HABERMAX. Kadınlarda rahimde en sık görülen iyi huylu tümörler arasında yer alan miyomlar, çoğu zaman fark edilmeden yıllarca varlığını sürdürebiliyor. Tıbbi adıyla “uterin miyom” olarak bilinen bu oluşumlar, halk arasında ise genellikle “rahimde et parçası” şeklinde tanımlanıyor. Bir radyoloji doktoru olarak miyomların çok yaygın olduğunu ve büyük çoğunluğunun kanser olmadığını vurgulayan Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Tanısal Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aresh Soudmand, bazı durumlarda miyomların ciddi şikâyetlere yol açabileceğine dikkat çekerek düzenli takibin önemine işaret etti.

Miyomlar Nasıl Oluşuyor?
Miyomlar, rahmin kas tabakasından köken alıyor. Kesin oluşum nedeni bilinmemekle birlikte, kadınlık hormonları özellikle östrojenin miyomların büyümesinde önemli rol oynadığı biliniyor. Bu nedenle miyomlar en sık doğurganlık çağındaki kadınlarda görülüyor. Genellikle ergenlikten sonra ortaya çıkan miyomlar, menopoz döneminde ise küçülme eğilimi gösteriyor. Ailesinde miyom öyküsü bulunanlarda, hiç doğum yapmamış kadınlarda, erken yaşta adet görmeye başlayanlarda ve fazla kilolu bireylerde miyomlara daha sık rastlanıyor.
Her Miyom Belirti Vermiyor
Miyomların büyük bir kısmı herhangi bir şikâyete neden olmuyor. Pek çok kadın, miyomu olduğunu rutin jinekolojik muayene ya da başka bir nedenle yapılan ultrason sırasında öğreniyor. Ancak miyomun yeri, sayısı ve boyutu arttıkça belirtiler ortaya çıkabiliyor. En sık görülen şikâyetler arasında adet kanamalarının fazla ve uzun sürmesi, adet arası kanamalar, kasık ve bel ağrısı ile karında şişkinlik hissi yer alıyor. Büyük miyomlar idrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkmaya, bağırsaklara baskı yaparak kabızlığa da yol açabiliyor.
Miyom Kısırlığa Neden Olur mu?
Her miyom kısırlığa yol açmıyor. Ancak rahim iç boşluğuna doğru büyüyen miyomlar, gebeliği zorlaştırabiliyor ya da düşük riskini artırabiliyor. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınlarda miyomun rahim içiyle ilişkisi büyük önem taşıyor. Bu noktada radyolojik görüntüleme yöntemleri belirleyici rol üstleniyor.
Ultrason Tanıda İlk Basamak
Miyom tanısında en sık kullanılan ve en önemli yöntem ultrasonografi olarak öne çıkıyor. Ultrason ile rahmin boyutu, şekli ve iç yapısı değerlendirilirken; miyomun varlığı, sayısı, yerleşimi ve boyutları ayrıntılı biçimde inceleniyor.
Uzm. Dr. Soudmand, “Miyomun rahim duvarının içinde mi, dışında mı yoksa rahim boşluğuna doğru mu uzandığını mutlaka belirtiriz. Çünkü bu bilgiler tedavi planını doğrudan etkiler. Ayrıca miyomun iç yapısında dejenerasyon olup olmadığı da bizim için önemlidir” dedi.
Miyomun Yeri Tedaviyi Belirliyor
Miyomlar yerleşim yerine göre intramural, subseröz ve submüköz olarak sınıflandırılıyor. Özellikle rahim iç boşluğuna doğru büyüyen submüköz miyomlar, kanama ve kısırlık açısından daha fazla sorun yaratabiliyor. Radyolojik değerlendirme, bu ayrımın net şekilde yapılmasını sağlıyor.
MR Hangi Durumlarda Gerekli?
Bazı hastalarda ultrason yeterli olmayabiliyor. Çok sayıda miyom bulunması, miyomların büyük olması ya da cerrahi planlanması durumunda manyetik rezonans (MR) görüntüleme tercih ediliyor. MR sayesinde miyomların sayısı, yerleşimi ve rahim içiyle ilişkisi daha ayrıntılı şekilde ortaya konuluyor. Ayrıca nadir de olsa miyomla karışabilen kötü huylu tümörlerin ayırıcı tanısında MR önemli bir rol oynuyor.
Miyom Kansere Dönüşür mü?
Miyomların kansere dönüşme ihtimali son derece düşük. Toplumda bu riskin olduğundan fazla algılandığını belirten uzmanlar, hızlı büyüyen, menopoz sonrası küçülmeyen ya da yapısal değişiklik gösteren miyomların daha yakından takip edilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Her Miyom Ameliyat Gerektirmiyor
Şikâyete neden olmayan ve küçük boyutlu miyomlar genellikle düzenli aralıklarla takip ediliyor. Belirli dönemlerde yapılan ultrason kontrolleriyle miyomda büyüme olup olmadığı değerlendiriliyor. Önceki tetkiklerle karşılaştırma yapılması, gereksiz cerrahi müdahalelerin önüne geçilmesini sağlıyor.
Uzm. Dr. Aresh Soudmand, “Miyomlar çok yaygın, çoğu zaman iyi huylu ve yönetilebilir oluşumlardır. Önemli olan miyomun varlığından çok, yeri, boyutu ve yarattığı etkilerin doğru değerlendirilmesidir. Ultrason ve gerektiğinde MR ile miyomlar güvenle takip edilebilir” diyerek düzenli kontrolün altını çizdi.