
Okuyan, TKP’nin varlık nedeninin emek-sermaye çelişkisi olduğunu belirterek, “Türkiye yolunu sermaye sınıfından ayırmalıdır. Bu aynı zamanda ‘Bu memleketin sahibi kim?’ sorusunun yanıtıdır” dedi. Kapitalistlerin ülkenin tüm kaynaklarına el koyduğunu savunan Okuyan, “Marjinal olan sermaye sınıfıdır” ifadelerini kullandı.
Okuyan, (AKP) iktidarının sermaye sınıfıyla ilişkisine değinerek, büyük holdinglerin AKP döneminde dolar bazında 3-4 kat büyüdüğünü söyledi.
“AKP sermayeye hizmet etmeseydi bir gün dahi iktidarda kalamazdı. Bu açıdan bakıldığında sermaye için ‘başarılı’ bir iktidardır” dedi.
Cumhuriyet tartışmalarına da değinen Okuyan, işçi sınıfını merkeze koymayan bir Cumhuriyet savunusunun karşı-devrimin “Cumhuriyet elitist bir projedir” tezini güçlendirdiğini belirtti.
Milli Mücadele’nin yükünü yoksul köylülüğün çektiğini hatırlatan Okuyan, “Cumhuriyeti penceresinden savunmaya kalkarsanız haklı olurlar. da, TÜSİAD da sınıf olarak Cumhuriyet karşıtıdır. Sermaye düzenini savunarak Cumhuriyet savunusu yapılamaz” dedi.
Kürt sorununa ilişkin değerlendirmesinde Okuyan, yalnızca ayrılıkçılık eksenli bir tartışmanın yanlış olduğunu ifade etti.
’in “Emperyalizmle ittifak taktik ittifaktır” sözünü eleştiren Okuyan, taktik ittifakların stratejiyle uyumlu olması gerektiğini söyledi.
“Ülkemizi seviyoruz ama değiştirmek istiyoruz. Kürt meselesi de bu değiştirme iradesine bağlanmak zorunda. Bu sistemi değiştirirken birliğe ihtiyacımız var” dedi.
Türkiye’nin parçalanmasının hiçbir kesime fayda sağlamayacağını dile getiren Okuyan, “Ülkeye hayrı dokunabilecek tek ayrım sınıfsal ayrımdır. Onun dışındaki tüm kutuplaşmalar yapaydır” ifadelerini kullandı.
“Niye bir Kürt aşiret reisiyle Kürt yoksulu aynı tarafta kalsın? Niye Türk işçiyle Türk patron aynı tarafta kalsın?” diye sordu.
Okuyan, emperyalist ülkelere öykünmenin Türkiye’yi aydınlığa çıkarmayacağını savundu.
“Emperyal bir Türkiye istiyorsanız haksızlıklara imza atarsınız. Uluslararası rekabette öne geçmek için kendi halkınızı ve çevre coğrafyayı daha fazla sömürmeniz gerekir” dedi.
Türkiye’nin savunmasına ilişkin olarak da “Savunma ’ten başlar. Ülke ekonomisini ele geçirmiş tekellerin tasfiyesiyle başlar” ifadelerini kullandı.
Merkezi planlamanın önemine dikkat çeken Okuyan, sosyalist bir ekonomide ağırlıklı devlet mülkiyeti ve merkezi planlamanın esas olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin bu kavramlara yabancı olmadığını, Cumhuriyet’in ilk döneminde planlama deneyimleri bulunduğunu belirtti.
İşçi sınıfının ancak kendi dünyasını savunarak ayağa kalkabileceğini dile getiren Okuyan, kapitalizmin iyileştirilmesinin motivasyon yaratamayacağını ifade etti.
“İşçi sınıfı ayağa kalkacaksa, bu düzenin dayattığı çaresizlik ve geleceksizlik hissinin karşısına ‘başka bir dünya mümkün’ hedefiyle çıkmalıdır” dedi.
Programın son bölümünde ABD’nin Küba’ya yönelik baskıları ve imza kampanyası gündeme geldi. Okuyan, Küba’nın 60 yılı aşkın süredir dünyanın en büyük emperyalist gücüne karşı direndiğini belirtti.
tarafından başlatılan kampanyaya dikkat çeken Okuyan, “İnsanlığın Küba’ya borcu var. Dayanışma büyütülmeli” dedi.