HABERMAX. Türkiye’nin bağımsız medya kuruluşlarından Açık Radyo, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından karasal yayın lisansının iptal edilmesiyle başlayan hukuki süreci Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Danıştay’ın lisans iptalini onayan kararının ardından yapılan bireysel başvuruda, ifade ve basın özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği savunuldu.
Radyo yönetimi ve avukatları tarafından yapılan başvuruda, ifade ve basın özgürlüğü, haber alma hakkı, adil yargılanma hakkı ve ölçülülük ilkesi bakımından çok sayıda anayasal ihlalin bulunduğu öne sürüldü.
Açık Radyo tarafından yapılan açıklamada, Danıştay’ın kararına yönelik eleştiriler dile getirildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Taleplerimizin reddine dair tek bir gerekçe dahi sunmayan Danıştay kararı, açıkça ifade ve düşünce özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturan ve toplumun haber alma hakkını yok sayan RTÜK kararındaki keyfiliği ve hukuka aykırılığı onamış olmakla; ileriye dönük, tüm yayın kuruluşları başta olmak üzere, ülkemizde yaşayan her birey yönünden ifade özgürlüğü ve hukuk güvenliği noktasında ciddi bir risk oluşturmaktadır. Bu sebeple hukuki mücadelemizi sonuna kadar sürdürmeye devam edeceğiz.”
Hukuki sürecin başlangıcı, 24 Nisan 2024 tarihinde Açık Radyo’nun canlı yayınında bir konuğun yaptığı değerlendirmeye dayanıyor.
Canlı yayında konuşan konuğun, Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan taziye mesajına atıfta bulunarak “soykırım olarak adlandırılan” ve “Ermeni soykırımı anması” ifadelerini kullanmasının ardından RTÜK, Açık Radyo’ya üst sınırdan idari para cezası verdi ve ilgili programın beş kez durdurulmasına karar verdi.
Açık Radyo, RTÜK tarafından elektronik ortamda gönderilen kararın ekinde yer alan yayın durdurma takviminin teknik nedenlerle açılamadığını ve bu durumu kuruma bildirmelerine rağmen herhangi bir dönüş yapılmadığını belirtti.
Bunun ardından RTÜK, 3 Temmuz 2024 tarihinde yayın durdurma kararının uygulanmadığı gerekçesiyle radyonun karasal yayın lisansını iptal etti.
Açık Radyo, idari para cezasını ödediğini ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek, teknik aksaklıkların dikkate alınmadığını ve savunmaları alınmadan lisans iptaline karar verildiğini savundu.
Açılan davalarda, yayında kullanılan ifadelerin ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve uygulanan yaptırımların ölçülülük ilkesine aykırı olduğu yönünde hukuki ve bilimsel görüşler mahkemelere sunuldu.
İlk derece mahkemesi ve istinaf sürecinde davaların reddedilmesinin ardından Danıştay da temyiz başvurusunu reddetti. Bunun üzerine Açık Radyo, bireysel başvuru yolunu kullanarak dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararın, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve yayıncılık alanındaki benzer davalar açısından emsal niteliği taşıyıp taşımayacağı merakla bekleniyor.