27 Ekim 2026
ReklamTepe Header Reklam Alanı (728x90 / Responsive)
HaberMax LogoGerçek Haberin Kaynağı
DOLAR48.79▲ %0.05
EURO56.05▼ %0.12
ALTIN (GR)6.870▲ %1.05
ÇEYREK11.300▲ %0.80
Son Dakika
Cemil Tugay’dan Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a Ziyaret: İzmir’in Ekonomisi ve Fuarlar Masaya Yatırıldıİş Sanat’ın Yeni Sezonunda Dünya Müziğinin Yıldızları İstanbul’da BuluşuyorHasan Karal’dan Mekke Anlaşması Uyarısı: “Hangi Durumlarda Cumhurbaşkanı Kararı Yeterli Olacak, Hangi Durumlarda Meclisin İznine Başvurulacak?”İBB’den Çatalca ve Silivri Çiftçilerine Tohum ve Hasat Makinesi DesteğiYılmaz Akkılıç’ın Yaşamı ve Mücadelesi Kitapla Ölümsüzleşti: “Susmak da Bir Eylemdir”Kızılay’ın İyilik Ordusu 500 Bini Aştı! Gönüllülerin Yüzde 63,5’i KadınMerter Final Okulları Kız Futbol Takımı Dünya Dördüncüsü Oldu! Türkiye’ye Büyük Gurur Yaşattılarİzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Basmane Çukuru Açıklaması: “Belediyenin Hakkı Satılmıyor, Korunuyor”Cemil Tugay’dan Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a Ziyaret: İzmir’in Ekonomisi ve Fuarlar Masaya Yatırıldıİş Sanat’ın Yeni Sezonunda Dünya Müziğinin Yıldızları İstanbul’da BuluşuyorHasan Karal’dan Mekke Anlaşması Uyarısı: “Hangi Durumlarda Cumhurbaşkanı Kararı Yeterli Olacak, Hangi Durumlarda Meclisin İznine Başvurulacak?”İBB’den Çatalca ve Silivri Çiftçilerine Tohum ve Hasat Makinesi DesteğiYılmaz Akkılıç’ın Yaşamı ve Mücadelesi Kitapla Ölümsüzleşti: “Susmak da Bir Eylemdir”Kızılay’ın İyilik Ordusu 500 Bini Aştı! Gönüllülerin Yüzde 63,5’i KadınMerter Final Okulları Kız Futbol Takımı Dünya Dördüncüsü Oldu! Türkiye’ye Büyük Gurur Yaşattılarİzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Basmane Çukuru Açıklaması: “Belediyenin Hakkı Satılmıyor, Korunuyor”
Haberler/SİYASET+/Hasan Karal’dan Mekke Anlaşması Uyarısı: “Hangi Durumlarda Cumhurbaşkanı Kararı Yeterli Olacak, Hangi Durumlarda Meclisin İznine Başvurulacak?”

Hasan Karal’dan Mekke Anlaşması Uyarısı: “Hangi Durumlarda Cumhurbaşkanı Kararı Yeterli Olacak, Hangi Durumlarda Meclisin İznine Başvurulacak?”

Hasan Karal’dan Mekke Anlaşması Uyarısı: “Hangi Durumlarda Cumhurbaşkanı Kararı Yeterli Olacak, Hangi Durumlarda Meclisin İznine Başvurulacak?”
Hasan Karal’dan Mekke Anlaşması Uyarısı: “Hangi Durumlarda Cumhurbaşkanı Kararı Yeterli Olacak, Hangi Durumlarda Meclisin İznine Başvurulacak?”
Aa
Okuma Boyutu
Standart Boyut (%100)

HABERMAX. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasının TBMM Dışişleri Komisyonu’ndaki görüşmeleri sırasında önemli değerlendirmelerde bulundu. Anlaşmanın Türkiye’ye getirebileceği askeri yükümlülüklerin kapsamının açıkça belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Karal, özellikle Yemen’deki çatışmalar ve Pakistan’ın Afganistan ile yaşadığı silahlı gerilimler konusunda dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

gorsel

Anlaşmanın uygulanması sırasında Türkiye’nin hangi koşullarda askeri destek sağlayacağının, bu desteğe kimlerin karar vereceğinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisinin nasıl kullanılacağının netleştirilmesi gerektiğini belirten Karal, Anayasa’nın 92’nci maddesine işaret etti.

Karal, Türkiye’nin bölgesel savunma iş birliklerini güçlendirirken barıştan, diplomasiden ve ilkeli dış politikadan uzaklaşmaması gerektiğini ifade ederek, “Türkiye’nin sağlayacağı olası savunma desteğinin, ülkemizi Yemen’deki çatışmaların bir parçası haline getirip getirmeyeceği açıkça ortaya konulmalıdır.” dedi.

MEKKE ANLAŞMASI TBMM DIŞİŞLERİ KOMİSYONU’NDA GÜNDEME GELDİ

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında ortak savunma alanında öngörülen iş birliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu’nda görüşülen kanun teklifiyle yeniden gündeme geldi.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, “Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi”nin görüşmeleri sırasında söz alarak anlaşmanın olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Karal, savunma alanında ülkeler arasında dayanışma kurulmasının önemine dikkat çekmekle birlikte, uluslararası anlaşmaların Türkiye’ye yükleyebileceği askeri sorumlulukların açık ve anlaşılır biçimde belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

Özellikle karşılıklı savunma yükümlülüklerinin hangi koşullarda devreye gireceğinin netleştirilmesi gerektiğini belirten Karal, anlaşmanın yalnızca diplomatik ve siyasi boyutuyla değil, Türkiye’nin gelecekteki askeri kararlarına etkisi bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Karal’ın açıklamalarında öne çıkan temel konu, Türkiye’nin bir müttefikine destek vermesi ile başka bir ülkede devam eden silahlı çatışmanın tarafı haline gelmesi arasındaki sınırın açıkça çizilmesi oldu.

“TÜRKİYE YEMEN’DEKİ ÇATIŞMALARIN TARAFI HALİNE GELMEMELİ”

Hasan Karal’ın açıklamalarında en fazla dikkat çektiği başlıklardan biri Yemen’de yıllardır devam eden çatışmalar oldu.

Suudi Arabistan’ın uzun süredir Yemen’deki çatışmanın taraflarından biri olduğunu hatırlatan Karal, bu ülkedeki gelişmelerin ve olası askeri destek taleplerinin anlaşma kapsamında nasıl değerlendirileceğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.

Karal’a göre, Suudi Arabistan’ın kendi topraklarına yönelik saldırılar karşısında ihtiyaç duyabileceği meşru müdafaa desteği ile Yemen’in iç siyasi düzenini etkilemeye yönelik askeri girişimler birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Bu ayrımın yapılmaması halinde Türkiye’nin sağlayabileceği savunma desteğinin kapsamı konusunda belirsizlikler ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Karal, Türkiye’nin doğrudan tarafı olmadığı bir çatışmanın içine çekilmesi ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Karal, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin sağlayacağı olası savunma desteğinin, ülkemizi Yemen’deki çatışmaların bir parçası haline getirip getirmeyeceği açıkça ortaya konulmalıdır.”

Bu açıklama, ortak savunma anlaşmalarında dayanışma yükümlülüklerinin sınırlarının belirlenmesinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

Türkiye’nin bölgesel güvenlik konusunda iş birliği yaparken başka ülkelerdeki iç siyasi mücadelelerin veya uzun süreli silahlı çatışmaların içine sürüklenmemesi gerektiğini savunan Karal, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin hükümlerin açık biçimde değerlendirilmesini istedi.

SUUDİ ARABİSTAN’IN SAVUNMA İHTİYACI İLE YEMEN’DEKİ ASKERİ GİRİŞİMLER AYRILMALI

Yemen’deki çatışmalar, bölgesel güvenlik ve uluslararası ilişkiler açısından uzun süredir önemli bir sorun olarak varlığını sürdürüyor.

Bu çerçevede Hasan Karal, Suudi Arabistan’ın güvenliğine yönelik tehditler karşısında ortaya çıkabilecek savunma ihtiyaçlarının, Yemen’deki siyasi ve askeri gelişmelerden ayrı ele alınması gerektiğine işaret etti.

Karal’ın değerlendirmesine göre, bir ülkenin kendi topraklarını korumak amacıyla talep edebileceği savunma desteği ile başka bir ülkenin iç siyasi düzenini şekillendirmeye yönelik askeri faaliyetler aynı kapsamda değerlendirilmemeli.

Bu nedenle Türkiye’nin olası yükümlülüklerinin hangi durumlarda ve hangi sınırlar içerisinde devreye gireceğinin anlaşmada açıkça ortaya konulması önem taşıyor.

Özellikle askeri desteğin niteliği, kapsamı ve uygulanma koşulları konusunda yaşanabilecek belirsizliklerin ilerleyen süreçte Türkiye’nin dış politikası açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor.

Karal, Türkiye’nin savunma alanındaki iş birliklerini sürdürürken Yemen’in toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini savunan yaklaşımını koruması gerektiğini belirtti.

PAKİSTAN-AFGANİSTAN GERİLİMİ DE DEĞERLENDİRİLMELİ

Hasan Karal’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise Pakistan ile Afganistan arasında yaşanan silahlı çatışmalar oldu.

Pakistan’ın Afganistan’la yaşadığı gerilimlere değinen Karal, ortak savunma anlaşmasının hangi gelişmeler sonucunda karşılıklı yardım yükümlülüğü doğuracağının net biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Karal’ın değerlendirmesine göre, anlaşmanın uygulanmasında yalnızca taraf ülkelerden birinin güvenlik gerekçesiyle talepte bulunması değil, bu talebin hangi koşullarda ve ne ölçüde karşılanacağı da önem taşıyor.

Bir ülkede meydana gelen silahlı saldırının anlaşma kapsamında nasıl değerlendirileceği, karşılıklı yardım yükümlülüğünün hangi şartlarda devreye gireceği ve Türkiye’nin sağlayabileceği desteğin sınırlarının ne olacağı gibi konuların açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Bu çerçevede Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası savunma anlaşmalarının, gelecekte ortaya çıkabilecek bölgesel krizler karşısında nasıl uygulanacağının önceden değerlendirilmesi büyük önem taşıyor.

Karal, anlaşmanın Türkiye’ye getirebileceği yükümlülüklerin açıkça belirlenmesinin hem dış politika hem de askeri karar alma süreçleri bakımından gerekli olduğunu vurguladı.

ANAYASA’NIN 92’NCİ MADDESİNE DİKKAT ÇEKTİ

Hasan Karal’ın açıklamalarında öne çıkan en önemli başlıklardan biri de Türkiye Büyük Millet Meclisinin asker gönderme ve askeri görevlendirmelere ilişkin yetkisi oldu.

Karal, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanabilecek askeri görevlerde Meclisin hangi koşullarda devreye gireceğinin açık biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade ederek Anayasa’nın 92’nci maddesine dikkat çekti.

Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirirken anayasal yetki ve sorumlulukların gözetilmesi gerektiğini belirten Karal, askeri görevlendirmeler konusunda karar alma süreçlerinin belirsizliğe bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Karal, konuyla ilgili şu soruları gündeme getirdi:

“Hangi durumlarda Cumhurbaşkanı kararı yeterli görülecek, hangi durumlarda ayrıca Meclisimizin iznine başvurulacak?”

Bu soruların yalnızca hukuki bir tartışma olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret eden Karal, söz konusu meselenin Türkiye’nin askeri sorumlulukları, dış politika tercihleri ve demokratik denetim mekanizmaları bakımından da önem taşıdığını ortaya koydu.

Uluslararası anlaşmaların Türkiye’ye yükleyebileceği görevlerin kapsamının belirlenmesi kadar, bu görevlerin yerine getirilmesi sürecinde hangi anayasal mekanizmaların işletileceğinin de açık olması gerektiğini vurguladı.

“MECLİSİN ASKER GÖNDERME YETKİSİ KONUSUNDA BELİRSİZLİK OLMAMALI”

Karal, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan askeri görevlendirmelerde TBMM’nin yetkisinin hangi durumlarda kullanılacağının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.

Anlaşmanın karşılıklı savunma hükümlerinin, Türkiye’nin hangi şartlarda askeri destek sağlayabileceği konusunda önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Karal, karar süreçlerinin önceden belirlenmesinin önemine dikkat çekti.

Buradaki temel mesele, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar çerçevesinde üstlenebileceği sorumlulukların anayasal düzen içerisinde nasıl yerine getirileceği.

Anayasa’nın 92’nci maddesi, Türkiye’nin yabancı ülkelere asker gönderilmesi veya yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunmasına izin verilmesi gibi konularda temel anayasal çerçeveyi düzenliyor. Maddenin uygulanması, görevin niteliğine ve anayasal düzenlemelerde öngörülen koşullara göre değerlendirilmek durumunda.

Karal’ın açıklamaları da bu çerçevede, ortak savunma anlaşmasının uygulanması sırasında yürütmenin karar yetkisi ile TBMM’nin anayasal yetkileri arasındaki ilişkinin netleştirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Karal, Türkiye’nin askeri sorumluluklarının kapsamı belirlenirken Meclisin denetim ve karar süreçlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

KOSOVA VE AFGANİSTAN ÖRNEKLERİNİ HATIRLATTI

Hasan Karal, Türkiye’nin geçmişte uluslararası görevler kapsamında gerçekleştirdiği askeri görevlendirmeleri de gündeme getirdi.

Kosova ve Afganistan’daki askeri görevlendirmeler için TBMM’den izin alınmış olmasını hatırlatan Karal, bu örneklerin parlamenter hassasiyetin önemini gösterdiğini ifade etti.

Geçmişteki uygulamaların, uluslararası güvenlik iş birlikleri kapsamında alınan kararların yalnızca dış politika ve güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını ortaya koyduğunu belirten Karal, Meclisin anayasal yetkilerinin de değerlendirme sürecinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

Karal’a göre, uluslararası anlaşmalar kapsamında üstlenilecek askeri sorumluluklar belirlenirken geçmiş uygulamalardan elde edilen deneyimlerin dikkate alınması gerekiyor.

Özellikle farklı ülkelerdeki çatışmalara yönelik askeri görevlendirmelerde, Türkiye’nin hangi koşullarda sorumluluk üstleneceğinin ve karar sürecinde hangi kurumların rol oynayacağının açık biçimde ortaya konulması önem taşıyor.

Karal’ın açıklamaları, ortak savunma anlaşmasının yalnızca taraf ülkeler arasındaki askeri dayanışma açısından değil, Türkiye’deki anayasal yetki paylaşımı bakımından da ele alınması gerektiğini ortaya koydu.

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASINDA DİPLOMASİ VE ARABULUCULUK VURGUSU

DEVA Partili Hasan Karal, savunma alanındaki iş birliklerinin Türkiye’nin diplomatik rolünü zayıflatmaması gerektiğini de belirtti.

Türkiye’nin bölge ülkeleriyle güvenlik ve savunma alanında dayanışmasını güçlendirmesinin mümkün olduğunu ifade eden Karal, bunun yanında Türkiye’nin ilkeli, güvenilir ve diyalogdan yana bir ülke olma niteliğini korumasının da önem taşıdığını söyledi.

Karal’ın değerlendirmesinde özellikle Yemen’in toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunması, krizin diyalog yoluyla çözülmesi ve Türkiye’nin bölgesel barışa katkı sunması gerektiği vurgulandı.

Türkiye’nin farklı ülkelerle kurduğu ilişkilerde yalnızca askeri iş birliğine odaklanmaması gerektiğine dikkat çeken Karal, diplomatik kanalların açık tutulmasının ve çatışmaların barışçıl yöntemlerle çözülmesinin önemini ortaya koydu.

Bu yaklaşım çerçevesinde Türkiye’nin savunma alanındaki ortaklıklarını sürdürürken bölgesel krizlerde çözüm üreten, taraflar arasında diyalogu destekleyen ve uluslararası hukuka dayalı bir politika izlemesi gerektiği mesajı verildi.

“SAVUNMA İŞ BİRLİKLERİ TÜRKİYE’NİN DİPLOMATİK ROLÜNÜ ZAYIFLATMAMALI”

Karal, Türkiye’nin bölgesel güvenlik politikaları ile diplomatik hedefleri arasında dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı.

Savunma alanında kurulan ortaklıkların, Türkiye’nin kriz bölgelerindeki diplomatik hareket alanını daraltmaması gerektiğini belirten Karal, ülkenin uluslararası ilişkilerde güvenilir bir aktör olma niteliğinin korunmasının önemine dikkat çekti.

Özellikle Yemen gibi uzun süredir çatışmaların yaşandığı bölgelerde, askeri destek kararlarının olası siyasi ve diplomatik sonuçlarının da dikkate alınması gerektiği değerlendiriliyor.

Karal’ın açıklamalarına göre Türkiye, müttefikleriyle savunma alanında dayanışma kurarken aynı zamanda çatışmaların çözümüne katkı sağlayabilecek diplomatik imkânlarını da korumalı.

Bu çerçevede Türkiye’nin bölgesel politikasının temelinde diyalog, uluslararası hukuk, ülkelerin toprak bütünlüğü ve siyasi birliklerinin korunması gibi ilkelerin bulunması gerektiği mesajı öne çıktı.

ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASINDA YÜKÜMLÜLÜKLERİN SINIRI BELİRLENMELİ

Ortak savunma anlaşmaları, taraf ülkelerin güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirmeyi amaçlarken uygulama koşulları bakımından önemli soruları da beraberinde getirebiliyor.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Anlaşması kapsamında da karşılıklı savunma yükümlülüklerinin hangi durumlarda devreye gireceği, yardımın kapsamının ne olacağı ve askeri kararların nasıl alınacağı konuları öne çıkıyor.

Hasan Karal’ın değerlendirmeleri, anlaşmanın uygulanmasına ilişkin koşulların açık biçimde belirlenmesinin önemine işaret ediyor.

Özellikle bir ülkenin topraklarına yönelik saldırılar karşısında savunma desteği sağlanması ile başka bir ülkede devam eden çatışmalara askeri olarak dahil olunması arasındaki farkın netleştirilmesi gerekiyor.

Bunun yanında, anlaşma kapsamında ortaya çıkabilecek askeri yükümlülüklerin Türkiye’nin anayasal düzeni, uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumlulukları ve dış politika hedefleriyle uyumlu biçimde değerlendirilmesi önem taşıyor.

Karal’ın TBMM Dışişleri Komisyonu’nda dile getirdiği sorular, anlaşmanın yalnızca taraf ülkeler arasındaki dayanışma boyutuyla sınırlı kalmaması; Türkiye’nin üstlenebileceği sorumluluklar ve karar alma mekanizmaları bakımından da kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini ortaya koydu.

“TÜRKİYE’NİN ATACAĞI ADIMLARIN NİHAİ HEDEFİ BARIŞ OLMALI”

Hasan Karal, değerlendirmesinin sonunda Türkiye’nin bölgesel savunma iş birliklerini güçlendirirken barış hedefinden uzaklaşmaması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin Yemen’in toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini savunan, krizlerin diyalog yoluyla çözülmesini destekleyen tutumunu koruması gerektiğini belirten Karal, ülkenin diplomatik rolünün önemine dikkat çekti.

Karal’ın mesajında, güvenlik alanındaki dayanışma ile barışçıl dış politika hedeflerinin birbirine karşıt unsurlar olarak görülmemesi gerektiği görüşü öne çıktı.

Türkiye’nin müttefikleriyle ilişkilerini geliştirirken askeri sorumluluklarının sınırlarını açık biçimde belirlemesi, anayasal yetki paylaşımını gözetmesi ve diplomatik çözüm imkânlarını koruması gerektiği vurgulandı.

Karal, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle savunma alanındaki dayanışmasını güçlendirirken ilkeli ve güvenilir bir arabulucu olma imkânını da muhafaza etmesi gerektiğini ifade etti.

Hasan Karal’ın TBMM Dışişleri Komisyonu’nda gündeme getirdiği temel soru ise önemini koruyor: Türkiye, ortak savunma anlaşması kapsamında hangi durumlarda askeri sorumluluk üstlenecek ve bu kararlar hangi anayasal mekanizmalar çerçevesinde alınacak?

Karal’ın değerlendirmesine göre, bu soruların açık biçimde yanıtlanması yalnızca anlaşmanın uygulanması açısından değil, Türkiye’nin bölgesel barışa katkı sunan dış politika yaklaşımının korunması bakımından da önem taşıyor.

HASAN KARAL’DAN BEYİN GÖÇÜ TEPKİSİ: TÜRKİYE YETİŞTİRİYOR, BAŞKA ÜLKELER KAZANIYOR!

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Bir Yorum Bırakın

Bot Doğrulaması: 0 + 0 = ?
📲
Masaüstüne Ekle
HaberMax'i tek tıkla açın
Mobil / Masaüstü Alt Yapışkan Banner