HABERMAX. Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, 2026 yılının ilk 7 ayında 6,9 milyar dolarlık ihracata ulaştı. Sektörde kilogram başına ortalama ihracat birim fiyatı da yüzde 6,5 artarak 1,1 dolar seviyesine yükseldi. Ayçiçek yağı 769,3 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer alırken, çikolata ve kakao bazlı ürünler 588,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk 7 ayında güçlü bir ihracat performansı ortaya koydu.
Ayçiçek yağı, makarna ve buğday unu gibi temel gıda ürünlerinin yanı sıra çikolata, kakao ürünleri, bisküvi, gofret ve şekerleme gibi birçok ürünü bünyesinde barındıran sektör, söz konusu dönemde 6,9 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
Sektörün ihracat kilogram birim fiyatı ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 6,5 yükselerek 1,1 dolar seviyesine çıktı.
Sektörün ürün gruplarındaki ihracat performansında ayçiçek yağı öne çıktı.
Geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını yüzde 21,2 artıran ayçiçek yağı, 769,3 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştı ve sektörün en fazla ihraç edilen ürünü oldu.
Ayçiçek yağını ise 588,7 milyon dolarlık ihracatla çikolata ve kakao bazlı ürünler takip etti.
Bu veriler, Türkiye’nin işlenmiş gıda ürünlerindeki ihracat kapasitesinin yanı sıra dünya gıda piyasalarındaki talebin de devam ettiğini ortaya koydu.
Sektörün ihracatında ülke bazında da dikkat çekici rakamlar kaydedildi.
Irak, 855,9 milyon dolarlık ihracatla Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründeki en büyük ihracat pazarı oldu.
Irak’ı ise 538,5 milyon dolarlık ihracatla ABD takip etti.
Türkiye’nin farklı ürün gruplarında geniş bir ihracat pazarına sahip olması, sektördeki firmaların küresel ölçekteki rekabet gücünü korumasında önemli rol oynuyor.
TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, küresel tarım ticaretinde yaşanan gelişmelerin gıda sektörünü doğrudan etkilediğini belirtti.
Uysallı, iklimsel anomaliler, jeopolitik gerilimler ve lojistik sorunların aynı dönemde etkili olduğunu ifade ederek, ABD, Fransa, Almanya ve Avustralya gibi önemli üretici bölgelerde aşırı sıcakların rekolte beklentilerini aşağı çektiğini söyledi.
Buğday fiyatlarının kile başına 7 doların üzerine çıkmasının küresel gıda piyasasına yansıdığını belirten Uysallı, özellikle Karadeniz hattındaki lojistik sorunların sevkiyat süreçlerini zorlaştırdığını kaydetti.
Uysallı, Türk gıda sanayisinin ise esnek tedarik ağları ve yüksek işleme kapasitesi sayesinde ortaya çıkan operasyonel ve lojistik riskleri yönetmeye çalıştığını ifade etti.
Türkiye’nin önemli hammadde tedarik bölgelerinden biri olan Karadeniz hattında yaşanan gelişmeler de sektörün gündeminde bulunuyor.
Azak Denizi ve liman altyapılarındaki aksaklıkların sevkiyat temposunu yavaşlattığını belirten Uysallı, savaş riskinin navlun maliyetleri üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Karadeniz’de bazı fiyatların gerilemesine rağmen Baltık ve Romanya limanlarında oluşan yüksek navlun farklarının bölgeden buğday alımlarını etkilediği ifade edildi.
Küresel gıda piyasalarında yaşanan fiyat dalgalanmalarına karşı Türkiye’nin en önemli avantajlarından birinin güçlü yurtiçi üretim olduğu belirtildi.
Nihat Uysallı, bu sezon Türkiye’de buğday rekoltesinin 23 milyon tonu aşarak tarihi seviyelere ulaştığına dikkat çekti.
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) yaklaşık 11 milyon tona ulaşan alım garantisinin de piyasa istikrarına katkı sağladığını belirten Uysallı, yurtiçindeki yüksek rekoltenin uluslararası piyasalardaki arz sorunlarına karşı Türkiye’nin elini güçlendirdiğini ifade etti.
Sektörün sürdürülebilir ihracat performansı açısından hammaddeye kesintisiz erişimin kritik olduğunu vurgulayan Uysallı, artan finansman maliyetleri ve küresel ölçekte daralan kâr marjlarının sanayiciler üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti.
Uysallı, Dahilde İşleme Rejimi kapsamındaki ithalat süreçlerinde yaşanan teknik uygulamaların sanayicilerin operasyonel hızını aksatmayacak şekilde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Ayrıca TMO stoklarının uluslararası fiyat dengeleri dikkate alınarak ihracatçılara zamanında sunulmasının, Türk gıda sektörünün dış pazarlardaki rekabet gücünü koruması açısından önemli olduğu vurgulandı.
Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründe yılın ilk 7 ayında elde ettiği 6,9 milyar dolarlık ihracat, gıda sanayisinin dış pazarlardaki güçlü konumunu ortaya koydu.
Ayçiçek yağı ve çikolata-kakao ürünleri başta olmak üzere farklı ürün gruplarındaki ihracat artışı dikkat çekerken, Irak ve ABD Türkiye’nin en önemli pazarları arasında yer aldı.
Sektör temsilcileri, küresel iklim koşulları, jeopolitik gelişmeler, hammadde fiyatları ve lojistik maliyetlerdeki değişimlere rağmen Türkiye’nin güçlü tarımsal üretim kapasitesi, işleme altyapısı ve kamu-özel sektör iş birliği sayesinde ihracattaki rekabet gücünü koruyabileceğine dikkat çekiyor.