HABERMAX. İSTANBUL – CHP Çekmeköy Belediye Meclis Üyesi Soner Çiçekli, ilçenin geçmişten bugüne geçirdiği dönüşümü kapsamlı bir değerlendirmeyle kamuoyuyla paylaştı. Çiçekli, Çekmeköy’ün İstanbul’un az konuşulan ama derin bir değişim yaşayan ilçelerinden biri olduğunu belirterek, plansız büyümenin bugün yaşanan birçok sorunun temel nedeni olduğunu ifade etti.

CHP’li Soner Çiçekli, ilçenin dünü ve bugünü üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Çekmeköy’ü anlamak için sadece haritaya bakmanın yeterli olmadığını söyleyen Çiçekli, ilçenin dönüşümünü anlamak için geçmişini bilmek gerektiğini vurguladı. 1980 ve 1990’lı yıllarda Çekmeköy’ün İstanbul’un merkezlerinden biri olarak görülmediğini hatırlatan Çiçekli, Alemdağ, Taşdelen ve Ömerli Barajı çevresinin daha çok Şile yolunda verilen mola noktaları olarak tarif edildiğini söyledi. O yıllarda bugünkü yerleşim alanlarının önemli bölümünün tarlalar, boş araziler ve orman yollarından oluştuğunu ifade etti.
“Komşuluk kültürü güçlüydü”
Geçmişte ilçenin en güçlü yanının komşuluk ve aidiyet duygusu olduğunu belirten Çiçekli, “Kimin çocuğu kiminle oynuyor, kim hasta, kimin düğünü var… Bu sadece nostalji değil, gerçek bir sosyal ağdı. Bugün güvenliği kameralar sağlıyor; o günlerde bu güveni insanlar sağlıyordu” dedi.
Çekmeköy’ün İstanbul’dan kopukluğunun kilometreyle değil, ulaşılabilirlikle ilgili olduğunu söyleyen Çiçekli, Üsküdar’a gitmenin bile plan gerektirdiğini, gece geç saatlerde eve dönmenin zor olduğunu hatırlattı.
2000’li yıllar dönüm noktası oldu
2000’li yılların Çekmeköy için bir kırılma dönemi olduğunu belirten Çiçekli, bu değişimin ani bir patlama değil, yavaş ama etkili bir dönüşüm şeklinde yaşandığını söyledi. Arsa değerlerinin yükselmesiyle birlikte müteahhitlerin bölgeye yöneldiğini ifade eden Çiçekli, güvenlikli siteler ve büyük konut projelerinin artmasıyla birlikte yeni bir yaşam biçiminin ortaya çıktığını kaydetti.
Bu süreçte ilçede iki farklı sosyal yapının oluştuğunu belirten Çiçekli, “Eski mahalle Çekmeköy’ü ile site Çekmeköy’ü aynı sokakta ama birbirini tanımayan insanların yaşadığı bir döneme girdi” ifadelerini kullandı.
Ulaşım arttı, nüfus ve trafik de arttı
Bugün Çekmeköy’ün ulaşım yatırımlarıyla birlikte cazip bir ilçe haline geldiğini belirten Çiçekli, metro projelerinin ilçeyi İstanbul’a bağladığını ancak beraberinde nüfus yoğunluğu ve trafik sorunlarını da getirdiğini söyledi.
Kafeler, alışveriş merkezleri ve zincir markaların ilçede yaygınlaştığını ifade eden Çiçekli, “Bugün burada her şey var ama bir şey eksik. O da çoğu zaman ‘ruh’ olarak tarif ediliyor” dedi.
Plansız büyüme altyapı sorunlarını beraberinde getirdi
Çekmeköy’ün uzun yıllar İstanbul’un çeperinde kalması sayesinde doğasını koruduğunu ancak gecikmiş gelişmenin planlama eksikliğiyle birleşince ciddi sorunlara yol açtığını belirten Çiçekli, özellikle 1990’lardan sonra nüfus baskısının ilçeye kaydığını söyledi.
Bu sürecin bütüncül bir imar planı ve altyapı hesaplarıyla desteklenmeden ilerlediğini ifade eden Çiçekli, bazı bölgelerde yol, kaldırım, otopark, okul ve sağlık alanı eksikliklerinin ortaya çıktığını belirtti.
Farklı yapı tiplerinin yan yana yükseldiğine dikkat çeken Çiçekli, bunun hem silueti hem de yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini söyledi.
Ekolojik risk uyarısı
Orman sınırına dayanan yapılaşmanın ekolojik tehdit oluşturduğunu belirten Çiçekli, doğal yaşam alanlarının daraldığını, yağmur suyu drenajının bozulduğunu ve yaz aylarında yangın riskinin arttığını dile getirdi.
Bazı bölgelerde “önce bina, sonra yol” anlayışıyla yapılan yapılaşmanın bugün hâlâ çözülemeyen altyapı sorunlarına yol açtığını ifade eden Çiçekli, metro gibi büyük projelerin sonradan eklenmesine rağmen mevcut yapılaşmanın bu yatırımlarla tam uyum sağlayamadığını söyledi.
“Planlı büyüme şart”
Bugün yaşanan trafik, park yeri ve altyapı sorunlarının geçmişte alınan plansız kararların sonucu olduğunu vurgulayan Çiçekli, “Gelişmek büyümek değildir. Gelişmek, planlı büyümektir” dedi.
Çiçekli, Çekmeköy’ün bir yandan gelişmiş ve konforlu bir yaşam sunarken, diğer yandan hızlı büyümenin getirdiği betonlaşma ve yoğunluk baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirterek, ilçenin ruhunun doğayla bağını koparmadan şehirleşmeye çalışmasında yattığını sözlerine ekledi.