HABERMAX. Egepol Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Özgen Aytaç, İzmir’in sağlık turizminde önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, kentin uluslararası alanda “Sağlıkta Marka Kent” algısını güçlendirmesi gerektiğini söyledi. Aytaç, güçlü sağlık altyapısı, deneyimli hekim kadrosu, ileri teknolojik imkanları ve kentin yaşam kalitesinin İzmir’i sağlık turizminde öne çıkarabilecek önemli avantajlar olduğunu vurguladı.
gorselİzmir’in sağlık altyapısı önemli bir avantaj
İzmir’in sağlık turizmi açısından sahip olduğu potansiyelin değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Egepol Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Özgen Aytaç, kentteki hastanelerin teknolojik altyapısı ve deneyimli uzman hekim kadrosunun sağlık turizminin gelişmesinde önemli bir itici güç oluşturduğunu ifade etti.
Sağlık turizminin yalnızca hastaların tedavi amacıyla başka bir ülkeye gelmesinden ibaret olmadığını belirten Aytaç, bu alanın çok sayıda hizmetin bir arada yürütülmesini gerektiren kapsamlı bir yapı olduğunu söyledi.
Aytaç, sağlık turizminde kalıcı başarı için hizmet kalitesinin ölçülebilir olması ve tedavi sürecinin yanı sıra komplikasyon yönetimi ile tedavi sonrası takip süreçlerinde de sorumluluk alınması gerektiğini vurguladı.
“Sağlık turizmini uzun vadeli bir yetkinlik olarak görüyoruz”
Egepol Hastaneleri olarak sağlık turizmine yaklaşımın kısa vadeli bir gelir hedefiyle sınırlı olmadığını dile getiren Aytaç, uluslararası hasta hizmetlerinin kurumsal bir yetkinlik olarak ele alındığını belirtti.
Aytaç, son yıllarda uluslararası hasta hacminde gelişim yaşandığını ifade ederek, Egepol International Hastanesi’nin dünya sağlık otoriteleri tarafından kabul edilen Joint Commission International (JCI) akreditasyonuna sahip sayılı hastanelerden biri olduğunu kaydetti.
JCI akreditasyonunun sağlık turizmindeki büyümenin önemli unsurlarından biri olduğunu belirten Aytaç, uluslararası hastaların sağlık kuruluşu tercihinde kalite standartlarının ve güven unsurunun büyük önem taşıdığını söyledi.
Türkiye sağlık turizminde önemli avantajlara sahip
Türkiye’nin sağlık turizminde giderek daha fazla tercih edilen ülkeler arasında yer almasının çeşitli nedenleri bulunduğunu belirten Dr. Özgen Aytaç, güçlü hekim kadrosu, modern hastane altyapısı, Avrupa ülkelerine kıyasla daha kısa bekleme süreleri ve rekabetçi maliyetlerin önemli avantajlar sunduğunu ifade etti.
İzmir’in ise Türkiye’nin diğer önemli sağlık turizmi merkezlerinden farklı avantajlara sahip olduğunu belirten Aytaç, kentin doğrudan uçuş bağlantıları, güvenli ve yaşanabilir şehir yapısı, sahil bölgeleri ve termal imkanlarının tedavi sonrasındaki iyileşme sürecinde önemli katkı sağlayabileceğini dile getirdi.
“İzmir’in potansiyeli tanıtımının önünde”
İzmir’in sağlık turizmindeki en önemli eksikliklerinden birinin uluslararası ölçekte güçlü bir destinasyon markasının yeterince oluşturulamaması olduğunu belirten Aytaç, İstanbul ve Antalya’nın bu konuda daha güçlü bir algıya sahip olduğunu söyledi.
Aytaç, İzmir’in sağlık turizmindeki mevcut potansiyelinin kentin uluslararası tanıtımının önüne geçtiğini ifade ederek, bunun tek bir kurumun çözebileceği bir mesele olmadığını belirtti.
Sorunun esas olarak koordinasyon eksikliğiyle ilgili olduğunu kaydeden Aytaç, kentteki tüm aktörlerin ortak hareket edeceği bütüncül bir tanıtım ve pazarlama stratejisinin oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Uluslararası hastaya uçtan uca hizmet
Sağlık turizminde hastanın yalnızca ameliyat veya tedavi sürecine odaklanılmasının yeterli olmadığını belirten Aytaç, uluslararası hasta deneyiminin ülkesindeki ilk temasla başladığını ve hasta kendi ülkesine döndükten sonraki takip sürecine kadar devam ettiğini söyledi.
Egepol Hastaneleri bünyesindeki uluslararası hasta biriminin, hastanın Türkiye’ye gelmeden önce tıbbi kayıtlarının ön değerlendirmesini yaptığını, fiyatlandırma ve tedavi planlamasını gerçekleştirdiğini belirten Aytaç, havalimanı transferi, konaklama koordinasyonu ve tercümanlık hizmetlerinin de süreç içerisinde yürütüldüğünü ifade etti.
Tedavi sonrasında ise hastaların raporlandırılması ve uzaktan takip kanalları aracılığıyla kendi ülkelerindeki hekimleriyle gerekli bilgi paylaşımının sağlandığını belirten Aytaç, sağlık turizminde güvenin tedavi sonrasında da devam etmesi gerektiğini söyledi.
“İtibar, hasta ülkesine döndükten sonra kazanılır”
Uluslararası hasta hizmetlerinde memnuniyetin yalnızca hastanede geçirilen süreyle ölçülmemesi gerektiğine dikkat çeken Aytaç, tedavi sonrasındaki iletişim ve takip sürecinin de sağlık kuruluşunun itibarı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Aytaç, “Sağlık turizminde itibar, hasta ülkesine döndükten sonra kazanılır ya da kaybedilir” anlayışıyla hareket ettiklerini belirterek, bu nedenle profesyonel bir kadroyla hasta memnuniyeti odaklı hizmet sunduklarını dile getirdi.
Sağlık turizminde yeni düzenlemelere ihtiyaç var
Türkiye’nin sağlık turizminden elde ettiği geliri daha yüksek seviyelere taşıyabilmesi için bazı yapısal adımların atılması gerektiğini belirten Aytaç, öncelikli konulardan birinin aracı kurum ve acentelerin daha etkin şekilde düzenlenmesi olduğunu söyledi.
Denetimsiz aracılık faaliyetlerinin fiyat rekabeti üzerinden sektörün genel itibarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Aytaç, yetkilendirme ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bir diğer önemli başlığın ise komplikasyon sigortası ve hasta güvencesi mekanizmalarının standart hale getirilmesi olduğunu belirten Aytaç, özellikle Avrupalı hastaların sağlık hizmeti alırken güvence konusuna önem verdiğini kaydetti.
İzmir merkezli destinasyon tanıtımı önerisi
Türkiye’nin sağlık turizmi tanıtımının yalnızca ülke genelinde yürütülen kampanyalarla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Aytaç, kentlerin kendi güçlü oldukları sağlık branşları üzerinden uluslararası pazarda konumlandırılmasının önemli olduğunu söyledi.
İzmir’in de kendi sağlık hizmetleri, hekim kadrosu, hastane altyapısı, ulaşım imkanları ve turizm potansiyeliyle ayrı bir destinasyon markası oluşturabileceğini belirten Aytaç, bu yaklaşımın kentin uluslararası sağlık turizmindeki görünürlüğünü artırabileceğini ifade etti.
“Güvenilir ulusal veri altyapısı kurulmalı”
Aytaç’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise sağlık turizmine ilişkin verilerin daha sağlıklı şekilde toplanması oldu.
Sektörün gerçek büyüklüğünün, tedavi sonuçlarının, hasta memnuniyetinin ve hizmet kalitesinin ölçülebilmesi için güvenilir bir ulusal veri altyapısına ihtiyaç bulunduğunu belirten Aytaç, elde edilen verilerin sağlık turizmine yönelik politikaların oluşturulmasında önemli rol oynayacağını söyledi.
Türkiye’nin sahip olduğu sağlık altyapısı ve insan kaynağının önemli bir avantaj olduğunu vurgulayan Aytaç, doğru düzenlemeler, güçlü denetim, koordineli tanıtım ve ölçülebilir kalite standartlarının hayata geçirilmesi halinde Türkiye’nin sağlık turizmindeki konumunun daha da güçlenebileceğini ifade etti.
İzmir’in de bu süreçte sağlık, turizm, ulaşım ve konaklama sektörlerinin ortak hareket ettiği bütünleşik bir modelle uluslararası alanda daha güçlü bir “Sağlıkta Marka Kent” kimliği oluşturabileceğine dikkat çekildi.


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.