
, Ank-Ar tarafından gerçekleştirilen NATO araştırmasının sonuçlarına ilişkin sosyal medya hesabından kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Araştırmada yurttaşların yüzde 60’tan fazlasının NATO hakkında net bir görüş belirtmemesi dikkat çekerken, NATO’yu zararlı bulanların oranının ise yaklaşık yüzde 11 seviyesinde kaldığı görüldü. Bu sonuçların Türkiye’deki siyasi ve ideolojik iklim açısından önemli veriler sunduğunu belirten Okuyan, ortaya çıkan tablonun tesadüf olmadığını söyledi.
Okuyan, araştırma sonuçlarının arkasında uzun yıllardır sürdürülen siyasi anlayışın bulunduğunu savundu.
Türkiye’de sağdan sola birçok siyasi partinin söylemlerinde bağımsızlık, vatan ve Atatürk vurgusu yaptığını ancak NATO üyeliğini sorgulamadığını ifade eden Okuyan, bunun toplumun NATO’ya yönelik bakışını doğrudan etkilediğini öne sürdü.
“Anketin güvenilirliği tartışılabilir ama bir yere kadar” diyen Okuyan, ortaya çıkan sonuçların düzen siyasetinin yarattığı ideolojik etkilerin bir yansıması olduğunu dile getirdi.
TKP Genel Sekreteri, araştırma verilerinin yalnızca NATO algısını göstermediğini, aynı zamanda Türkiye’deki ekonomik ve toplumsal sorunların nedenlerine ilişkin önemli ipuçları verdiğini savundu.
Yoksulluk, gelir adaletsizliği, işsizlik ve sosyal sorunların tartışıldığı bir dönemde, halkın bu sorunlarla emperyalist politikalar arasındaki bağlantıyı yeterince kuramadığını belirten Okuyan, anket sonuçlarının bu açıdan da dikkatle incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamasında Türkiye’nin siyasi geçmişine de değinen Okuyan, bir dönem güçlü olan anti-emperyalist mücadelenin zaman içerisinde zayıfladığını söyledi.
1968 kuşağının temsil ettiği bağımsızlıkçı ve halkçı anlayışın yerini daha uzlaşmacı siyasi yaklaşımların aldığını belirten Okuyan, bunun NATO ve Batı merkezli politikaların toplum nezdinde daha kolay kabul görmesine yol açtığını savundu.
Bu değişimin yalnızca siyasi partilerle sınırlı olmadığını belirten Okuyan, toplumsal muhalefetin de bu süreçten etkilendiğini ifade etti.
Kemal Okuyan, değerlendirmesinde Türkiye soluna yönelik eleştiriler de dile getirdi.
Türkiye’de sol hareketin önemli bir bölümünün Cumhuriyet’in ilerici kazanımlarıyla ve Milli Mücadele’nin anti-emperyalist karakteriyle arasına mesafe koyduğunu savunan Okuyan, bunun ciddi bir siyasi boşluk yarattığını söyledi.
Kimlik siyaseti, liberalizm ve sınıf uzlaşmacılığı olarak tanımladığı anlayışların güç kazanmasının, NATO ve Batı yanlısı politikaların daha rahat meşrulaşmasına neden olduğunu ileri sürdü.
Türkiye’nin tarihsel olarak güçlü bir bağımsızlık ve yurtseverlik geleneğine sahip olduğunu vurgulayan Okuyan, buna rağmen son yıllarda NATO yanlısı politikaların toplumda daha geniş kabul gördüğünü belirtti.
Amerikancılık ve Avrupa Birliği merkezli politikaların da benzer şekilde meşrulaştırıldığını öne süren Okuyan, bu durumun Türkiye’nin bağımsızlıkçı çizgiden uzaklaşmasına neden olduğunu savundu.
Açıklamasının son bölümünde çağrıda bulunan Okuyan, Türkiye’de anti-emperyalist bilincin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bazı temel konularda taviz verilmemesi gerektiğini belirten Okuyan, özellikle sermaye düzeni ve emperyalist politikalar karşısında net bir tutum alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
“Bu gidişat derhal ve şimdi tersine çevrilmelidir” diyen Okuyan, Türkiye’nin bağımsızlıkçı, kamucu ve halkçı bir siyasal hatta yönelmesi gerektiğini savundu.
Kemal Okuyan’ın açıklamaları, Türkiye Komünist Partisi’nin uzun yıllardır savunduğu NATO karşıtı ve anti-emperyalist politikaların güncel bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
TKP, Türkiye’nin NATO üyeliğine son verilmesi, dış politikada bağımsız bir çizginin benimsenmesi ve ekonomik alanda kamucu politikaların uygulanması gerektiğini savunurken, Okuyan’ın son değerlendirmesi de bu yaklaşımın güncel siyasi tartışmalar üzerinden yeniden kamuoyuna taşınması olarak yorumlanıyor.