HABERMAX. TÜİK’in Haziran 2026 enflasyon verilerini açıklamasıyla memur ve emekli zamları belli oldu. Rakamları değerlendiren Sağlık Hizmetleri Sendikası (Sahim-Sen) Genel Başkanı Özlem Akarken, açıklanan oranların sahada hissedilen gerçek tabloyu yansıtmadığını belirterek, “Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları enflasyon farkına değil, insanca yaşam koşullarına göre değerlendirilmelidir” dedi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre; Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Haziran ayında aylık %0,99, yıllık bazda ise %32,11 olarak gerçekleşti. Yılın ilk altı aylık enflasyonu %17,76 olurken, 12 aylık ortalamalara göre artış %32,03 olarak kayıtlara geçti. Bu verilerle birlikte memur ve memur emeklilerinin alacağı zam oranları kesinleşti ancak sendikalar geçim maliyetlerine dikkat çekti.
Özellikle büyükşehirlerde görev yapan sağlık personelinin en büyük kabusunun fahiş kira fiyatları olduğunu vurgulayan Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, barınma sorununun artık idari bir krize dönüştüğünü söyledi:
“Bugün birçok sağlık ve sosyal hizmet çalışanımız maaşının önemli bir bölümünü kiraya ayırmak zorunda kalıyor. Özellikle büyükşehirlerde görev yapan hemşirelerimiz, ebelerimiz, teknikerlerimiz ve sosyal hizmet uzmanlarımız için barınma sorunu artık ekonomik bir mesele olmanın ötesine geçti; mesleğin sürdürülebilirliğini etkileyen devasa bir problem hâline geldi.”
Sağlık ve sosyal hizmetin 24 saat kesintisiz devam eden zorunlu bir kamu hizmeti olduğunu hatırlatan Akarken, gece gündüz demeden tutulan nöbetlerin karşılığının alınamadığını ifade etti. Akarken, “Çalışanlarımızın nöbet ve fazla mesai ücretleri, günümüz ekonomik koşullarını karşılamaktan çok uzak kalmıştır. Üstelik izinlerin kullandırılmaması ve ödenmeyen mesailer personeli bedenen ve ruhen yıpratmaktadır. Kurumlardaki ücret adaletsizliği, hak edilen liyakat ve eğitim düzeyine uygun değildir. Nöbet ücretleri ve ek ödemeler derhal güncellenmelidir” dedi.
Yaşanan ekonomik krizin doğrudan sağlık sisteminin kalitesini etkilediği uyarısında bulunan Akarken, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:
“Geçim kaygısıyla yaşayan, ay sonunu getiremeyen bir sağlık ve sosyal hizmet çalışanından yüksek motivasyon ve verimli bir hizmet beklemek gerçekçi değildir. Ekonomik sorunlar kurum bağlılığını ve hizmet kalitesini doğrudan vuruyor. Sağlık sisteminin güçlü kalabilmesi için önce onu ayakta tutan çalışanların ve ömrünü bu işe adamış emeklilerin yaşam koşullarının güçlendirilmesi gerekiyor.”
Dönemsel maaş artışlarının yaraya merhem olmadığını, refah payını içeren kalıcı ve bütüncül düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu belirten Özlem Akarken; alım gücünü koruyan, nöbet ve ek ödemeleri güçlendiren, emeklileri de kapsayan hakkaniyetli bir sistem kurulana kadar mücadeleye devam edeceklerini ilan etti.