HABERMAX. İSTANBUL – Yazar ve araştırmacı Sabri Şenel, Halep merkezli gelişmeler üzerinden yürütülen jeopolitik planların yalnızca Suriye’yi değil, Türkiye’yi ve tüm Ortadoğu’yu hedef aldığını belirterek, bölgede etnik ve mezhepsel ayrışmayı derinleştirmeyi amaçlayan yeni bir kuşatma stratejisinin devrede olduğunu ifade etti.

Şenel, Ortadoğu’da uzun yıllardır uygulanan senaryonun aktörlerinin değişse de hedeflerinin aynı kaldığını vurguladı. Türkiye, İran, Irak ve Suriye hattında sürdürülen bu planın son durağının Halep olduğunu belirten Şenel, “Bu yalnızca bir şehir meselesi değil; Türkiye’ye ve bölge halklarına yöneltilmiş açık bir meydan okumadır” değerlendirmesinde bulundu.
PKK/YPG yapılanmasının ve siyasi uzantılarının Halep üzerinden yeniden sahaya sürüldüğünü ifade eden Şenel, bir yandan “fesih” söylemlerinin dillendirildiğini, diğer yandan sahada örgütlü hareketliliğin açık biçimde sürdüğünü belirterek bu durumun ciddi bir çelişki yarattığını kaydetti.
Şenel’e göre, Ortadoğu’da yürütülen etnik bölünme projeleri geçmişte İngiliz mandasıyla, bugün ise Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında ABD, AB ve İsrail merkezli politikalarla hayata geçiriliyor. Petrol ve doğalgazın ardından bu kez su kaynaklarının, özellikle Fırat ve Dicle havzalarının hedef alındığına dikkat çekiliyor.
Irak, Suriye ve Libya örneklerini hatırlatan Şenel, bu süreçlerde kazananın bölge halkları değil, emperyal güçler olduğunu ifade ederek, Halep’te sahnelenen senaryonun “Kürt koridoru” adı altında Akdeniz’e uzanacak yeni bir jeopolitik hat oluşturmayı amaçladığını dile getirdi.
Bu planlardan en büyük zararı yine bölge halklarının, özellikle de Kürtlerin göreceğini savunan Şenel, tarihin emperyalizmin işbirlikçilerini günü geldiğinde terk ettiğini defalarca gösterdiğini vurguladı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine de dikkat çeken Şenel, devletin vatandaşlık temelinde eşitliği esas aldığını, etnik ve mezhepsel ayrışmayı reddettiğini ifade etti. Lozan Antlaşması’nı hedef alan ve Sevr’i güncelleme hayali kuran yaklaşımların yalnızca Türkiye için değil, tüm bölge için tehdit oluşturduğunu belirtti.
“Türkiyeli” tartışmaları üzerinden yürütülen kimlik tartışmalarının da bu sürecin parçası olduğunu savunan Şenel, bunun masum bir dil tartışması değil, açık bir siyasal tercih olduğunu kaydetti.
Açıklamasında siyasetin biat değil, doğruya destek ve yanlışa itiraz alanı olduğunu vurgulayan Şenel, “Yanlışa sessiz kalanlar zamanla o yanlışın parçası hâline gelir” ifadelerini kullandı.
Şenel, Halep üzerinden yürütülen tartışmaların Türkiye’nin güvenliğini ve toplumsal barışını doğrudan etkileyeceğini belirterek, etnikçilikten, mezhepçilikten ve dış güdümlü projelerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.