HABERMAX. Bağımsız Meclis Üyesi Cemil Özdemir ortaya taşı attı ancak attığı taşın arkasında durmadı; kendi sunduğu “meclis toplantıları canlı yayınlansın” önergesini dahi kürsüden okumayan ve tartışmalar boyunca sessiz kalan Özdemir, mecliste patlak veren şeffaflık krizinde geri planda kalmayı tercih etti. Onun bu tutumu, önerge etrafında büyüyen gerilimin AK Parti ve CHP grupları arasında sert bir söz düellosuna dönüşmesine neden olurken, “siyaset sadece önerge vermekle mi olur, yoksa o önergenin arkasında durmakla mı?” sorusunu da beraberinde getirdi.

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde gerçekleştirilen belediye meclisi toplantısında, bağımsız Meclis Üyesi Cemil Özdemir tarafından sunulan “meclis toplantılarının canlı yayınlanması” önergesi, şeffaflık ve kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından önemli bir başlık olarak gündeme taşındı.
Ancak dikkat çeken en önemli detaylardan biri, önergeyi sunan Özdemir’in kendi teklifini meclis kürsüsünden okumaması oldu. Önerge metni, Başkanlık Divanı tarafından okunurken, Özdemir’in tartışmalar boyunca sessiz kalması ve herhangi bir görüş beyan etmemesi, mecliste ve kulislerde eleştiri konusu haline geldi.
Önergenin oylanması sırasında ortaya çıkan tablo, mecliste alışılmış siyasi dengelerin dışına çıktı:
Bu sonuçla birlikte önerge, meclis aritmetiği nedeniyle reddedildi ve başkanlık makamına havale edilmeden gündemden düştü.
Ortaya çıkan bu durum, hem meclis içinde hem de kamuoyunda “şeffaflık” tartışmalarını daha da alevlendirdi.
Oylamanın ardından meclis salonunda tansiyon hızla yükseldi. CHP Meclis Sözcüsü Önder Olutaş, tartışmayı yalnızca yerel sınırlar içinde tutmayarak ulusal bir boyuta taşıdı. Özellikle Gülistan Doku olayı üzerinden AK Parti grubuna yönelik eleştirilerde bulunan Olutaş’ın sözleri, meclisteki gerilimi artırdı.
Bu çıkışa AK Parti Grup Başkan Vekili Av. Şenol Alan’dan sert yanıt geldi. Alan, tartışmaların yerel meclis gündeminden uzaklaştırılmasına karşı çıkarak şu görüşleri dile getirdi:
“Burası Çekmeköy Meclisi. Ankara’daki konuları buraya taşımak doğru değil. İlçemizin çözüm bekleyen sorunları varken gündemi başka alanlara çekmek sağlıklı değil.”
Tartışmalara CHP Meclisi Grup Başkanı Gülali Alagöz de dahil oldu. Alagöz, canlı yayın önergesine karşı çıkış gerekçelerini savunurken, geçmiş dönem uygulamalarını eleştiren dikkat çekici ifadeler kullandı:
“Zaten yerel basınımız canlı yayın yapıyor, bir sıkıntı yok. Bizler her daim halkın arasındayız. Bugüne kadar bir vatandaş ‘canlı yayın yapın’ demiş değil. Zaten vatandaş geçim derdine düşmüş, her şey pahalı; ne yapsın canlı yayınları? Basınımız zaten burada. AK Parti, yani sizin döneminizde bırakın canlı yayını, video çekmek yasaktı.”
Bu sözler, meclisteki tartışmanın dozunu daha da artırdı ve geçmiş dönem uygulamaları yeniden gündeme taşıdı.
Meclisteki tartışmaların en dikkat çeken yönlerinden biri ise önerge sahibi Cemil Özdemir’in tutumu oldu.
Şeffaflık, basın özgürlüğü ve geçmiş dönem uygulamaları gibi kritik başlıklar üzerinden sert tartışmalar yaşanırken, Özdemir’in herhangi bir açıklama yapmaması ve tartışmalara dahil olmaması, “siyasi sorumluluk” tartışmasını beraberinde getirdi.
Meclis kulislerinde, Özdemir’in bu tutumu için:
şeklinde yorumlar yapıldı.
Canlı yayın önergesinin reddedilmesiyle birlikte, Çekmeköy Belediye Meclisi’nde şu başlıklar daha görünür hale geldi:
Bu konuların önümüzdeki meclis toplantılarında yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.
Tartışmalar sırasında dile getirilen “vatandaşın önceliği geçim derdi” vurgusu da dikkat çekti. Ekonomik koşulların ağırlaştığı bir dönemde, meclis toplantılarının canlı yayınlanmasının toplum nezdinde ne kadar öncelikli olduğu sorusu da tartışmanın bir parçası haline geldi.
Bu durum, yerel yönetimlerin şeffaflık politikaları ile vatandaşın günlük yaşam öncelikleri arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşıdı.
Yaşanan gelişmeler, Çekmeköy Belediye Meclisi’nde benzer tartışmaların süreceğini gösteriyor. Özellikle:
önümüzdeki dönemin belirleyici başlıkları arasında yer alacak.
Çekmeköy Belediye Meclisi’nde yaşanan bu “canlı yayın” krizi, yerel siyasetin yalnızca hizmet üretimiyle sınırlı olmadığını; aynı zamanda şeffaflık, hesap verebilirlik ve demokratik katılım gibi temel ilkeler üzerinden şekillendiğini bir kez daha ortaya koydu.