HABERMAX. Bir akıllı telefon ekranı ilk bakışta masum bir eğlence aracı gibi görünse de, uzmanlara göre bu ekranların arkasında insan beyninin en zayıf noktalarını hedef alan karmaşık algoritmalar çalışıyor. Son yıllarda hızla yaygınlaşan sanal bahis ve kumar, yalnızca ekonomik değil; psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla da ciddi bir tehdit haline gelmiş durumda.

Uzmanlar, cebimizde taşıdığımız bu “dijital kumarhanelerin” sadece parayı değil, aynı zamanda umudu, aile ilişkilerini ve yaşama sevincini de yavaş yavaş tükettiğine dikkat çekiyor. Özellikle ilk kazançla birlikte beyinde oluşan yoğun dopamin salınımı, kişiye “bunu tekrar yapmalısın” mesajı veriyor. Zamanla beyin bu yapay hazza alışıyor ve birey gündelik hayattan zevk alamaz hale geliyor.
Son dönemde sanal bahis ve kumar borçlarıyla bağlantılı intihar vakalarındaki artış, sorunun yalnızca mali bir kriz olmadığını gözler önüne seriyor. Çünkü bu süreçte bireyler yalnızca paralarını değil; özsaygılarını, sosyal çevrelerini ve kendilerine duydukları güveni de kaybediyor.
Bağımlılıkla mücadelede çoğu kişi çözümü yalnızca irade ve mantık çerçevesinde arasa da, uzmanlara göre asıl mesele bilinçaltında yatıyor. Travma, yalnızlık ya da değersizlik hissinden kaçmak isteyen bireyler, kumarın sunduğu sahte “heyecan” dünyasına sığınıyor. Bilinçaltı ise bu davranışı bir kaçış ve rahatlama yöntemi olarak kodluyor.
Bu kapsamda, sanal bahis ve kumar bağımlılığının bilinçaltı düzeydeki nedenleri ve çözüm yolları kamuoyunda daha fazla tartışılmaya başlandı. Bilinçaltı Uzmanı Lily Lale Yılmaz, bu bağımlılığın görünmeyen yönlerine dikkat çekerek, sorunun kaynağına inilmeden kalıcı çözüm üretmenin mümkün olmadığını vurguluyor.
Uzmanlar, sanal kumar ve bahisle mücadelede yalnızca yasakların değil; psikolojik destek, farkındalık çalışmaları ve bilinçaltına yönelik yaklaşımların da hayati önem taşıdığı görüşünde birleşiyor.