HABERMAX. Ülkücü camianın tanınan isimlerinden, siyaset bilimci ve eğitimci Sabri Şenel, Türkiye’nin ekonomik görünümü, toplumsal ahlak, üretim politikaları ve siyaset kurumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Şenel, ekonomik sorunların yalnızca mali tedbirlerle çözülemeyeceğini, ahlaki değerlerin ve üretim anlayışının yeniden güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sabri Şenel, açıklamasında Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntıların vatandaşların günlük yaşamına doğrudan yansıdığını belirterek, siyasi iktidarın ekonomi yönetiminin ağır sonuçlarının toplumun her kesimi tarafından hissedildiğini söyledi.
Ekonomik kriz dönemlerinde bazı kesimlerin fırsatçılık yaparak haksız kazanç elde etmeye yöneldiğini savunan Şenel, makul kâr sınırlarının aşılmasının hem ekonomik hem de toplumsal açıdan ciddi sorunlar doğurduğunu dile getirdi.
Şenel, ahlak, vicdan ve toplumsal sorumluluk anlayışından uzaklaşan ticari uygulamaların toplumda güven duygusunu zedelediğini ifade etti.
Ekonomik hayatın yalnızca kâr elde etme amacıyla yürütülemeyeceğini belirten Şenel, ticaretin hukuk, ahlak ve toplumsal sorumluluk ilkeleri çerçevesinde yapılması gerektiğini söyledi.
Aşırı kâr hırsının üreticiyi, esnafı ve tüketiciyi aynı anda olumsuz etkilediğini kaydeden Şenel, ekonomik kriz dönemlerinde fırsatçılığın yaygınlaşmasının toplumsal dayanışmayı zayıflattığını ifade etti.
Resmî enflasyon verilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şenel, enflasyonla mücadelede kamu kurumlarının yanı sıra piyasa aktörlerinin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.
Şenel, ekonomik sorunların bütün sorumluluğunun yalnızca siyasi iktidara yüklenmesinin doğru olmayacağını belirterek, piyasalarda fırsatçılık yapan kişi ve kurumların da yaşanan olumsuz tabloda pay sahibi olduğunu söyledi.
Dar gelirli vatandaşların, emeklilerin, çalışanların ve küçük esnafın ekonomik yük altında ezildiğini ifade eden Şenel, ölçüsüz fiyat artışlarının ticari hayatı sürdürülemez hale getirdiğini savundu.
Uluslararası ticarette gelişmiş ülkelerin kendi ekonomilerini koruyacak çeşitli tedbirler uyguladığını hatırlatan Şenel, Türkiye’nin de sahip olduğu stratejik avantajları akılcı politikalarla değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Üretim odaklı kalkınmanın önemine dikkat çeken Şenel, katma değeri yüksek sanayi ve teknoloji yatırımlarının artırılmasının ülke ekonomisinin geleceği açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi.
Açıklamasında siyaset kurumuna da değinen Sabri Şenel, siyasetin kişisel çıkar veya zenginleşme amacıyla yapılmaması gerektiğini belirtti.
Toplumun siyasetçilerden örnek davranış beklediğini ifade eden Şenel, kamu yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkelerinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
İktidar ve muhalefetin yolsuzluk iddiaları karşısında ortak bir hassasiyet göstermesinin önemine işaret eden Şenel, toplumda oluşan güven kaybının giderilmesi gerektiğini söyledi.
Tarım sektöründeki sorunlara da değinen Şenel, üretici ile tüketici arasındaki tedarik zincirinde gelir dağılımının adil olmadığını ifade etti.
Üreticinin yeterli kazancı sağlayamadığını, tüketicinin ise yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Şenel, bu yapının sürdürülebilir olmadığını söyledi.
Tarım alanlarının boş kaldığını, bazı meyve bahçelerinde ürünlerin hasat edilmeden dalında çürüdüğünü ifade eden Şenel, buna rağmen pazarlarda ve yol kenarlarındaki satış noktalarında ürünlerin yüksek fiyatlarla satılmasının dikkat çekici olduğunu dile getirdi.
Sabri Şenel, Çekmeköy Çavuşbaşı yolu üzerinde gördüğü bir satış noktasını örnek göstererek karadutun kilogramının 750 TL, beyaz dutun ise 500 TL’den satışa sunulduğunu belirtti.
Bu fiyatların toplumda fırsatçılık algısını güçlendirdiğini ifade eden Şenel, üretimden tüketime kadar uzanan zincirde adil fiyatlandırma mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini savundu.
Değerlendirmesinin sonunda ekonomik krizlerin doğru politikalarla aşılabileceğini ifade eden Sabri Şenel, asıl tehlikenin toplumsal ahlakın zayıflaması olduğunu söyledi.
Fırsatçılık, kriz vurgunculuğu ve aşırı kazanç hırsının toplumun birlik ve dayanışma duygusunu zedelediğini belirten Şenel, Türkiye’nin üretimi, adaleti ve milli menfaatleri esas alan ekonomik anlayışla geleceğe daha güçlü yürüyebileceğini ifade.