HABERMAX. Son dönemde kamuoyuna yansıyan anketlerde kararsız seçmen oranlarının yüksek seyretmesi, siyaset kulislerinde yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Özellikle muhalefet cephesindeki söylem ve strateji farklılıkları, seçmenin sandığa bakışını doğrudan etkileyen başlıklar arasında yer alıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun başdanışmanı İbrahim Özkan’ın kamuoyuna yansıyan çıkışları, muhalefet içinde “muhalefete muhalefet” tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Siyasi gözlemcilere göre bu tablo, yalnızca kişiler üzerinden değil, muhalefetin genel dili ve seçmenle kurduğu ilişki üzerinden okunmalı.
Kararsız Seçmen İdeolojiye Değil Hayata Bakıyor
Araştırmalar, kararsız seçmenin klasik ideolojik kamplaşmalarla hareket etmediğini ortaya koyuyor. Bu seçmen grubu tercihini; cebindeki paraya, mutfağındaki yangına, çocuğunun eğitim ve gelecek kaygısına, adalet duygusunun zedelenip zedelenmediğine bakarak şekillendiriyor.
Ekonomik krizin derinleştiği, alım gücünün hızla düştüğü bir ortamda seçmen, yüksek sesli polemiklerden ve sert siyasi dilden uzaklaşmış durumda. Sürekli kavga eden, tehdit dili kullanan ve ezber sloganlara dayalı siyaset anlayışı, kararsız seçmen nezdinde karşılık bulmuyor.
Seçmen Korkutulmak Değil, İkna Edilmek İstiyor
Siyaset uzmanları, kararsız seçmenin en temel beklentisinin “ikna” olduğuna dikkat çekiyor. Bu seçmen, kendisine yöneltilen korku senaryolarından ya da sert söylemlerden çok, somut çözüm önerileri duymak istiyor.
“Eleştiriyorsunuz ama çözümünüz ne?” sorusu, kararsız seçmenin siyasetçilere yönelttiği en temel soru olarak öne çıkıyor. Güven veren, sahada olan, seçmeni gerçekten dinleyen ve sorunlara uygulanabilir çözümler sunan siyaset anlayışı, bu kesimde daha fazla karşılık buluyor.
Samimiyet ve Güven Arayışı Belirleyici
Kararsız seçmenin bir diğer önemli özelliği ise samimiyet arayışı. Seçmen, yalnızca seçim dönemlerinde değil, her zaman sahada olan, temas kuran ve sorunları yerinde dinleyen aktörleri önemsiyor. Verilen sözlerin hayata geçip geçmediği, bu seçmen grubunun hafızasında önemli bir yer tutuyor.
Bu nedenle kararsız seçmen, oy tercihini çoğu zaman son ana kadar açıklamıyor. Çünkü mesele yalnızca kime oy vereceği değil; kimin kendisini gerçekten anladığına, kimin sorunlarını çözebileceğine inanacağı.
Uzmanlar Uyarıyor: Dil ve Strateji Gözden Geçirilmeli
Siyasi analistler, gerek iktidar gerek muhalefet cephesinde kullanılan dilin kararsız seçmeni doğrudan etkilediğini vurguluyor. Muhalefet içindeki söylem ayrışmalarının ve kamuoyuna yansıyan iç tartışmaların, seçmende güven kaybına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
Uzmanlara göre kararsız seçmenin azalması için polemik yerine çözüm, tehdit yerine ikna, slogan yerine sahici politikalar öne çıkarılmalı. Aksi halde kararsızlık oranlarının yüksek seyretmeye devam edeceği belirtiliyor.