir: 'Cumhuriyet’i patrona ve yobaza bırakmayız'

TKP'nin Cumhuriyet’in ilanının 103. yıl dönümü dolayısıyla İzmir'de düzenlediği halk yürüyüşü de 19.00'da Karşıyaka ilçesinde başladı. Karşıyaka İZBAN İstasyonu önünde toplanan yurttaşlar, sloganlar ve pankartlar eşliğinde Karşıyaka Çarşısı boyunca yürüyerek çarşı girişine kadar ilerledi.

Yürüyüşün ardından gerçekleştirilen basın açıklamasında konuşan TKP Merkez Komite Üyesi Berkay Kemal Önoğlu, Cumhuriyet’in ancak emekçilerin mücadelesiyle yeniden ayağa kaldırılabileceğini vurguladı. Büyük holdinglerin ve sermaye gruplarının 29 Ekim mesajlarını sert sözlerle eleştiren Önoğlu, Cumhuriyet'in patronların insafına bırakılamayacağını ifade ederek şöyle konuştu:

“Şimdi her 29 Ekim’de olduğu gibi büyük övgülerle, süslü cümlelerle o büyük sermaye sahipleri reklam filmleri yayınlıyorlar. Milyonlarca emeklimiz, okullarda sabun aranırken yüzde 400-500 kâr oranlarıyla her yıl Cumhuriyet’in tasfiyesini karşılayanlar neyi kutluyorlar? Kıdem tazminatına bile göz dikenler, kıyılarımızı, madenlerimizi, ormanlarımızı yağmalayan Cengiz’i, Limak’ı, Koç’u, Sabancı’sı... Bunların bugün Cumhuriyet’le ne ilişkisi var? Cumhuriyet bizim için eşitlik, egemenlik ve özgürlük demektir. Cumhuriyet bizim, patrona, yobaza bırakmayız! Mücadelemiz verildikten sonra sırtımızdan bu sömürücüleri attıktan sonra geriye adını koymak kalacak: Yeniden Cumhuriyet, emekçilerin cumhuriyeti olacak, ille de sosyalizm olacak!”

gorsel

CHP Çekmeköy İlçe Başkanı Halis Gerbaga’dan 29 Ekim Mesajı: “Cumhuriyet, Bağımsızlığımızın ve Özgürlüğümüzün En Güçlü Teminatıdır”

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Bir Yorum Bırakın

Bot Doğrulaması: 0 + 0 = ?
📲
Masaüstüne Ekle
HaberMax'i tek tıkla açın
Mobil / Masaüstü Alt Yapışkan Banner