
CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Karayip vatandaşlık modelinin neden Golden Visa programlarına alternatif olarak öne çıktığını değerlendirdi.
Alamarioğlu, Saint Kitts & Nevis programının en belirgin farkının doğrudan vatandaşlık sağlaması olduğunu vurguladı.
“Golden Visa programları genellikle tek bir ülkede oturum hakkı verirken, Saint Kitts modeli tam vatandaşlık sunar. Bu da seyahat, yaşam, eğitim ve uluslararası iş yapma özgürlüğünü daha geniş bir çerçevede mümkün kılar. Ayrıca vatandaşlık yeni nesillere de aktarılabilir,” dedi.
Programın en dikkat çeken özelliklerinden biri de başvuru süresinin kısalığı. Alamarioğlu, pasaport onayının 3–4 ay gibi kısa bir sürede çıkabildiğini belirtti.
“Zamanı en değerli varlık olarak gören yatırımcılar için bu hız büyük avantaj. Uzun ve belirsiz bekleme süreçleri yerine net ve hızlı çözümler sunuluyor,” ifadelerini kullandı.
Saint Kitts & Nevis programında oturum ya da fiziksel ikamet zorunluluğu bulunmaması, özellikle yoğun iş temposuna sahip yatırımcılar için önemli bir kolaylık sağlıyor.
“Yer değiştirmeden vatandaşlık alınabilmesi, süreci hem pratik hem de esnek hale getiriyor,” diyen Alamarioğlu, bunun karar sürecini hızlandırdığını ifade etti.
Saint Kitts pasaportunun 150’den fazla ülkeye vizesiz seyahat imkânı sunduğu belirtiliyor. Bu durum, küresel mobiliteyi artıran önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Alamarioğlu, ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkeler için vize süreçlerinin daha hızlı ve kolay ilerlemesinin de yatırımcılar açısından avantaj sağladığını söyledi.
Programın öne çıkan bir diğer yönü ise vergi politikası. Saint Kitts & Nevis’te dünya genelindeki gelirler üzerinden vergi alınmaması, özellikle yüksek net servetli yatırımcılar için cazip bir unsur olarak gösteriliyor.
“Vergi-nötr yapı; uzun vadeli finansal planlama ve varlık koruma açısından güçlü bir avantaj sunuyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Program kapsamında tek bir başvuru dosyasıyla çocukların ve ebeveynlerin dahil edilebilmesi, aile odaklı yatırımcılar için önemli bir fırsat sunuyor.
Alamarioğlu, “Tüm ailenin aynı haklara sahip olması ve küresel fırsatlara erişebilmesi, bu modeli uzun vadeli güvenlik arayan yatırımcılar için güçlü bir seçenek haline getiriyor,” dedi.
Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde, yatırım yoluyla vatandaşlık programları uluslararası yatırımcılar için stratejik bir alternatif olarak öne çıkmaya devam ediyor.