HABERMAX. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, 11–17 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında tuz tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Tuzun vücut için gerekli bir mineral olduğunu hatırlatan İspiroğlu, sinir iletimi, kas kasılması ve sıvı dengesi gibi temel süreçlerde rol oynadığını belirtti. Ancak ihtiyaçtan fazla tüketimin özellikle hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve böbrek sorunları açısından ciddi risk oluşturduğunu vurguladı.
İspiroğlu, yapılan araştırmaların günlük tuz tüketiminde sadece 1 gramlık azalmanın bile toplum genelinde kalp-damar hastalıkları ve inme riskini azaltabildiğini gösterdiğini söyledi.
Uzmanlara göre yüksek sodyum alımı vücutta su tutulmasına yol açabiliyor ve bu durum tartıda ani kilo artışı olarak görülebiliyor. Tuz doğrudan yağ artışına neden olmasa da özellikle kilo vermeye çalışan kişilerde ödem nedeniyle kilo kaybını zorlaştırabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında olmasını öneriyor. Ancak Türkiye’de ortalama tüketim bunun yaklaşık iki katına ulaşıyor.
Fazla tuzun önemli bir kısmı sofrada eklenen tuzdan değil, şu besinlerden geliyor:
Bu nedenle yalnızca yemeğe tuz atmamak çoğu zaman yeterli olmuyor.
İspiroğlu, tuzlu yeme alışkanlığının çoğunlukla genetik değil öğrenilmiş bir damak tadı olduğunu söyledi. Çocukluk döneminde tuzlu gıdalara maruz kalma, aile yemek alışkanlıkları ve işlenmiş gıdaların yaygın tüketimi bu tercihin oluşmasında belirleyici rol oynuyor.
Uzmanlara göre tuz tüketimini azaltmanın en etkili yolu ani kesintiler değil kademeli azaltma. Damak tadının yaklaşık 2–4 hafta içinde daha düşük tuz seviyesine uyum sağlayabildiği belirtiliyor.
Lezzeti artırmak için şu yöntemler öneriliyor:
Uzmanlara göre küçük ama sürdürülebilir değişiklikler, uzun vadede hem kalp sağlığını koruyor hem de kilo kontrolüne katkı sağlıyor.