HABERMAX. İSTANBUL – Gündemar Araştırma tarafından 21-24 Ocak 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen “Türkiye Gündemi Araştırması”, toplumda güvenlik kaygısının derinleştiğini ve özellikle gençler üzerinden ciddi bir sosyal kırılma yaşandığını ortaya koydu. Araştırma, suç ve şiddet algısındaki artışın artık istisna değil, yaygın bir kanaat haline geldiğini gösteriyor.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Tamer Bolat, toplumun suç ve şiddet meselesine bakışının köklü biçimde değiştiğine dikkat çekerek, “Kamuoyunun verdiği mesaj nettir: Daha güven veren, daha caydırıcı ve daha etkili bir mücadele beklentisi vardır” dedi.
Araştırmaya göre toplumun büyük çoğunluğu gençlerin geleceğe umutla bakmadığını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 77’si gençlerin umutlu olmadığı görüşünde birleşirken, yalnızca yüzde 10’luk bir kesim bunun aksini düşünüyor.
Bu tablo, gençliğin geleceğe dair beklentilerinin zayıfladığını ve umutsuzluğun toplumsal algıda baskın hale geldiğini ortaya koyuyor.
“Gençlerde artan umutsuzluk en çok hangi soruna yol açar?” sorusuna verilen yanıtlar dikkat çekici:
Katılımcıların yüzde 59’u bu durumun doğrudan suç ve şiddeti artıracağını düşünüyor.
Toplum, gençlik sorununu artık yalnızca eğitim ya da işsizlik başlığıyla değil, doğrudan güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor.
Araştırmanın en çarpıcı verilerinden biri de gençler arasındaki suç ve şiddet eğilimine ilişkin. Katılımcıların yüzde 92’si son dönemde bu eğilimin arttığını düşünüyor.
Bu oran, farklı görüşlerden insanların ortaklaştığı güçlü bir toplumsal algıya işaret ediyor.
“Gençleri suça iten en önemli neden nedir?” sorusuna verilen yanıtlarda ilk sırayı yüzde 33 ile işsizlik ve ekonomik sorunlar aldı.
Ekonomiyi; aile ve sosyal çevre, madde kullanımı ve eğitim sistemi izledi. Bu sonuç, toplumun suçu bireysel değil yapısal bir sorun olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Araştırma, güvenlik hissinde dikkat çekici bir bölünmeyi de gözler önüne serdi.
Katılımcıların yüzde 51’i yaşadığı yerde kendini güvende hissederken, yüzde 49’u güvende hissetmediğini belirtti.
Bu tablo, güvenlik algısının son derece kırılgan bir zemine oturduğunu gösteriyor.
Katılımcıların yüzde 79’u son bir yılda suç olaylarının arttığını ifade etti. Bu veri, güvenlik kaygısının teorik değil, doğrudan günlük yaşamda hissedilen bir gerçeklik haline geldiğini ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 85’i suç işleyenlerin yeterince cezalandırılmadığını düşünüyor. Bu sonuç, adalet sistemine duyulan güvenin ciddi biçimde zayıfladığını gösteriyor.
Katılımcıların yüzde 70’i devletin suç ve şiddetle mücadele politikalarını yetersiz bulduğunu ifade etti. Bu durum, toplumun yalnızca tespit değil, çözüm konusunda da beklenti içinde olduğunu ortaya koyuyor.
Ocak 2026 verileri, Türkiye’de güvenlik kaygısının büyüdüğünü, gençler arasında umutsuzlukla birlikte suç ve şiddet algısının güçlendiğini açıkça ortaya koyuyor.
Araştırma, toplumun mesajını net biçimde ortaya koyuyor:
Daha güçlü bir adalet sistemi, daha etkili güvenlik politikaları ve gençlere umut verecek ekonomik-sosyal adımlar artık ertelenemez bir ihtiyaç.