HABERMAX. Zafer Partisi Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Dr. Fikret Bayır, Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ başkanlığında gerçekleştirilen Millî Güvenlik Kurulu toplantısının sonuç bildirisini kamuoyuyla paylaştı.
gorselFikret Bayır, Ümit Özdağ başkanlığındaki toplantının sonuç bildirisini açıkladı
Bayır, toplantıda başta “Terörsüz Türkiye” süreci olmak üzere Türkiye’nin güvenlik ve istikrarını ilgilendiren iç ve dış gelişmelerin değerlendirildiğini, toplantının ikinci bölümünde ise Zafer Partisi’nin iktidara gelmesi halinde uygulamayı planladığı eylem planları üzerinde çalışıldığını açıkladı.
Zafer Partisi’nden “Terörsüz Türkiye” sürecine eleştiri
Fikret Bayır, açıklamasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin Zafer Partisi’nin değerlendirmelerini kamuoyuna aktardı.
Bayır, TBMM’den geçtiğini belirttiği Çerçeve Yasa’nın PKK’ya yönelik geniş kapsamlı bir af niteliği taşıdığını savunurken, örgütün tamamen silah bırakmayacağı yönündeki değerlendirmelerini dile getirdi.
Zafer Partisi’nin açıklamasında, cezaevlerinden çıkacak veya dağdan inecek kişilerin topluma yeniden kazandırılması sürecinin beraberinde yeni güvenlik ve asayiş sorunları oluşturabileceği öne sürüldü.
Bayır ayrıca, terör örgütü mensuplarının farklı yapılanmalara dönüşebileceği yönündeki parti değerlendirmesini paylaşarak, sürecin güvenlik boyutunun dikkatle ele alınması gerektiğini ifade etti.
“Üniter devlet yapısı konusunda riskler oluşuyor”
Bayır, açıklamasının devamında olası yasal ve anayasal değişikliklere ilişkin Zafer Partisi’nin görüşlerini aktardı.
“Demokratik Toplum” başlığı altında Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Seçim Kanunu gibi mevzuatlarda yapılabilecek değişikliklerin Türkiye’nin devlet yapısı açısından risk oluşturabileceğini savunan Bayır, etnik ve mezhepsel yapılara siyasi tanım ve ayrıcalık verilmesine ilişkin tartışmaların da yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.
Zafer Partisi temsilcisi, Türkiye’nin millî, laik ve üniter devlet yapısının korunması gerektiğini belirterek, bu konudaki gelişmelerin parti tarafından güvenlik perspektifinden değerlendirildiğini kaydetti.
Diyarbakır ve Mardin’deki tabela tartışması
Bayır, açıklamasında Diyarbakır ve Mardin’de belediye tabelaları ile trafik levhalarında Türkçe dışında başka dillerin kullanımının arttığını ileri sürdü.
Anayasa’nın 3. maddesine atıfta bulunan Bayır, Türkiye Cumhuriyeti’nin dilinin Türkçe olduğunu belirterek, kamu hizmetlerinde farklı dillerin kullanımına ilişkin parti olarak Cumhuriyet Başsavcılığı ve idari yargıya başvurduklarını açıkladı.
Suriye’de SDG ve Türkmenler gündemde
Toplantının dış politika başlıklarından birinin Suriye’deki gelişmeler olduğunu belirten Bayır, PKK’nın Suriye kolu olarak nitelendirdiği SDG’nin feshedildiğine ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını savundu.
SDG’nin isim değişikliğiyle Suriye ordusu içerisinde varlığını sürdürdüğünü iddia eden Bayır, Fırat’ın doğusundaki gelişmelerin Türkiye açısından güvenlik başlığı altında takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Bayır ayrıca Suriye’de yaşayan Türkmenlerin durumuna dikkat çekerek, ülkedeki siyasi ve güvenlik gelişmelerinin Türkiye açısından yeni risk ve belirsizlikler oluşturduğunu ileri sürdü.
İran-İsrail savaşı ve Hürmüz Boğazı değerlendirmesi
Küresel gelişmeler başlığında İran ile İsrail ve ABD arasındaki çatışmalara da değinen Bayır, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki güvenlik sorunlarının bölgesel ve küresel ekonomi açısından etkiler oluşturduğunu söyledi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin küresel ekonomi açısından risk oluşturabileceğini belirten Bayır, enerji güvenliği ve deniz ticaret yollarının güvenliğinin Türkiye açısından yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Mekke Antlaşması için “yeniden gözden geçirilmeli” çağrısı
Bayır’ın açıklamasında 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalandığını belirttiği Mekke Antlaşması da önemli başlıklardan biri oldu.
Antlaşmanın kolektif savunma hükümlerine dikkat çeken Bayır, Suudi Arabistan’ın yardım talebinde bulunması halinde Türkiye’nin Yemen veya Irak’a yönelik askerî müdahale sürecinin içerisine girebileceği yönündeki değerlendirmesini paylaştı.
Zafer Partisi olarak Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin Irak veya Yemen’de yeni bir askerî çatışmanın parçası olmasına karşı olduklarını belirten Bayır, söz konusu anlaşmanın yeniden değerlendirilmesi ve iptal edilmesi gerektiğini savundu.
Karadeniz’de ticari gemiler için güvenlik çağrısı
Rusya-Ukrayna savaşı kapsamında Karadeniz’deki gelişmelere de değinen Bayır, ateşkes yönündeki diplomatik girişimlerin önemine dikkat çekti.
Karadeniz’de Türk ticaret gemilerinin güvenliğinin sağlanması gerektiğini belirten Bayır, ortak bir ticari koridor oluşturulması ve keşif ile refakat faaliyetlerinin artırılması yönündeki önerilerini açıkladı.
Yunanistan ve Doğu Akdeniz gündemi
Açıklamanın son bölümünde Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanma faaliyetleri de gündeme geldi.
Bayır, Yunanistan’ın İsrail ile 3 milyar avro bedelli olduğu belirtilen “Aşil Kalkanı” projesine ilişkin haberleri değerlendirdi. Projenin Yunanistan ve Ege’de hava savunma kapasitesini artırmaya yönelik olduğunu belirten Bayır, Yunanistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerde barış, iş birliği ve komşuluk ilişkilerinin öne çıkarılması gerektiğini ifade etti.
“Terörle müzakere yerine mücadele edilmeli”
Zafer Partisi’nin Milli Güvenlik Kurulu sonuç bildirisinde, Türkiye’nin güvenliği, Suriye’deki gelişmeler, bölgesel çatışmalar, Karadeniz’in güvenliği ve Ege’deki gelişmelerle ilgili parti görüşleri bir arada kamuoyuna sunuldu.
Fikret Bayır, açıklamasının sonunda Zafer Partisi’nin terörle müzakere yerine kapsamlı mücadele yürütülmesi gerektiği yönündeki görüşünü yineledi.
Toplantıda ele alınan başlıkların, Zafer Partisi’nin güvenlik ve dış politika yaklaşımının temel gündem maddeleri arasında yer aldığı belirtildi.


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.