HABERMAX. Gümüşhane’de siyanürlü altın madenciliğine yönelik tartışmalar sürerken, Sabri Şenel’den dikkat çeken bir açıklama geldi. Çocukluk ve gençlik yıllarında Gümüşhane’nin Kabaköy dağlarında çobanlık yaptığını belirten Şenel, bölgenin doğal yapısını ve yaşanan su sıkıntısını bizzat deneyimlediğini ifade ederek, altın madenciliği faaliyetlerinin Gümüşhane’yi geri dönüşü olmayan bir çevre felaketiyle karşı karşıya bırakacağını savundu

GÜMÜŞHANE’NİN ACI FERYADINI KİM DUYACAK?
Çocukluk Yıllarındaki Susuzluk Mücadelesini Anlattı
Sabri Şenel, Kabaköy dağlarında geçirdiği yıllarda yaz aylarının son derece kurak geçtiğini belirterek, bölgede su kaynaklarının yok denecek kadar az olduğunu söyledi.
İnsanların içme suyunu kilometrelerce uzaklıktaki kaynaklardan taşımak zorunda kaldığını anlatan Şenel, bazen küçük su gözelerinden büyük emeklerle su temin ettiklerini ifade etti. Çobanların, ailelerin ve hayvanların aynı su kaynaklarına bağımlı olduğunu belirten Şenel, susuzluğun bölgedeki yaşamın en ağır gerçeği olduğunu dile getirdi.
“Hayvanların Çaresizliğini Hiç Unutmadım”
Susuzluğun yalnızca insanları değil, doğadaki tüm canlıları etkilediğini belirten Şenel, özellikle yaz sıcaklarında hayvanların büyük sıkıntılar yaşadığını söyledi.
Su bulamayan sürülerin perişan olduğunu ifade eden Şenel, sıcaktan bunalan hayvanların zaman zaman paniğe kapılarak dağıldığını, akşam saatlerinde onları yeniden toplamanın büyük mücadele gerektirdiğini anlattı.
Yabani hayvanların da aynı kaderi paylaştığını belirten Şenel, susuzluk nedeniyle yaşamını yitiren tilki ve diğer hayvanların leşleriyle sık sık karşılaştıklarını ifade ederek, bölgedeki doğal yaşamın yıllardır suyla ayakta kalmaya çalıştığını vurguladı.
“Göçün En Büyük Sebebi Çaresizlikti”
Şenel, geçmişte bölgede yaşanan ekonomik ve doğal zorlukların insanların köylerini terk etmesine neden olduğunu belirtti.
Osmanlı döneminde maden üretimi amacıyla geniş ormanlık alanların tahrip edildiğini hatırlatan Şenel, aradan geçen uzun yılların ardından doğanın kendisini yeniden onarmaya başladığını, yeşilin yeniden filizlendiğini söyledi.
Ancak bugün planlanan siyanürlü altın madenciliğinin bu doğal iyileşmeyi tamamen ortadan kaldıracağını savundu.
“Siyanürlü Madencilik Gümüşhane’yi Çölleştirir”
Şenel’e göre en büyük tehlike, altın üretiminde kullanılacak büyük miktardaki su ve siyanürlü işletmelerin doğaya vereceği zarar.
Bölgenin zaten sınırlı olan su kaynaklarının madencilikte kullanılmasının Gümüşhane’yi kuraklığa sürükleyeceğini ifade eden Şenel, yaz aylarında siyanür havuzlarında meydana gelebilecek buharlaşmanın çevre açısından ciddi riskler oluşturabileceğini öne sürdü.
Bu durumun yalnızca maden sahasını değil, Harşit ve Kelkit vadileri başta olmak üzere çok geniş bir coğrafyayı etkileyebileceğini belirten Şenel, doğanın, tarımın ve hayvancılığın ağır bedeller ödeyebileceğini dile getirdi.
“Bu Doğa da İnsan da Bunu Hak Etmedi”
Açıklamasında çevrenin korunmasının siyasi tartışmaların üzerinde bir mesele olduğunu vurgulayan Şenel, doğanın, bitkilerin, evcil ve yabani hayvanların böyle bir tehditle karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Gümüşhane’nin ve Türkiye’nin bu felaketi hak etmediğini ifade eden Şenel, bu sözleri tarihe not düşmek amacıyla kaleme aldığını belirtti.
“Partileriniz Sizin Olsun, Doğamıza Dokunmayın”
Açıklamasını vicdan çağrısıyla tamamlayan Sabri Şenel, tüm kesimlere seslenerek şu ifadeleri kullandı:
“Vicdanı olan hiç kimse bu gidişata seyirci kalamaz. Yerin üstü, yerin altındaki altından daha değerlidir. Partileriniz sizin olsun, doğamıza dokunmayın. Son pişmanlığın fayda etmeyeceği gün gelmeden elimizi vicdanımıza koyalım.”