
Dr. Hüseyin, atipik depresyonun depresyonun özgün belirtilerle seyreden bir alt tipi olduğunu ifade ederek, klasik (majör) depresyondan en önemli farkın “duygudurumun çevresel olaylara tepkisel olması” olduğunu söyledi.
Kişi iç dünyasında yoğun bir çökkünlük yaşarken dışarıdan zaman zaman enerjik ve iyi görünebilir. Olumlu bir gelişme karşısında kısa süreli bir iyilik hali oluşabilir ancak bu düzelme kalıcı değildir ve yeniden depresif duygu durumuna dönülür.
Bu tabloda sıklıkla:
gibi belirtiler görülür.
“Atipik” kelimesinin “tipik olmayan” anlamına geldiğini ancak nadir bir tablo olmadığını vurgulayan Dr. Hüseyin, depresyon tanısı alan bireylerin yaklaşık yüzde 15 ila 29’unda atipik özelliklerin görülebildiğini belirtti.
Halk arasında “kurşun ağırlığı” ya da “kurşun paralizi” olarak adlandırılan durumun gerçek bir fiziksel ağırlık hissi yarattığını söyleyen Hüseyin, bunun biyolojik ve psikolojik temelleri olduğunu aktardı. Serotonin, dopamin ve noradrenalin düzeylerindeki değişimler ile stres hormonu dengesizliklerinin biyolojik zemini oluşturduğunu, motivasyon kaybı ve umutsuzluğun da hareketi zorlaştırdığını ifade etti.
“Bu belirti iradesizlik ya da numara yapmak değildir” uyarısında bulundu.
Atipik depresyonda enerji düşüklüğü ve aşırı uyuma eğilimi, kişinin işe ya da sorumluluklarına başlamasını zorlaştırabiliyor. Zamanla erteleme, kaçınma ve sosyal geri çekilme artabiliyor.
Artan iştah ve özellikle karbonhidrat isteği kilo değişimlerine ve beden algısı sorunlarına yol açabiliyor. İlişkilerde ise reddedilmeye duyarlılık ön plana çıkıyor. Küçük bir eleştiri bile yoğun değersizlik duygularını tetikleyebiliyor.
Gün içinde yaşanan duygusal iniş çıkışlar da sosyal ilişkileri zorlaştırabiliyor.
Dr. Hüseyin, atipik depresyonun genellikle ergenlik sonu ve erken yetişkinlik döneminde başladığını, kadınlarda daha sık görüldüğünü ifade etti.
Ergenlerde tablo; çabuk sinirlenme, aileye karşı öfke, alınganlık ve anlaşılmadığını düşünme gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bu yaş grubunda reddedilmeye duyarlılık daha dramatik yaşanabiliyor.
Atipik depresyonun tek bir nedene bağlı olmadığını belirten Hüseyin, şu faktörlere dikkat çekti:
Bu etkenlerin bir araya gelerek tabloyu şekillendirebildiğini söyledi.
Atipik depresyon tedavisinde temel yaklaşımın ilaç tedavisi, psikoterapi ve yaşam tarzı düzenlemeleri olduğunu belirten Hüseyin, belirtilerin yapısına göre farklı ilaç tercihleri yapılabildiğini aktardı.
Aşırı uyuma ve enerji düşüklüğünün ön planda olduğu durumlarda daha aktive edici özellikte antidepresanların tercih edildiğini ifade etti.
Psikoterapide ise:
üzerinde özellikle durulduğunu söyledi.
Dr. Hüseyin, şu durumlarda mutlaka bir psikiyatri uzmanına başvurulması gerektiğini vurguladı:
“Atipik depresyon tedavi edilmediğinde yıllarca sürebilen dalgalı ancak kalıcı bir seyir gösterebilir. Erken müdahale kronikleşme riskini azaltır” diyerek sözlerini tamamladı.
Uzmanlar, belirtilerin hafife alınmaması ve erken destek alınmasının iyileşme sürecini belirgin şekilde kolaylaştırdığına dikkat çekiyor.