HABERMAX. Çiğköfte sektörünün Türkiye’deki gelişiminde önemli isimlerden biri olan Ömer Aybak’ın hayat hikâyesi ve başarı yolculuğu, Netflix için hazırlanan belgesel çalışmasıyla ekranlara taşınıyor.
gorselÇiğköfteyi Türkiye’den dünyaya taşıyan başarı hikâyesi ekrana geliyor
Köyde başlayan, çocuk yaşlarda İstanbul’a uzanan ve zorlu çalışma koşullarının ardından çiğköfte sektöründe markalaşmaya dönüşen yaşam öyküsünü konu alan belgeselin çekimleri Ömer Aybak’ın fabrikasında gerçekleştiriliyor.
Çekimlerin tamamlanmasının ardından yapımın Netflix platformunda izleyiciyle buluşturulması planlanıyor.
Adıyaman’ın köyünden İstanbul’a uzanan zorlu yaşam
Ömer Aybak’ın başarı hikâyesi Adıyaman’ın Sincik ilçesine bağlı Düden köyünde başladı.
Altı kardeşin ikincisi olarak dünyaya gelen Aybak, maddi imkânları sınırlı bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Çamur ve taştan yapılmış eski bir köy evinde geçen çocukluk yıllarının ardından, henüz ilkokulu tamamlamadan çalışma hayatıyla tanıştı.
Ailesine destek olmak amacıyla dayısıyla birlikte İstanbul’a gelen Aybak, burada farklı sektörlerde çalışarak hayatını sürdürmeye başladı.
Konfeksiyon ve lokanta başta olmak üzere çeşitli işlerde çalışan Aybak, İstanbul’daki ilk yıllarında dayıları ve hemşehrileriyle birlikte Vefa’daki bekar odalarında kaldı.
Çocuk yaşta başlayan çalışma hayatı, ilerleyen yıllarda kendi işini kurma ve bir marka oluşturma hedefinin de temelini oluşturdu.
Çiğköfte serüveni Gültepe’de başladı
Ömer Aybak’ın çiğköfte sektöründeki hikâyesi ise İstanbul Gültepe’de attığı adımla başladı.
Seyyar satıcılık yaptığı dönemde kazandığı parayla bir otomobil satın alan Aybak, daha sonra bu otomobili satarak kendi iş yerini açmaya karar verdi.
Aybak, çiğköfte sektörüne giriş sürecini anlatırken yaşadığı zorlukları şu sözlerle ifade etti:
“Baktık çaresi yok, en sonunda bıraktık. Dedik ki bunun bir alternatifi olmalı. Ne yaparız, ne ederiz derken Gültepe’de dükkân açmaya karar verdik. Seyyar satıcılıktan kazandığım parayla araba almıştım, arabamı sattım. Bacadibi’nde Mayıs 2002’de bir tane dükkân açtık.”
Bu karar, Aybak’ın hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri oldu.
İstanbul’da çiğköfteyi tanıtmak için büyük mücadele verdi
2002 yılında iş yerini açtığında İstanbul’da çiğköfte henüz bugünkü kadar geniş kitleler tarafından bilinen ve tüketilen bir ürün değildi.
Aybak’ın anlattığına göre müşteriler çiğköftenin nasıl tüketileceğini dahi bilmiyordu.
İş yerinin ilk dönemlerinde yaşadığı sıkıntıları anlatan Aybak, müşterilerin ürünü pişirmeden tüketip tüketemeyeceklerini sorduklarını belirterek o günleri şöyle anlattı:
“İlk açtığımızda çiğköftenin ne olduğunu bilmiyorlardı. Adam alıyor çiğköfteyi, ‘Bunu pişirmeden mi vereceksin?’ diyor. O zorlukları da yaşadım.”
Aybak için ilk dönemler oldukça zorlu geçti.
Müşteri sayısının yetersiz olması ve ürünün henüz yeterince tanınmaması nedeniyle zaman zaman işletmesini kapatmayı düşündüğünü ifade eden Aybak, sabırla çalışmaya devam etti.
“Bir gün, iki gün, bir ay, iki ay derken ‘Bugün kapatayım, yarın kapatayım’ diyorsun. Kazanamıyorsun çünkü kimse tanımıyor çiğköfteyi.”
Bir anda değişen hayat
Uzun süren mücadelenin ardından işlerin beklenmedik şekilde büyümeye başlaması ise Aybak’ın hayatındaki en önemli kırılma noktalarından biri oldu.
Özellikle okulların açılmasına kısa bir süre kala yaşanan yoğunluk, küçük bir işletmeden büyük bir ticari yapıya uzanan sürecin başlangıcı oldu.
Aybak, o dönemde yaşanan yoğunluğu şu sözlerle anlattı:
“Okulların açılışına 1-2 hafta vardı. Yarabbim, bir iş başladı, yok böyle bir şey, gece gündüz. Parayı koyacak yer bulamıyorsun. Korkunç bir şey.”
Kısa süre içerisinde artan talep karşısında yaşadığı şaşkınlığı da anlatan Aybak, ekonomik açıdan oldukça zor günlerden geçerken bir anda müşterilerin taleplerine yetişmekte zorlandığını ifade etti.
“Düşünüyoruz yani, bu ben miyim değil miyim, gerçek mi bu? Çünkü cebimizde bir ekmek parası yokken, müşterilere cevap veremeyecek kadar olağanüstü bir iş başladı.”
Seyyar satıcılıktan üretim tesisine uzanan yol
Ömer Aybak’ın hikâyesi, yalnızca çiğköfte satışıyla sınırlı kalmadı.
Küçük bir dükkânda başlayan girişim, zaman içerisinde üretim, markalaşma ve geniş kitlelere ulaşma sürecine dönüştü.
Türkiye’de çiğköftenin daha geniş kesimler tarafından tanınmasıyla birlikte sektör de büyürken, Aybak’ın ticari yolculuğu üretim tesislerine kadar uzandı.
Bugün kendi fabrikasında üretim gerçekleştiren Aybak’ın yıllar önce küçük bir işletmede başlayan hikâyesi, şimdi uluslararası bir dijital platform için hazırlanan belgeselin merkezinde yer alıyor.
Belgeselde çocukluk yıllarından iş hayatına uzanan hikâye anlatılacak
Netflix için hazırlanan belgeselde Ömer Aybak’ın çocukluk yılları, İstanbul’a geliş süreci, çalışma hayatının ilk dönemleri, ekonomik sıkıntıları ve çiğköfte sektörüne girişinin yanı sıra markalaşma yolculuğunun da anlatılması hedefleniyor.
Fabrika çekimleriyle birlikte hikâyenin yalnızca geçmişte yaşanan zorluklarla sınırlı kalmayacağı, bugün ulaşılan üretim kapasitesi ve marka yolculuğunun da izleyiciye aktarılacağı belirtiliyor.
Böylece Adıyaman’ın bir köyünde başlayan yaşam mücadelesinin İstanbul’da girişimcilik hikâyesine, oradan da Türkiye’nin önemli çiğköfte markalaşma süreçlerinden birine dönüşümü ekrana taşınmış olacak.
“Ekranda hikâyemiz, masada lezzetimiz”
Ömer Aybak, belgesel çekimlerinin ardından yaptığı paylaşımda ise hikâyesinin ekranlara taşınmasına ilişkin dikkat çeken bir ifadeye yer verdi:
“İşimizin başındayız… Ekranda hikâyemiz, masada lezzetimiz.”
Bu söz, Aybak’ın yıllar önce küçük bir dükkânda başlayan mücadelesinin bugün ulaştığı noktayı özetleyen bir mesaj olarak dikkat çekti.
Türkiye’den dünyaya uzanan bir girişimcilik hikâyesi
Ömer Aybak’ın yaşam öyküsü, bir ürünün ticari başarısının yanı sıra çocuk yaşta başlayan çalışma hayatının, ekonomik zorlukların ve girişimcilik kararlılığının bir araya geldiği uzun bir yolculuğu anlatıyor.
Adıyaman’ın Sincik ilçesine bağlı Düden köyünden İstanbul’a uzanan bu hikâye, Gültepe’deki küçük bir dükkânda çiğköfte satışıyla yeni bir döneme girdi.
Yıllar içerisinde büyüyen sektör ve gelişen üretim kapasitesiyle birlikte Aybak’ın hikâyesi şimdi Türkiye sınırlarını aşarak uluslararası izleyiciye ulaşmaya hazırlanıyor.
Çekimlerin tamamlanmasının ardından Netflix platformunda yayınlanması planlanan belgeselin, Ömer Aybak’ın çocukluk yıllarından başlayan yaşam mücadelesini, çiğköfte sektöründeki girişimcilik serüvenini ve bugün ulaştığı noktayı geniş bir perspektifle izleyiciye aktarması bekleniyor.
Habermax.net
#ÖmerAybak #Çiğköfte #Netflix #Belgesel #Girişimcilik #Adıyaman #Sincik #DüdenKöyü #İstanbul #ÇiğköfteSektörü #BaşarıHikayesi #Türkiye #Habermax


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.