HABERMAX. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV’de yayımlanan Komünist Bakış programında NATO, Türkiye’nin güvenlik politikaları, Sovyetler Birliği, Montrö, Afganistan ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV’de Nevzat Evrim Önal’ın sunduğu Komünist Bakış programında NATO ve Türkiye’nin güvenlik politikalarına ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Okuyan, Türkiye’nin NATO’ya katılım sürecinde “Sovyet tehdidi” söyleminin öne çıkarıldığını savunurken, tarihsel gelişmelerin bu çerçevede yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Savaş sonrası Sovyetler güvenlik kaygısıyla hareket etti”
İkinci Dünya Savaşı’nın son dönemine değinen Okuyan, Sovyetler Birliği’nin savaş sırasında ağır kayıplar verdiğini ve güvenlik kaygılarının arttığını belirtti. Molotov’un 1945 yılında Türkiye ile yapılan görüşmelerde dile getirdiği taleplerin tarihsel bağlamından koparılarak değerlendirildiğini ifade eden Okuyan, Sovyet yönetiminin savaş sonrasında yeni bir saldırıyla karşılaşmamak için güvenlik önlemleri almaya çalıştığını söyledi.
“Türkiye savaş yıllarında tarafsız görünse de farklı bir politika izledi”
Okuyan, Türkiye’nin resmî olarak tarafsız kalmasına rağmen savaş yıllarında Almanya ile ekonomik ve lojistik ilişkilerini sürdürdüğünü ileri sürdü. Boğazlardan çeşitli sevkiyatların yapıldığını ve Almanya’ya krom ihracatının devam ettiğini belirten Okuyan, bu durumun Sovyetler Birliği açısından güvenlik tehdidi olarak algılandığını ifade etti.
“Türkiye Batı eksenine yönelmek için gerekçe arıyordu”
Türkiye’nin savaş sonrasında Batı blokuna yöneldiğini savunan Okuyan, Sovyetler Birliği ile yaşanan diplomatik gerilimlerin NATO üyeliğinin meşrulaştırılmasında kullanıldığını iddia etti. Türkiye’nin kuruluş dönemindeki Sovyet-Türkiye ilişkilerinin zaman içerisinde yerini Batı yanlısı bir dış politikaya bıraktığını söyledi.
Boğazlar ve Montrö tartışması
Boğazlar rejimi konusunda da değerlendirmelerde bulunan Okuyan, Sovyetler Birliği’nin Karadeniz’in güvenliği konusunda dile getirdiği taleplerin tamamen gerçek dışı olmadığını öne sürdü. Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi sürecinde de Batılı müttefiklerin etkisi altında hareket ettiğini savunan Okuyan, İngiltere’nin Sovyet politikalarına yönelik itirazlarını hatırlattı.
“Türkiye’ye yönelik Sovyet işgal planına dair kanıt yok”
Programda “Sovyetler Birliği Türkiye’yi tehdit etti mi?” sorusunu da yanıtlayan Okuyan, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’de rejimi değiştirmeye veya askeri müdahalede bulunmaya yönelik somut bir hazırlığı bulunduğunu gösteren herhangi bir kanıt olmadığını ileri sürdü. Komünizmin Türkiye’de toplumsal bir hareket olduğunu belirten Okuyan, “Sovyet tehdidi” söyleminin siyasal amaçlarla kullanıldığını savundu.
Afganistan ve dış politika değerlendirmesi
Afganistan konusuna da değinen Okuyan, Sovyetler Birliği’nin 1979 müdahalesinin güvenlik kaygılarıyla gerçekleştiğini, sonraki yıllarda ortaya çıkan belgelerin Moskova yönetiminin müdahale konusunda isteksiz davrandığını gösterdiğini öne sürdü.
“Sosyalizm halkın kendi mücadelesiyle kurulur”
TKP’nin dış ilişkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Okuyan, sosyalizm mücadelesinin başka ülkelerin desteğine dayanarak değil, her ülkenin kendi halkı ve kendi örgütlü gücüyle yürütülmesi gerektiğini söyledi. Partisinin bağımsız siyaset anlayışını sürdürdüğünü ifade etti.
“Bugün de Türkiye’ye yönelik Rus tehdidi bulunmuyor”
Güncel NATO politikalarını da değerlendiren Okuyan, bugün Türkiye’ye yönelik doğrudan bir Rus tehdidi bulunmadığını savundu. NATO’nun Rusya’yı çevreleme politikalarının Türkiye’yi olası çatışmaların parçası haline getirdiğini öne süren Okuyan, Türkiye’nin güvenliğinin NATO üyeliğiyle değil, bağımsız bir dış politika anlayışıyla sağlanabileceğini dile getirdi.
Programın sonunda NATO karşıtı mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Kemal Okuyan, Türkiye’nin bağımsızlığını ve halkın çıkarlarını önceleyen bir dış politika anlayışının mümkün olduğunu ifade etti.