HABERMAX ailesi Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Balıkçı Köyü’nde, Zelek Limanı açıklarında hayata geçirilmek istenen kafes balıkçılığı projesine karşı yaklaşık üç aydır sürdürülen nöbet, 18 Ağustos’ta yaşanan jandarma müdahalesiyle yeniden gündeme geldi. Zafer Partisi Çevre, Şehircilik ve Kültür Politikaları Başkanı Esmaül Hüsna Aslan, köylülerin taleplerinin hukuk, çevre ve kamu yararı temelinde değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

Pazar ilçesine bağlı Balıkçı Köyü’nde yaşayan vatandaşlar, Zelek Limanı açıklarında planlanan kafes balıkçılığı projesine karşı yaklaşık üç aydır nöbet tutuyor.
Bölge halkı, kafes balıkçılığı faaliyetlerinin yıllardır geçimlerini sağladıkları geleneksel balıkçılık alanlarını daraltacağını ve deniz ekosistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini savunuyor.
Köylüler, projenin iptal edilmesini ve bölgeye getirilen kafes balıkçılığı ekipmanlarının kaldırılmasını talep ediyor.
18 Ağustos sabahı bölgeye kafes balıkçılığında kullanılacağı belirtilen ekipmanların getirilmesinin ardından köylüler ile güvenlik güçleri arasında gerginlik yaşandı.
Müdahale sırasında Hacer Kanbay, Ahmet Tafralı, İbrahim Oğuz ve Muhammet Yağcı isimli dört köy sakininin gözaltına alındığı bildirildi.
Edinilen bilgilere göre dört kişi, Pazar Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatı doğrultusunda ifadeleri alınmadan serbest bırakıldı.
Köylülerin serbest bırakılmasının ardından kafes balıkçılığında kullanılacak malzemelerin güvenlik güçleri eşliğinde limana indirildiği bilgisi de bölgeye ilişkin haber kaynaklarına yansıdı.
Yaşanan gelişmelerin ardından Zafer Partisi Çevre, Şehircilik ve Kültür Politikaları Başkanı Esmaül Hüsna Aslan, Balıkçı Köyü halkının mücadelesine ilişkin açıklama yaptı.
Aslan, köylülerin yaklaşık üç aydır geçim kaynaklarını, denizi ve yaşam alanlarını korumak amacıyla taleplerini dile getirdiğini belirtti.
Balıkçı Köyü sakinlerinin temel talebinin açık olduğunu ifade eden Aslan, “Yıllardır geçimlerini sağladıkları kıyılarında kafes balıkçılığı istemiyorlar” dedi.
Aslan, vatandaşların taleplerinin dikkate alınması ve sürecin hukuk, çevre ile kamu yararı temelinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Aslan açıklamasında, bölgede yaşayan vatandaşların karar süreçlerinin dışında bırakılmaması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
«“Kendi denizini, emeğini ve geçim kaynağını korumaya çalışan vatandaşların sesinin duyulması; sürecin hukuk, çevre ve kamu yararı temelinde yürütülmesi gerekiyor.”»
Zafer Partisi olarak daha önce de Balıkçı Köyü’nü ziyaret ettiklerini hatırlatan Aslan, bölge halkının mücadelesini takip etmeyi sürdüreceklerini söyledi.
Aslan, Zafer Partisi’nin bölgedeki gelişmeleri yakından takip edeceğini belirterek, “Zafer Partisi olarak daha önce de ziyaret ettiğimiz Balıkçı Köyü halkının mücadelesini takip etmeye ve seslerini duyurmaya devam edeceğiz. Balıkçı Köyü yalnız değildir” açıklamasında bulundu.
Aslan’ın açıklamasında, meselenin yalnızca ekonomik bir yatırım olarak değerlendirilmemesi gerektiği; geleneksel balıkçılık, bölge halkının geçim kaynakları, çevresel etkiler ve kamu yararının birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.
Balıkçı Köyü’ndeki kafes balıkçılığı tartışmasının yeni olmadığı da dikkat çekiyor.
Rize İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün resmi kayıtlarına göre, 17 Eylül 2025’te Rize Valisi İhsan Selim Baydaş başkanlığında Balıkçı Köyü’nde yapılması planlanan kafes balıkçılığı faaliyetleriyle ilgili değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi.
Toplantıya Tarım ve Orman Bakanlığı Su Ürünleri Genel Müdürlüğü yetkilileri, Pazar Kaymakamlığı, ilgili daire başkanlıkları, Rize İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, Balıkçı Köyü Muhtarı ve bölgedeki balıkçılar katıldı.
Toplantıda avcı balıkçıların taleplerinin dinlendiği ve geleneksel balıkçılığın zarar görmemesi amacıyla çalışmalar yapılacağının ifade edildiği bildirildi.
Bu gelişme, kafes balıkçılığı ile geleneksel balıkçılık arasındaki tartışmanın en azından 2025 yılından bu yana kamu kurumlarının gündeminde olduğunu ortaya koyuyor.
Zafer Partili Aslan, açıklamasında kafes balıkçılığının deniz ekosistemi üzerindeki muhtemel etkilerine de dikkat çekti.
Aslan, yoğun üretim yapılan ve su sirkülasyonunun yeterli olmadığı alanlarda yem artıkları ile balık dışkılarının deniz tabanında birikerek organik yükü artırabileceğini, bunun da su kalitesi ve çözünmüş oksijen seviyeleri üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini savundu.
Hastalık ve parazitlerin yayılması, kullanılan ilaç ve kimyasalların ekosistem üzerindeki etkileri ile yetiştirilen balıkların kafeslerden kaçması sonucu doğal türlerle oluşabilecek etkileşimlerin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Aslan, “Biz ‘üretim yapılmasın’ demiyoruz; üretimin yeri, kapasitesi ve yöntemi bilimsel verilerle belirlensin, kümülatif çevresel etkiler bağımsız biçimde ortaya konulsun ve denizini yıllardır geçim kaynağı olarak kullanan bölge halkının görüşü karar sürecinin dışında bırakılmasın diyoruz” dedi.
Aslan, denizlerin yalnızca ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü alanlar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
«“Denizlerimiz sınırsız bir üretim alanı değil, korunması gereken ortak doğal varlığımızdır.”»
Balıkçı Köyü sakinleri ise kafeslerin kıyıya ve geleneksel avlanma alanlarına yakın konumlandırılmasının balıkçılık faaliyetlerini olumsuz etkileyebileceğini savunuyor.
Köylüler, projenin çevresel etkilerinin kapsamlı şekilde araştırılmasını ve bölge halkının görüşlerinin dikkate alınmasını istiyor.
Basına yansıyan bilgilere göre projenin Kuzuoğlu Grup ile Günvak 1 ve Günvak 2 tarafından hayata geçirilmesinin planlandığı belirtiliyor.
Balıkçı Köyü’nde yaşanan gelişmeler, geleneksel balıkçılık ile yetiştiricilik faaliyetleri arasındaki denge, çevresel etkiler ve yerel halkın karar süreçlerine katılımı konularını yeniden gündeme taşırken, bölgedeki nöbetin ve taraflar arasındaki tartışmanın önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.