
Özdağ, organize suç, uyuşturucu ve sanal kumar tehdidinin artık bir milli güvenlik meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirterek, ağır ve etkili önlemlerle kartelleşme sürecinin durdurulacağını ifade etti. Uyuşturucuyla etkin mücadele yürütülerek gençlerin bağımlılıktan kurtarılacağını ve ailelerine sağlıklı bireyler olarak kazandırılacağını söyledi.
Zafer Partisi’nin göç politikalarına da değinen Özdağ, Türkiye’nin “demografik işgal” olarak nitelediği göç sürecine karşı geliştirdikleri “Anadolu Kalesi Projesi”ni hatırlattı. Sığınmacı ve kaçakların ülkelerine geri gönderilmesi yönündeki politikalarının kamuoyunda geniş destek bulduğunu savundu.
Özdağ, bu sürecin ardından diğer siyasi partilerin de benzer söylemler geliştirmeye başladığını öne sürdü. Özellikle ’nin tutum değişikliğine gittiğini iddia eden Özdağ, iktidarın da sığınmacıların geri gönderilmesi yönünde açıklamalar yaptığını belirtti.
Türkiye’nin organize suçta Avrupa’da birinci, dünyada 14. sırada olduğunu iddia eden Özdağ, ülkede yıllık 200 milyar dolarlık kara para varlığından söz edildiğini ifade etti. Bu büyüklüğün siyaset ve bürokrasiyi kirletebilecek ölçüde olduğunu savunarak, bunun bir milli güvenlik tehdidi oluşturduğunu dile getirdi.
Interpol tarafından aranan suç örgütü liderlerinin Türkiye’de vatandaşlık aldığına dair iddialara da değinen Özdağ, Akdeniz ve Ege kıyılarında yabancı kartellerin turizm ve inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini öne sürdü.
Konuşmasında, Türkiye’nin bu sürece karşı devlet yapısını, bürokrasisini ve gençliğini korumak zorunda olduğunu belirten Özdağ, “Tertemiz Türkiye Projesi” kapsamında hukuki reform, idari yeniden yapılanma ve sağlık alanında yeni bir yaklaşım önerdiklerini söyledi.
Özdağ, düzenlenen çalıştayda organize suç, uyuşturucu ve sanal kumarla mücadelenin çok boyutlu olarak ele alınacağını ifade ederek, bu tehdide karşı kapsamlı bir strateji ortaya konulacağını kaydetti.