HABERMAX. Dünyada nükleer santrallerde yaşanabilecek kazalar ve olası saldırılar sonrası artan güvenlik endişeleri, Türkiye açısından da dikkatle izleniyor. Uzmanlar, olası bir nükleer sızıntının hem çevreyi hem de insan sağlığını doğrudan etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Üsküdar Üniversitesi Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Program Başkanı Dilek Aker, nükleer sızıntı durumunda insan vücudunun ciddi risk altında olduğunu belirtti. Aker, alfa ve beta parçacıklarının vücuda girmesi halinde ulaştıkları doku ve organlara yüksek miktarda enerji vererek hücre yapısını bozabileceğini söyledi.
Bu durumun genetik dizilimi etkileyebileceğini ifade eden Aker, uzun vadede kanser ve mutasyon gibi ciddi hastalıkların ortaya çıkabileceğini vurguladı.
Radyasyonun, kararsız atomların enerji yaymasıyla ortaya çıktığını belirten Aker, bunun parçacıklar (alfa, beta, nötron) ya da elektromanyetik dalgalar (X ve gama ışınları) şeklinde yayılabildiğini ifade etti.
Günlük hayatta maruz kalınan radyo dalgaları ve benzeri iyonize olmayan radyasyonların daha düşük risk taşıdığını belirten Aker, asıl tehlikenin iyonize radyasyon olduğunu söyledi. Bu tür radyasyonun insan üzerindeki etkisinin; maruziyet süresi, doz ve kişinin özelliklerine göre değiştiğini kaydetti.
Radyasyon maruziyetinin iki şekilde gerçekleştiğini belirten Aker, iç ışınlamanın soluma ve yutma yoluyla oluştuğunu, bunun özellikle alfa ve beta parçacıkları açısından daha tehlikeli olduğunu ifade etti.
Dış ışınlamada ise gama ışınlarının daha riskli olduğuna dikkat çeken Aker, bu ışınların uzun mesafeler kat ederek tüm vücuda nüfuz edebildiğini söyledi.
Radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerinin ikiye ayrıldığını belirten Aker, deterministik etkilerin yüksek dozda anlık maruziyet sonucu ortaya çıktığını, stokastik etkilerin ise uzun vadede kanser ve genetik mutasyonlara yol açabildiğini ifade etti.
Aker, Çernobil Felaketi sonrasında uluslararası alanda önemli adımlar atıldığını hatırlatarak, erken bildirim sistemlerinin oluşturulduğunu ve ülkeler arası bilgi paylaşımının artırıldığını belirtti.
Bu kapsamda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve OECD Nükleer Enerji Ajansı iş birliğiyle geliştirilen “Uluslararası Nükleer ve Radyolojik Olay Ölçeği (INES)” ile nükleer olayların risk seviyelerine göre sınıflandırıldığını ifade etti.
Nükleer bir patlama ya da sızıntı durumunda bireysel önlemlerin hayati önem taşıdığını vurgulayan Aker, şu uyarılarda bulundu:
Uzmanlar, bu önlemlerin maruz kalınan radyasyonun türüne ve şiddetine göre değişebileceğini belirterek, toplumda farkındalığın artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.