Konuşmasında İstanbul’un geçmişte Anadolu’nun dört bir yanından gelen insanlar için iş ve gelecek umudu sunduğunu hatırlatan Gürsel Tekin, bugün ise artan hayat pahalılığı, kira fiyatları ve geçim sıkıntısı nedeniyle birçok ailenin kentte yaşamını sürdüremediğini öne sürdü.
Tekin, ekonomik koşulların özellikle dar gelirli vatandaşları büyük bir çıkmaza sürüklediğini belirterek, yıllarca emek vererek İstanbul’da hayat kuran insanların artık doğdukları kentlere dönmek zorunda kaldığını söyledi.
Tekin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin verilerine dayandırdığı açıklamasında çarpıcı bir rakam paylaşarak şunları söyledi:
“Bu şehre hepimiz Anadolu’nun dört bir yanından geldik. Ancak şu an insanlar tutunamıyor. 3 bin 640 hane şu anda İstanbul Belediyesi’nin kamyonunu bekliyor. Kamyon gelecek ve o insanlar boynu bükük bir şekilde köyüne, kasabasına geri dönecek.”
Bu tablonun ekonomik sıkıntıların ulaştığı boyutu gösterdiğini savunan Tekin, tersine göçün giderek hız kazandığını ifade etti.
Göçün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik yönlerinin de bulunduğunu vurgulayan Gürsel Tekin, özellikle çocukların yaşadığı travmaya dikkat çekti.
Ailelerin yıllar önce büyük umutlarla İstanbul’a geldiğini hatırlatan Tekin, çocukların eğitim hayatını, arkadaş çevresini ve alıştıkları yaşam düzenini geride bırakmak zorunda kaldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Şöyle bir düşünün; 20-30 yıl önce gelip yerleşmişiz. Çocukların okulu var, mahalle arkadaşları var. Şimdi o çocuklara ‘Gel köye gidelim’ diyoruz. O çocuğun feryadını bir anlayın. Geldiğimiz durum maalesef bu.”
Konuşmasının önemli bölümünü yolsuzluk konusuna ayıran Tekin, ekonomik sorunların temel nedenlerinden birinin yolsuzluk olduğunu savundu.
Türkiye’de kamu kaynaklarının etkin ve şeffaf kullanılmasının önemine işaret eden Tekin, bu nedenle kapsamlı bir “Temiz Eller Masası” kurulması gerektiğini dile getirdi.
Yolsuzlukla etkin mücadele edilmediği sürece ekonomik refahın sağlanamayacağını belirten Tekin, toplumun tüm kesimlerinin bu konuda ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Yıllarca “İstanbul’un taşı toprağı altın” anlayışıyla milyonlarca insanın büyük şehre göç ettiğini hatırlatan Tekin, bugün yaşanan ekonomik şartların bu algıyı tamamen değiştirdiğini ifade etti.
Artık insanların İstanbul’da tutunmakta zorlandığını belirten Tekin, geçim sıkıntısının tersine göçü hızlandırdığını ve bunun Türkiye’nin ekonomik yapısına ilişkin önemli bir gösterge olduğunu savundu.
Açıklamasının sonunda toplumsal dayanışma çağrısında bulunan Gürsel Tekin, gazetecilerden sivil toplum kuruluşlarına, din görevlilerinden siyaset kurumuna kadar herkesin yoksullukla mücadelede ortak sorumluluk taşıdığını ifade etti.
Tekin, toplumun en kırılgan kesimlerinin korunmasının önemine dikkat çekerek, ekonomik adaletin sağlanması ve yolsuzlukla etkin mücadele edilmesinin Türkiye’nin geleceği açısından hayati öneme sahip olduğunu söyledi.