HABERMAX. ANKARA – ESAS Yönetim Kurulu Başkanı ve yaklaşık 960 milyon dolarlık servete sahip olduğu belirtilen Ali Sabancı’nın, “Herkesin maddi emelleri var, benim de var. Ben geçinemiyorum. Arzu ettiğime kıyasla ben geçinemiyorum” sözleri kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan’dan sert bir tepki geldi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Okuyan, servet eşitsizliğinin bilinçli şekilde normalleştirildiğini belirterek, “Küstahça insanların gözünün içine soktukları servetlerini bir kesim olağan karşılarken, ‘o kadar da uzun boylu değil’ deyip masayı devirmeyi düşleyenlerin sayısı çoğalmaktadır” ifadelerini kullandı.
Kemal Okuyan, Ali Sabancı’nın açıklamalarının masum olmadığını vurgulayarak, bu tür söylemlerin toplumsal eşitsizlikleri kanıksatma amacı taşıdığını belirtti. Okuyan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“İş başvuranlardan ücret alan, uçakta yolculara suyu parayla satmaya öncülük eden Ali Sabancı, devasa servetine rağmen ‘geçinemiyorum’ demiş.
Bu lafın tepki çekeceğini pekâlâ bilir. Ancak insanlar arası eşitsizliklerin de başka bir sürü melanet gibi normalleşmesini, kanıksanmasını ister.”
Okuyan, Sabancı’nın sözlerinin arkasındaki zihniyete dikkat çekerek, bu yaklaşımın sıradan yurttaşın yaşam koşullarıyla hiçbir bağının olmadığını söyledi:
“‘Benim beklentilerime göre geçinemiyorum’ diyerek, kendi standartlarının herhangi bir yurttaşımızla kıyaslanmaması gerektiğini de ima etmiş.”
Paylaşımında, bütçe görüşmelerine milyonlarca liralık saatlerle katılan milletvekillerini de hatırlatan Okuyan, ülkedeki yoksulluğa rağmen lüksün teşhir edilmesini eleştirdi:
“Bütçe görüşmelerine 9 milyonluk saat takarak gelen milletvekili de aynı hesap.
Her tür rezalet meşrulaştı, ‘şimdi tam zamanıdır’ diyorlar ve onca yoksulluk varken muazzam servetlerini halkın gözünün içine sokuyorlar.”
Kemal Okuyan, bu tür açıklamaların ters etki yarattığını ve toplumda tepkiyi büyüttüğünü ifade ederek sözlerini şu cümlelerle tamamladı:
“İhtiyatı elden bırakmaları iyidir. Çürürken çürüttükleri toplumun içinde çürümeye direnci de güçlendiriyorlar.
Küstahça insanların gözünün içine soktukları servetlerini bir kesim olağan karşılarken, ‘o kadar da uzun boylu değil’ deyip masayı devirmeyi düşleyenlerin sayısı çoğalmaktadır.”