HABERMAX. Son günlerde sosyal medyada viral olan “Kâbe’de Hacılar Hu Der Allah” ilahisi, Ramazan ayının manevi atmosferiyle birlikte ülke genelinde geniş yankı uyandırdı. Celal Karatüre tarafından seslendirilen eser; okul bahçelerinde toplu şekilde söylenmesi, bazı okullarda teneffüs zili olarak kullanılması ve milyonlarca kez paylaşılmasıyla ulusal çapta bir tartışmanın merkezine yerleşti.
Kimi kesimler bu tabloyu “manevi birlik ve beraberlik” olarak yorumlarken, muhalefet kanadı uygulamaları laiklik ilkesine aykırı buluyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda ilahiye ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Kâbe’de Hacılar Hu Der Allah! Bu ilahiyi 7’den 70’e insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti. Kimse bundan gocunmamalı. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır.”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan genelgesine yönelik eleştirileri reddederek ilahiyi destekledi:
“Dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştırıcı bir akıma dönüşen ‘Kâbe’de Hacılar Hu Der Allah’ isimli ilahi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşlerimizi gönülden alkışlıyoruz. Allah’a iman gericilikse gericiyiz.”
İktidar cephesine göre ilahi, Ramazan ayının ruhuna uygun bir dayanışma ve manevi atmosfer oluşturuyor. Sosyal medyada çocuklardan sporculara kadar geniş bir kesimin ilahiye eşlik ettiği videolar paylaşılmaya devam ediyor.
Muhalefet kanadında ise özellikle okul uygulamaları sert eleştirilere neden oldu. Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Kâbe’de hacılar hu der Allah! Bu okulda ders zili yapılır mı? Bir de tepki gösterenleri ifadeye çağırmak ne oluyor? Hacılar da Kâbe’de İstiklal Marşı okusun madem! Çok sürmez, laikliği siz savunmak zorunda kalacaksınız.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de Erdoğan’ın ilahiyi gündeme taşımasına ve okullardaki uygulamalara yönelik rahatsızlığını dile getirdiği belirtiliyor.
Bazı veliler ve eğitim sendikaları, devlet okullarında dini içerikli uygulamaların zorunlu veya fiili bir dayatmaya dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Kocaeli’de bir velinin tepki gösterdiği gerekçesiyle gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılması da tartışmaları büyüttü.
Bu gelişmeler, eğitim kurumlarında dini içeriklerin sınırları ve laiklik ilkesi üzerine süregelen tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Ramazan ayının manevi atmosferinde ortaya çıkan bu tartışma, Türkiye’de din–laiklik eksenli hassas dengenin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bir kesime göre bu tablo “tek yürek, ortak değer” fotoğrafı sunuyor.
Diğer kesime göre ise kamusal eğitim alanında “laiklik alarmı” veriyor.
Önümüzdeki günlerde hem siyasi açıklamaların hem de idari uygulamaların gündemde kalması bekleniyor.
Bu gelişmeler ışığında kamuoyunda temel soru şu: Okullarda dini içerikli uygulamalar hangi sınırlar içinde kalmalı?