HABERMAX. CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, 3 Nisan 2026 tarihinde düzenlediği basın açıklamasında Türkiye’nin madencilik politikaları, orman alanlarının tahsisi ve çevresel etkiler üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, madencilik faaliyetlerinin kapsamı ve etkileriyle ilgili çarpıcı veriler paylaşıldı.
Rızvanoğlu, 2012-2024 yılları arasında yaklaşık 121 bin hektarlık orman alanının madencilik faaliyetlerine açıldığını belirterek bu alanın Yalova veya Kilis gibi illerin yüzölçümünden daha büyük olduğuna dikkat çekti.
Ayrıca tek bir ihale kapsamında 67 ilde 485 ruhsat sahasının satışa çıkarıldığını ifade eden Rızvanoğlu, bu alanın yaklaşık 548 bin hektara ulaştığını ve bunun önceki yılların toplam ruhsatlandırma seviyeleriyle eşdeğer olduğunu söyledi.
Açıklamada Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEK) üzerinden yapılan hızlı tahsis süreçlerine de değinildi. Kurumun kısa süre içerisinde geniş alanları madencilik şirketlerine devrettiği öne sürülerek bu durumun planlama eksikliği yarattığı savunuldu.
Rızvanoğlu, yapılan uygulamaların yalnızca ekonomik bir faaliyet değil aynı zamanda toplumsal sonuçları olan bir süreç olduğunu ifade etti. Vatandaşların kendi topraklarından uzaklaştırıldığını savunarak bu durumu “çevre sürgünü” olarak tanımladı.
Ayrıca madencilik politikalarının kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna tarım, üretim ve yerel yaşamı olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Basın açıklamasında çevresel mücadele veren kişilere yönelik yaşanan olaylara da değinildi. Artvin’de yaşamını yitiren Reşit Kibar, İstanbul’da hayatını kaybeden Hakan Tosun ve tutuklanan Esra Işık örnek gösterilerek çevre savunucularının zor koşullarla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.
Rızvanoğlu, şirketlere yönelik özel düzenlemelerin artırıldığını ve “acele kamulaştırma” uygulamasının suistimal edildiğini savundu. Bu durumun kamu yararı yerine şirket çıkarlarını öncelediği yönünde eleştirilerde bulundu.
Açıklamada ayrıca Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Ulusal Su Yönetimi raporlarına atıf yapılarak, madencilik faaliyetlerinin yeraltı su kaynakları ve korunan alanlar üzerinde ciddi riskler oluşturduğuna yönelik uyarıların bulunduğu belirtildi.
Rızvanoğlu, CHP’nin madencilik politikalarına yaklaşımını kamu yararı, bilimsel planlama ve yerel halkın onayı temelinde şekillendirdiğini ifade etti. Açıklamasında Türkiye’nin bir “kaynak alanı” gibi değil, korunması gereken bir yaşam alanı olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Yapılan açıklama, Türkiye’de madencilik politikaları ve çevre yönetimi tartışmalarını yeniden gündeme taşırken, orman alanlarının kullanımı ve çevresel etkiler konusunda siyasi tartışmaların önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret etti.