HABERMAX. Son yıllarda “bağırsak yaşı” kavramı, uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) araştırmalarında giderek daha fazla önem kazanıyor. Bilim dünyası, yaşa bağlı hastalıkların arkasındaki sessiz biyolojik süreçlerden birinin bağırsak mikrobiyotası olabileceğine dikkat çekiyor. Danışmanı , bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın dengesinin bozulmasının; kalp hastalıklarından diyabete, unutkanlıktan bağışıklık sorunlarına kadar pek çok tabloyla ilişkili olduğunu belirtiyor.

Yaşlanmanın yalnızca takvim yaşıyla açıklanamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Tamer, bağırsak mikrobiyotasının sindirimden bağışıklığa, ruh hâlinden beyin sağlığına kadar birçok sistemi etkilediğini söylüyor. Genç ve sağlıklı bireylerde mikrobiyota çeşitliliğinin yüksek ve dengeli olduğunu belirten Tamer, yaşla birlikte bu dengenin bozulduğunu ve “disbiyozis” adı verilen tablonun ortaya çıktığını ifade ediyor. Bu durum, sağlıksız yaşlanmanın temel biyolojik zeminlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Yaş ilerledikçe vücutta sessizce gelişen kronik iltihaplanma sürecinin (“inflammaging”) kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, Alzheimer ve bazı kanser türleri için zemin hazırlayabildiğini belirten Tamer, bağırsak duvarının geçirgenliğinin artmasının bağışıklık sistemini sürekli tetikte tuttuğunu ve bunun uzun vadede dokulara zarar verebildiğini söylüyor.
Bağırsak bakterilerinin lifli besinleri fermente ederek kısa zincirli yağ asitleri ürettiğini ve bu bileşiklerin kan şekeri kontrolüne katkı sağladığını aktaran Tamer, koruyucu bakterilerin azalmasının insülin direncini artırabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca bazı mikroorganizmaların, özellikle kırmızı et tüketimi sonrası damar sertliğiyle ilişkili metabolitlerin oluşumuna katkıda bulunabildiğini ifade ediyor.
Bağırsaklarla beyin arasında güçlü bir iletişim ağı bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tamer, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarda mikrobiyota değişimlerinin rol oynayabileceğini kaydediyor. Sindirim sorunlarına eşlik eden unutkanlık, odaklanma güçlüğü ve duygu durum değişimlerinin bu biyolojik bağlantıyla ilişkili olabileceğini vurguluyor.
Longevity araştırmalarının, ileri yaşına rağmen sağlıklı bireylerde mikrobiyota çeşitliliğinin korunduğunu gösterdiğini belirten Tamer, bağırsak yaşını genç tutmak için şu önerilerde bulunuyor:
Prof. Dr. Tamer, “Bağırsaklarımız ne kadar sağlıklıysa, genel sağlığımız da o kadar güçlü kalır. Sindirim sistemine özen göstermek; kalbi, beyni ve uzun vadeli yaşam kalitesini korumak anlamına geliyor” diyerek sözlerini tamamlıyor.