HABERMAX. Konuk Yazar ve gazeteci Etem Sevik, son yazısında, günümüzün dijital çağında bilginin ne denli güçlü bir araç haline geldiğine ve bunun hem aydınlatıcı hem de yanıltıcı olabileceğine dair derin bir sorgulama yapıyor. Sevik, bilginin doğruyu gösterme potansiyelinin yanı sıra, insanların zihnini manipüle etme gücüne de sahip olduğunu belirtiyor.
Dünya, bir yandan bilgi çağının altın çağında dururken, diğer yandan bu çağın sunduğu fırsatlar ve tehlikeler arasında gidip geliyor. Günümüzde bilgi, bir yandan insanları aydınlatan bir ışık kaynağı olarak kabul edilirken, diğer yandan manipülasyon aracı haline gelmiş durumda. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, doğru bilgiye ulaşmak giderek daha zor bir hale gelmekte, insanların algıları ise sürekli olarak şekillendirilen ve kontrol edilen bir medya akışına tabi tutulmaktadır.
Bilgi ve Manipülasyonun Çelişkisi
Etem Sevik, bilginin hem bir aydınlatıcı gerçek hem de bir gölge olabileceği gerçeğini gözler önüne seriyor. Yazısında, günümüzün dijital ortamlarında bilginin çok hızlı bir şekilde yayıldığını, ancak bu bilginin her zaman doğru olmadığını ifade ediyor. Sevik, “Bilginin sunumu, iki uç arasında salınıyor: Aydınlatıcı gerçek ve Gölgeleyen yanılsama” diyerek, dijital çağda doğruyu bulmanın ne denli karmaşık bir hal aldığını vurguluyor. Bilimsel veriler, doğruyu anlatan bilgiler bir yanda, manipülatif söylemler, yanlış bilgiler ve dezenformasyon diğer yanda yer almakta.
Son yıllarda sosyal medya platformları ve dijital haber siteleri aracılığıyla yayılan yanlış bilgiler ve algı yönetimi, toplumsal dinamikleri değiştirebilecek güçte. Sevik, dijital medyanın bu gücünü, bilginin amacını aşarak, kitlelerin düşüncelerini yönlendiren bir araç haline dönüşmesi olarak tanımlıyor.
Gerçek ve Yanılsama Arasındaki Savaş
Sevik, bu çağda bilgiye ulaşmanın ve doğruyu bulmanın insanlık için çok daha zor bir iş haline geldiğine dikkat çekiyor. Yazısında, bilginin amacının insanları doğru bir şekilde yönlendirmek olduğunu savunsa da, günümüzde bu amacı aşarak manipülasyon aracı haline geldiğini ifade ediyor. “Doğru olanı bulma çabası bazen imkansız bir labirente dönüşebiliyor,” diyen Sevik, doğru bilgi ile yanlış bilginin birbirine karıştığı bir ortamda, her bireyin bilgiye nasıl yaklaşması gerektiğini sorguluyor.
Bu soruya yanıt olarak, doğruyu bulmaya çalışan insanların cesaret göstermesi gerektiğini belirtiyor. Yalanın parıltılı örtüsünü sıyırmak ve gerçeği çıplak bir şekilde görmek, ancak cesur bir zihinle mümkündür. Sevik, bireylerin doğruyu bulma yolunda gösterdikleri cesaretin, toplumun geleceği için hayati bir öneme sahip olduğuna inanıyor.
Özgür İrade ve Bireysel Mücadele
Sevik’in yazısının belki de en vurucu noktalarından biri, özgür iradenin önemidir. Küresel çağ, insanlara bir fırsat sunuyor; bu fırsat, doğru bilgiyle aydınlanmak veya yanlış bilginin gölgesine teslim olmaktır. Bu tercih, her bireyin kişisel sorumluluğudur. Sevik, doğruyu bulmak ve doğruyu savunmak adına cesaret gösterenlerin, toplumları şekillendirebilecek güce sahip olduklarını söylüyor.
Yazar, bireysel mücadelenin yalnızca kişiyi değil, tüm insanlığı etkileyecek bir önem taşıdığını belirtiyor. İnsanların doğruyu arayarak, bilgiye yön verme gücünü ele geçirmeleri, toplumsal değişim ve gelişim için bir kapı aralayabilir.
Yeni Bir Çağın Kapısını Aralamak
Sonuç olarak, Etem Sevik, doğru bilgiyi savunmanın ve gerçeği aramanın, yalnızca günümüz değil, geleceğimiz için de büyük bir öneme sahip olduğunun altını çiziyor. “Gerçek ve yanılsama arasındaki bu savaşta doğruyu arayanların cesareti yeni bir çağın kilit açıcıları olabilir,” diyerek, bireylerin doğru bilgi için verdikleri mücadelenin insanlık tarihindeki yerinin çok önemli olduğunu belirtiyor. Bu çağda doğruyu bulmak ve onu savunmak, hem bireysel bir sorumluluk hem de toplumsal bir meydan okumadır.
Sevik, yazısının sonunda, doğru bilgiye ulaşmanın ve bilgiyi doğru kullanmanın insanlık adına aydınlatıcı bir dönemin kapılarını aralayabileceğini belirterek, her bireyin bu mücadeledeki rolünün tarihsel bir iz bırakacağına dair güçlü bir mesaj veriyor. Bu çağın öznesi biziz; doğruyu bulmak için gösterdiğimiz cesaret, insanlık tarihinin geleceğini şekillendirecek.