30 Ağustos 2026
HaberMax LogoGerçek Haberin Kaynağı
Son Dakika
Ağrı Vali Yardımcısı Tuncay Karataş ile Müfettiş Hatice Atay Dünyaevine GirdiKanser Tedavisinde Kalp Sağlığına Dikkat: “Bazı Yan Etkiler 20 Yıl Sonra Bile Ortaya Çıkabiliyor”İBB Başkanvekili Nuri Aslan’dan Ulugazi Yağlı Güreşleri’nde Ekrem İmamoğlu Mesajı: “Siyaset de Mertlikle ve Adaletle Yürütülmeli”CHP Çekmeköy İlçe Başkanı Halis Gerbaga’dan Yönetimine İlk Mesaj: “Sokakta Kimseyle Tartışmayın, CHP’yi Halka Anlatın”Ümit Özdağ’dan Zonguldak’ta Çarpıcı Mesaj: “Seçim Zaten Vatandaşın Hafızasında Başladı”Tugay: Zafer Bayramı’mız kutlu olsunKâmil Koç, 100. yılında Edirne’den Avrupa’ya uzanıyor: İkinci yüzyıla büyüyerek giriyorEge İhracatçı Birlikleri’nden 30 Ağustos mesajı: “Büyük Zafer ruhuyla üretmeye ve ihracata devam edeceğiz”Ağrı Vali Yardımcısı Tuncay Karataş ile Müfettiş Hatice Atay Dünyaevine GirdiKanser Tedavisinde Kalp Sağlığına Dikkat: “Bazı Yan Etkiler 20 Yıl Sonra Bile Ortaya Çıkabiliyor”İBB Başkanvekili Nuri Aslan’dan Ulugazi Yağlı Güreşleri’nde Ekrem İmamoğlu Mesajı: “Siyaset de Mertlikle ve Adaletle Yürütülmeli”CHP Çekmeköy İlçe Başkanı Halis Gerbaga’dan Yönetimine İlk Mesaj: “Sokakta Kimseyle Tartışmayın, CHP’yi Halka Anlatın”Ümit Özdağ’dan Zonguldak’ta Çarpıcı Mesaj: “Seçim Zaten Vatandaşın Hafızasında Başladı”Tugay: Zafer Bayramı’mız kutlu olsunKâmil Koç, 100. yılında Edirne’den Avrupa’ya uzanıyor: İkinci yüzyıla büyüyerek giriyorEge İhracatçı Birlikleri’nden 30 Ağustos mesajı: “Büyük Zafer ruhuyla üretmeye ve ihracata devam edeceğiz”
Haberler/SAĞLIK+/Kanser Tedavisinde Kalp Sağlığına Dikkat: “Bazı Yan Etkiler 20 Yıl Sonra Bile Ortaya Çıkabiliyor”

Kanser Tedavisinde Kalp Sağlığına Dikkat: “Bazı Yan Etkiler 20 Yıl Sonra Bile Ortaya Çıkabiliyor”

HM
HaberMax tarafından yayınlandı
29 Ağustos 2026, 19:00 yayınlandı 29 Ağustos 2026, 23:36 güncellendi
Kanser Tedavisinde Kalp Sağlığına Dikkat: “Bazı Yan Etkiler 20 Yıl Sonra Bile Ortaya Çıkabiliyor”

HABERMAX. Kanser tedavisinde temel amaç tümör hücrelerini ortadan kaldırmak ve hastanın yaşam süresini uzatmak olsa da bazı kemoterapi, radyoterapi ve hedefe yönelik tedaviler kalp ve damar sistemi üzerinde de çeşitli etkilere yol açabiliyor. Uzmanlar, özellikle daha önce kalp hastalığı bulunan veya kalp üzerinde yan etki oluşturabilecek tedavileri alacak hastaların tedavi öncesinden itibaren yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

gorselgorsel

Onkoloji ile kardiyoloji bilim dallarını bir araya getiren kardiyoonkoloji alanının bu noktada önemli bir rol üstlendiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoonkoloji Bölümü Kurucusu ve Direktörü, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen, temel hedefin kanser tedavisinin kalp açısından mümkün olduğunca güvenli şekilde sürdürülmesi olduğunu söyledi.

Kardiyoonkolojinin Temel Amacı Kalbi Koruyarak Kanser Tedavisini Sürdürmek

Prof. Dr. Ertan Ökmen, her kanser hastasının mutlaka kalp problemi yaşayacağı düşüncesinin doğru olmadığını belirtti. Ancak bazı kalp ve damar sorunlarının kanser tedavisi sırasında ortaya çıkabildiği gibi, tedavinin tamamlanmasından yıllar sonra da görülebileceğine dikkat çekti.

Ökmen, kardiyoonkolojinin temel amacını, “Kanser hastalarında ortaya çıkabilecek kalp sorunlarını erken dönemde belirleyip gerekli önlemleri alarak kanser tedavisinin güvenli ve kesintisiz biçimde sürdürülmesini sağlamak” sözleriyle açıkladı.

Uzmanlara göre özellikle bazı tedavilere bağlı kalp etkileri yalnızca tedavi süreciyle sınırlı kalmayabiliyor. Radyoterapiye bağlı bazı etkilerin tedaviden 10, 15 hatta 20 yıl sonra ortaya çıkabileceği belirtiliyor.

Kanser Tedavisi Sonrası Uzun Dönem Kalp Takibi Önem Taşıyor

Kanser tedavilerindeki başarı oranlarının artması, hastaların daha uzun süre yaşamalarını sağlarken tedavi sonrası yaşam kalitesinin korunmasını da daha önemli hale getiriyor.

Prof. Dr. Ökmen, özellikle meme kanserinde beş yıllık sağkalım oranlarının yüzde 90’ın üzerine çıkmasının, hastaların uzun dönem kalp sağlığının takip edilmesini daha önemli hale getirdiğini ifade etti.

Ökmen, riskli hastaların önceden belirlenerek düzenli şekilde takip edilmesi sayesinde kalp krizi, kalp yetmezliği ve pıhtı oluşumu gibi ciddi sorunlara karşı erken önlem alınabileceğini söyledi.

En Sık Karşılaşılan Sorunlardan Biri Kalp Yetmezliği

Kanser tedavileri sırasında ortaya çıkabilen kalp sorunlarının başında kalbin kasılma gücünün azalması ve buna bağlı olarak kalp yetmezliği gelişmesi geliyor.

Özellikle meme kanseri tedavisinde kullanılan bazı kemoterapi ilaçları ile hedefe yönelik tedavilerin birlikte uygulanmasının bazı hastalarda kalp yetmezliği riskini artırabildiği belirtiliyor.

Bununla birlikte kanser tedavileri sırasında yalnızca kalp yetmezliği değil, farklı kalp-damar sorunları da ortaya çıkabiliyor.

Uzmanlara göre tedavi sürecinde;

  • Kalp krizi,

  • Pıhtı oluşumu,

  • Ritim bozuklukları,

  • Kalp zarı iltihabı,

  • Kalp kapakçığı problemleri

gibi sorunlarla da karşılaşılabiliyor.

Kalp Fonksiyonları Düzenli Olarak Kontrol Ediliyor

Riskli hastaların tedavi sürecinde kalp fonksiyonlarının düzenli olarak takip edildiğini belirten Prof. Dr. Ertan Ökmen, ekokardiyografi ve bazı hassas kan testlerinin bu süreçte önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Kalp açısından bir sorun tespit edilmesi durumunda ise kanser tedavisinin doğrudan sonlandırılmasının her zaman gerekli olmadığını belirten Ökmen, kardiyoloji ve onkoloji uzmanlarının birlikte değerlendirme yaptığını ifade etti.

Bu değerlendirmeler sonucunda gerekli durumlarda alternatif tedavilerin ele alınabildiğini belirten Ökmen, mümkün olduğunda kalbi destekleyen tedavilerle kanser tedavisinin kesintiye uğramadan sürdürülmesinin hedeflendiğini kaydetti.

İki Hasta Grubu Özellikle Yakından İzlenmeli

Prof. Dr. Ökmen, tüm kanser hastalarının kardiyoonkolojik açıdan değerlendirilmesinin önemli olduğunu ancak özellikle iki hasta grubunun öncelikli olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

İlk grupta daha önceden kalp-damar hastalığı bulunan hastalar yer alıyor.

Bu grupta;

  • Hipertansiyon,

  • Daha önce geçirilmiş kalp krizi,

  • Kalp yetmezliği,

  • Koroner stent öyküsü,

  • Bypass ameliyatı öyküsü

bulunan hastaların yanı sıra ailesinde kalp hastalığı bulunan ve kardiyovasküler risk faktörleri yoğun olan kişilerin de bulunduğu belirtiliyor.

İkinci grupta ise herhangi bir kalp hastalığı bulunmamasına rağmen kalbin çalışma fonksiyonlarını etkileyebilecek bazı kemoterapi ilaçlarını veya hedefe yönelik tedavileri kullanacak hastalar yer alıyor.

Tedavi Öncesi Kalbin Çalışma Gücü Ölçülmeli

Uzmanlar, risk taşıyan hastaların kanser tedavisine başlamadan önce kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Ertan Ökmen, kalp hastalığı olduğu bilinen kişilerin kemoterapi veya radyoterapi öncesinde, cerrahi uygulanacaksa ameliyat öncesinde mutlaka kardiyolojik değerlendirmeden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Bu değerlendirmelerde kalbin çalışma gücünün ölçüldüğünü belirten Ökmen, elektrokardiyografi ile kalple ilgili olası sorunların araştırıldığını ve kalbe özgü hassas kan testlerinden yararlanıldığını ifade etti.

Yüksek risk taşıyan hastalarda ise amaç her zaman farklı bir kanser tedavisine geçmek olmayabiliyor. Yakın takip ve daha sık kalp kontrolleriyle tedavinin güvenli biçimde sürdürülmesi hedeflenirken, bazı durumlarda ilaç değişikliğine de gidilebiliyor.

“Kalp Hastalığı Olan Hastalarda Yakın Takip Önemli”

Kardiyoonkoloji yaklaşımının yalnızca tedavi sırasında ortaya çıkabilecek sorunlara müdahale etmekten ibaret olmadığını belirten uzmanlar, risklerin tedavi başlamadan önce değerlendirilmesinin önemine dikkat çekiyor.

Hastanın mevcut kalp-damar sağlık durumu, kullanılacak kanser ilacının özellikleri ve tedavinin süresi birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir takip planı oluşturulabiliyor.

Bu sayede olası kalp hasarlarının erken dönemde fark edilmesi ve gerekli önlemlerin zamanında alınması amaçlanıyor.

“Bazı Kanser İlaçları Kalbin İşleyişini Etkileyebiliyor”

Kanser tedavilerinin neden bazı sağlıklı hücreleri de etkileyebildiğini anlatan Prof. Dr. Ökmen, kanser hücrelerinin sürekli büyüyen ve bölünen hücreler olduğunu, birçok kanser tedavisinin de bu çoğalma mekanizmasını hedef aldığını söyledi.

Bu nedenle saç kökleri ve cilt hücreleri gibi hızlı yenilenen sağlıklı hücrelerin de tedaviden etkilenebildiğini belirten Ökmen, kalp hücrelerinde hızlı bölünme ve çoğalma görülmemesine rağmen bazı kanser ilaçlarının kalbin normal işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli biyolojik mekanizmaları etkileyebildiğini ifade etti.

Bunun sonucunda bazı hastalarda kalbin çalışma kapasitesinde değişiklikler ve farklı kalp-damar yan etkileri görülebiliyor.

Kanser Hastalarının Hareketsiz Kalması Gerekmiyor

Kanser tedavisi gören hastalar arasında “daha fazla dinlenmek ve daha kalorili beslenmek gerekir” şeklindeki yaklaşımın her hasta için doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Ökmen, hareket ve beslenmenin de tedavi sürecinin önemli parçalarından biri olduğunu söyledi.

Ökmen, hastanın fiziksel gücüne ve mevcut sağlık durumuna uygun olmak şartıyla haftada beş gün, günde yaklaşık 30 dakika yürüyüş yapılmasını önerdi.

Hareketsizliğin ve gereğinden fazla kalorili beslenmenin kan şekeri, kolesterol ve tansiyon dengesini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Ökmen, kanser tedavisi sırasında beslenmenin de dengeli şekilde planlanması gerektiğini vurguladı.

Akdeniz Tipi Beslenme Öneriliyor

Uzmanlar, kanser tedavisi sürecinde hastaların aşırı kalorili ve tuzlu gıdalardan uzak durmasının önemine dikkat çekiyor.

Kişinin sağlık durumuna ve tedavi sürecine uygun olarak dengeli bir Akdeniz tipi beslenme planının tercih edilebileceğini belirten Ökmen, özellikle hipertansiyon öyküsü bulunan hastaların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.

Bazı kanser ilaçlarının özellikle hipertansiyon öyküsü olan kişilerde tansiyonun yüzde 50’ye varan oranlarda yükselmesine neden olabileceğine dikkat çekildi.

Amaç Kanser Tedavisini Kesmeden Kalbi Korumak

Kardiyoonkoloji yaklaşımının temelinde, kanser tedavisi ile kalp sağlığı arasında denge kurulması bulunuyor.

Uzmanlara göre kalp açısından risk taşıyan bir hastada tedaviye otomatik olarak son verilmesi yerine, hasta kardiyoloji ve onkoloji ekipleri tarafından birlikte değerlendirilerek en güvenli yol belirlenmeli.

Düzenli kalp kontrolleri, ekokardiyografi, elektrokardiyografi ve gerekli kan testleriyle hastanın tedavi sürecindeki kalp riski yakından izlenebiliyor.

Bu yaklaşım sayesinde amaç, bir yandan kanserle mücadeleyi sürdürürken diğer yandan tedaviye bağlı gelişebilecek kalp-damar sorunlarını erken fark ederek hastanın yaşam kalitesini ve tedavi güvenliğini korumak.

Uzmanlar, özellikle kalp hastalığı öyküsü bulunan veya kalbi etkileyebilecek kanser tedavileri alacak hastaların tedaviye başlamadan önce kardiyoloji değerlendirmesinden geçmesinin, tedavi sürecinin daha güvenli yürütülmesine katkı sağlayabileceğine dikkat çekiyor.

Bu haberi paylaş

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Bir Yorum Bırakın

Bot Doğrulaması: 0 + 0 = ?
Mobil / Masaüstü Alt Yapışkan Banner