HABERMAX. Hastane çalışanlarının sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlar, bazı durumlarda yalnızca çalışanın kişisel sorumluluğunda kalmayabiliyor. Hasta görüntüleri, ameliyat ve operasyon süreçleri, hasta dosyaları veya kurum içi bilgilerin paylaşılması; kişisel verilerin korunmasından hasta mahremiyetine, meslek etiğinden kurum itibarına kadar birçok açıdan sağlık kuruluşlarını da hukuki riskle karşı karşıya bırakabiliyor.
Sağlık sektöründe sosyal medya kullanımı her geçen gün daha fazla önem kazanırken, çalışanların kişisel hesaplarından yaptığı paylaşımlar da sağlık kuruluşları açısından dikkat edilmesi gereken bir alan haline geliyor.
İzmir Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Üyesi Avukat Özge Özmen Korkut, sağlık çalışanlarının sosyal medya paylaşımlarının bazı durumlarda hastaneler açısından da hukuki sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Korkut’a göre özellikle hastane içerisinde çekilen ve hastaların kişisel verilerini veya mahremiyetini açığa çıkarabilecek görüntülerin paylaşılması ciddi risk oluşturuyor.
Korkut, hastane çalışanlarının sosyal medya hesaplarında hasta görüntüsü, operasyon odası görüntüsü, ameliyat süreci, hasta dosyası veya ekran görüntüsü paylaşmasının önemli hukuki riskler doğurabileceğini belirtti.
Hastanın kimliğini doğrudan ortaya koyan bilgilerin yanı sıra, kişinin kimliğinin dolaylı olarak belirlenmesine imkan sağlayabilecek görüntü ve bilgilerin de dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.
Özellikle sağlık hizmetinin sunulduğu alanlarda çekilen fotoğraf ve videoların çalışanların kişisel hesaplarından paylaşılması, hastanın mahremiyetinin ihlali açısından gündeme gelebiliyor.
Avukat Özge Özmen Korkut, böyle bir durumda yalnızca paylaşımı yapan çalışanın değil, sağlık kuruluşunun da sorumluluğunun tartışılabileceğini belirtiyor.
Bunun temelinde hastanenin veri güvenliği, çalışanların eğitimi, kurum içi prosedürlerin oluşturulması ve denetim yükümlülükleri gibi konulardaki sorumlulukları bulunuyor.
Korkut, sağlık kuruluşlarının sosyal medya politikasını yalnızca resmi kurum hesapları üzerinden değerlendirmemesi gerektiğine dikkat çekerek, çalışanların kişisel hesaplarında yaptıkları paylaşımların da kurum açısından risk oluşturabileceğini ifade ediyor.
Hastane çalışanlarının sosyal medya paylaşımlarında ortaya çıkabilecek hukuki risklerin yalnızca kişisel verilerin korunmasıyla sınırlı olmadığı belirtiliyor.
Hasta mahremiyeti, meslek etiği, sağlık alanındaki reklam kuralları ve kurumun itibarı da bu kapsamda değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor.
Özellikle hastanın sağlık durumuna ilişkin bilgilerin veya tedavi sürecinin kamuya açık sosyal medya platformlarında paylaşılması, çok daha ciddi sonuçlara yol açabilecek bir risk alanı oluşturuyor.
Sosyal medya paylaşımlarının oluşturabileceği riskin sağlık turizmi alanında daha da büyüdüğüne dikkat çeken Korkut, yabancı hastaların görüntülerinin paylaşılması konusunda sağlık kuruluşlarının daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Yabancı hastaların görüntülerinin sosyal medyada paylaşılması, yalnızca kişisel veri ve mahremiyet açısından değil, aynı zamanda farklı ülkelerden gelen hastaların ve kurumların konuya ilişkin beklentileri nedeniyle de önemli bir kriz haline gelebiliyor.
Bu nedenle sağlık kuruluşlarının yabancı hastalara ilişkin görüntü ve içeriklerin kullanımında izin süreçlerini açık, ayrıntılı ve hukuken güvenli şekilde oluşturması önem taşıyor.
Uzman değerlendirmesine göre sağlık kuruluşlarının sosyal medya kaynaklı hukuki riskleri azaltmak için alması gereken başlıca önlemler şöyle sıralanıyor:
1. Çalışanlara eğitim verilmeli:
Hasta mahremiyeti ve kişisel verilerin korunması konusunda sağlık çalışanlarına düzenli eğitim verilmesi gerekiyor.
2. Operasyon alanlarında çekim kuralları belirlenmeli:
Fotoğraf ve video çekimine ilişkin kurallar özellikle ameliyathane ve operasyon alanlarında açık ve herkes tarafından bilinir şekilde düzenlenmeli.
3. Yabancı hastalar için izin süreçleri netleştirilmeli:
Sağlık turizmi kapsamında hizmet alan yabancı hastaların görüntülerinin kullanılması söz konusuysa, gerekli izinlerin ayrıntılı ve açık şekilde alınması gerekiyor.
4. Kişisel hesaplar için kurum politikası oluşturulmalı:
Çalışanların kişisel sosyal medya hesaplarından hasta, operasyon ve kurum içi görüntüleri paylaşmasına ilişkin açık kurallar belirlenmeli.
5. Dışarıdan hizmet alınan ekipler de denetlenmeli:
Sosyal medya ajansları, tercümanlar, hasta danışmanları ve freelance çalışanlarla gizlilik ve veri koruma sözleşmeleri yapılmalı.
6. Kriz yönetim planı hazırlanmalı:
Herhangi bir veri veya mahremiyet ihlali yaşanması halinde hangi adımların atılacağı önceden belirlenmeli.
Sağlık kuruluşlarının sosyal medya politikalarını yalnızca kendi resmi hesapları üzerinden yürütmesinin yeterli olmayacağına dikkat çeken Korkut, çalışanların kişisel hesaplarının da kurum açısından risk alanı oluşturabileceğini belirtiyor.
Özellikle hasta mahremiyetini ihlal eden, kurum içi bilgileri açığa çıkaran veya hastaların kimliğinin belirlenmesine imkan veren paylaşımlar, sağlık kuruluşları açısından hukuki ve itibari sonuçlar doğurabiliyor.
Bu nedenle hastanelerin çalışanlarını yalnızca sosyal medya kullanımında değil, hasta mahremiyeti, kişisel verilerin korunması ve kurum içi bilgi güvenliği konusunda da düzenli olarak bilgilendirmesi önem taşıyor.
Sağlık sektöründe dijital iletişim büyürken, sosyal medyada yapılan tek bir paylaşımın dahi hem çalışan hem de sağlık kuruluşu açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.