HABERMAX. Geçen yıl “cumhuriyetçilerin birliği” hedefiyle kurulan Cumhuriyetçiler Kurultayı, 7 Haziran 2026 Pazar günü “Bir Kez Daha Kurtuluş ve Kuruluş” temasıyla toplandı. Türkiye’nin farklı illerinden üç yüzü aşkın delegenin katıldığı buluşmada, emekçi cumhuriyet, emperyalizm karşıtlığı, siyasal alternatif üretimi ve toplumsal muhalefetin yönü başlıca gündemler arasında yer aldı.

Kurultayda ayrıca yaklaşan NATO zirvesine karşı tutum, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde cumhuriyetçi bir alternatifin yaratılması ve CHP başta olmak üzere düzen muhalefetine yaklaşım da tartışıldı.
Kurtuluş Programı tartışıldı, halka yayılma kararı alındı
Kurultayın ilk oturumunda, çeşitli cumhuriyetçi örgütlenmelerin katkısıyla hazırlanan “Kurtuluş Programı” ele alındı. Sanayi, tarım, eğitim, kadın ve gençlik politikaları gibi başlıklardan oluşan programın, delegelerin önerileriyle geliştirildiği ve kitaplaştırılarak geniş kitlelere ulaştırılacağı açıklandı.
Programın yalnızca teorik bir metin olarak kalmaması, yerel buluşmalar ve yaygın toplantılarla halka taşınması kararlaştırıldı.
NATO karşıtı çıkış ve “karşı zirve” çağrısı
İkinci oturumda emperyalizm ve savaş politikaları öne çıktı. Delegeler, Türkiye’de yapılması planlanan NATO zirvesine karşı alternatif bir “karşı zirve” örgütlenmesi gerektiği konusunda görüş birliğine vardı.
Konuşmalarda, silahlanma politikalarının ekonomik krizle birlikte doğrudan toplumsal yaşamı etkilediği vurgulanarak, NATO’nun Türkiye üzerindeki etkisine karşı kitlesel bir itiraz hattı kurulması çağrısı yapıldı.
“Toplumsal muhalefet sermayeye teslim edilemez”
Kurultayın dikkat çeken konuşmalarından birini yapan Kemal Okuyan, muhalefetin sermaye ilişkileri üzerinden şekillenmesini eleştirerek, toplumsal mücadelenin büyük holdinglere yakın duran yapılara bırakılamayacağını savundu.
Okuyan, muhalefetin yalnızca “lider karşıtlığı” üzerinden tanımlanmasının yetersiz olduğunu belirterek, sınıfsal analiz yapılmadan gerçek bir dönüşümün mümkün olmayacağını ifade etti.
Kimlik siyaseti ve sınıf vurgusu
İkinci oturumda konuşan Barış Doster ise kimlik temelli siyaset yerine sınıf temelli mücadelenin önemine dikkat çekti. Yurttaşlık ve emek ekseninin merkez alınması gerektiğini savunan Doster, cumhuriyetçi çizginin ideolojik netlik kazanması gerektiğini dile getirdi.
“Aynı gemideyiz” söylemine eleştiri
Berkay Kemal Önoğlu ise “aynı gemideyiz” söyleminin toplumsal gerçekliği yansıtmadığını belirterek, ekonomik krizin yükünün halk sınıfları üzerinde yoğunlaştığını ifade etti.
Alternatif siyasal merkez tartışması
Üçüncü oturumda, cumhuriyetçi hareketin seçimlere dönük pozisyonu tartışıldı. Aydemir Güler, dağınık cumhuriyetçi birikimin siyasal bir merkez etrafında yeniden örgütlenmesi gerektiğini savundu.
Oğuz Oyan ise Cumhuriyet’in ekonomik tarihine dikkat çekerek, emperyalizm–sermaye ilişkisine karşı güçlü bir siyasal hat kurulması gerektiğini vurguladı.
Sonuç bildirisi: “Emekçi cumhuriyet” çağrısı
Kurultayın sonunda yayımlanan sonuç bildirisinde, emperyalizme karşı bağımsızlık, laiklik ve emek eksenli bir cumhuriyet hedefi öne çıkarıldı.
Bildiride şu başlıklar dikkat çekti:
NATO’ya karşı açık siyasi tutum alınması
Emperyalist savaş politikalarına karşı mücadele
Seçme ve seçilme hakkının korunması
Tutuklu siyasi ve devrimci isimlerin serbest bırakılması çağrısı
Küba, Venezuela ve Filistin halklarıyla dayanışma
“Emekçi cumhuriyet” ekseninde kitlesel halk hareketi hedefi
Genel çerçeve
Kurultay, hem ideolojik tartışmaların yoğunlaştığı hem de Türkiye’de yeni bir siyasal merkez ihtiyacının tartışıldığı bir platform olarak öne çıktı. Katılımcılar, cumhuriyetçi çizginin yalnızca eleştirel bir zemin değil, aynı zamanda seçimlere ve toplumsal mücadeleye müdahil olacak bir örgütlenme düzeyi kazanması gerektiğini vurguladı.