HABERMAX. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin 5’inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen programda yaptığı konuşmada Türkiye’nin siyasi, ekonomik, güvenlik ve dış politika gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, konuşmasının büyük bölümünü hükümetin politikalarına yönelik eleştirilere, “Terörsüz Türkiye” sürecine, ekonomik sorunlara, sığınmacı politikasına ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin Zafer Partisi’nin çözüm önerilerine ayırdı.
gorselÖzdağ, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana en büyük tehlikelerden biriyle karşı karşıya olduğunu savunarak, 24 yıllık AK Parti iktidarının yanlış politikaları nedeniyle ülkenin “ağır çekimli bir parçalanma sürecine” sokulduğunu ileri sürdü.
Konuşmasında AK Parti, MHP ve DEM Parti’yi hedef alan Özdağ, CHP ve Yeni Parti’nin de bu sürece destek verdiğini iddia etti.
“Türkiye ağır çekimli bir parçalanma sürecine sokuldu”
Zafer Partisi’nin kuruluş yıl dönümü programında partililere seslenen Özdağ, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi tabloya ilişkin sert değerlendirmelerde bulundu.
Özdağ, “Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu günden bu yana karşılaştığı en büyük tehlikeyle karşı karşıya olduğu günlerde” konuştuğunu belirterek, ülkede yaşanan gelişmelerin yalnızca günlük siyasi tartışmalar olarak görülmemesi gerektiğini savundu.
AK Parti, MHP ve DEM Parti arasındaki siyasi iş birliğini eleştiren Özdağ, Yeni Parti ve CHP’nin de söz konusu sürece destek verdiğini öne sürdü.
Özdağ’ın konuşmasında en fazla üzerinde durduğu başlıklardan biri ise PKK ve Abdullah Öcalan üzerinden yürütüldüğünü iddia ettiği yeni siyasi süreç oldu.
Öcalan ve PKK üzerinden hükümete sert eleştiri
Özdağ, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a ilişkin açıklamalarını eleştirirken, Meclis’te Öcalan’a yönelik siyasi statü tartışmalarının yapılmasını da sert biçimde değerlendirdi.
Bu sürecin Türkiye açısından kabul edilemez olduğunu savunan Özdağ, PKK mensuplarına yönelik olası af düzenlemelerine karşı çıktı.
Özdağ, terörle mücadelede hayatını kaybeden askerlerin aileleri ile gazilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, terör örgütü mensuplarına yönelik düzenlemeler gündeme gelirken şehit aileleri ve gazilerin mağdur edilmemesi gerektiğini söyledi.
Konuşmasında şehit aileleri ve gaziler üzerinden hükümete yönelik sert eleştiriler yönelten Özdağ, terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin fedakârlıklarının unutulmaması gerektiğini vurguladı.
“Muhalefet ağır baskı altında”
Özdağ, siyasi muhalefete yönelik tutuklama ve soruşturma süreçlerinin de Türkiye’de demokratik siyaseti baskı altına aldığını ileri sürdü.
Her gün yeni tutuklama haberleriyle karşılaşıldığını belirten Özdağ, muhalefetin fiziksel ve psikolojik baskıyla etkisizleştirilmeye çalışıldığını savundu.
Fransız filozof René Descartes’ın “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözünü hatırlatan Özdağ, Türkiye’de muhaliflerin “Düşünüyorum, o zaman tutuklayın” noktasına getirildiğini söyledi.
Özdağ, özellikle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “gerçeğe aykırı bilgiyi yayma” suçlamalarının muhaliflere karşı kullanıldığını iddia etti.
Nasuh Mahruki ve kendi tutukluluk sürecini örnek gösterdi
Konuşmasında Nasuh Mahruki’nin tutuklanmasını da örnek gösteren Özdağ, Mahruki’nin benzer suçlamalarla ikinci kez tutuklandığını söyledi.
Kendisinin de Kayseri’deki sığınmacı olayları nedeniyle yargılandığını belirten Özdağ, olayların yatışmasına katkı sağladığını savundu.
Özdağ, Kayseri Emniyet Müdürlüğü ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında herhangi bir soruşturma yürütülmediğini iddia ederek, buna rağmen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gözaltına alındığını ve sonrasında hapis cezasına mahkûm edildiğini söyledi.
Bu süreci “hukuksuz ağır baskı” olarak nitelendiren Özdağ, Türkiye’de muhalefetin sindirilmeye çalışıldığını ileri sürdü.
“AK Parti çöküş sürecinin içerisinde”
Ümit Özdağ, konuşmasının önemli bölümünü AK Parti’nin oy oranına ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerine ayırdı.
AK Parti’nin bir çöküş sürecine girdiğini öne süren Özdağ, partinin oylarının yüzde 27 bandına gerilediğini iddia etti.
Özdağ ayrıca AK Parti’nin kendi içerisinde en az dört büyük parçaya ayrıldığını ve parti yöneticilerinin Erdoğan sonrası dönem için hazırlık yaptığını savundu.
Bu değerlendirmelerin kendi siyasi gözlemlerine dayandığını belirten Özdağ, AK Parti tabanının da bazı hükümet politikalarından rahatsız olduğunu ileri sürdü.
Özdağ, özellikle PKK affı ve anayasa değişikliği konusunda AK Parti seçmeninin önemli bölümünün karşı olduğunu iddia etti.
Ekonomik kriz ve geçim sıkıntısı gündemde
Konuşmasının ekonomik bölümünde ise emekliler, asgari ücretliler, esnaf, memurlar ve sanayicilerin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Özdağ, Türkiye’nin ağır bir ekonomik bunalım içerisinde olduğunu savundu.
Özdağ, milyonlarca emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ileri sürerken, asgari ücretlilerin de benzer ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Esnafın ekonomik sistemin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Özdağ, yüksek maliyetler ve düşük alım gücünün ticari hayatı olumsuz etkilediğini ifade etti.
Memurların ise özellikle yüksek kira ve borç yükü altında yaşam mücadelesi verdiğini söyleyen Özdağ, ev sahibi olan memurların sayısının azaldığını iddia etti.
“Türk sanayisi yok oluyor”
Özdağ, sanayi sektörüne ilişkin değerlendirmelerinde Türkiye’nin üretim gücünün zayıfladığını savundu.
Sanayi sektöründe ücretli çalışan oranının 2009 yılında yüzde 35,9 iken 2026 yılında yüzde 29,8’e gerilediğini belirten Özdağ, bu rakamların sanayide yaşanan küçülmenin göstergesi olduğunu ileri sürdü.
Yüksek faiz, krediye erişimde yaşanan zorluklar ve teknoloji açığının Türk sanayicisinin rekabet gücünü düşürdüğünü belirten Özdağ, Avrupalı sanayicilerin daha düşük faiz oranlarıyla kredi kullanabildiğini, Türk sanayicisinin ise çok daha yüksek maliyetlerle finansmana ulaşabildiğini söyledi.
“Nasıl olursa satarım” döneminin sona erdiğini savunan Özdağ, sanayicinin hem üretim hem de finansman açısından ciddi bir çıkmaz içerisinde bulunduğunu ifade etti.
Sermaye çıkışı ve yurt dışı yatırımlarına dikkat çekti
Türkiye’den son yıllarda 50 milyar doların üzerinde sermaye çıktığını iddia eden Özdağ, bazı Türk iş insanlarının yurt dışında yatırım arayışına girdiğini söyledi.
Hukuk güvenliğinin olmadığı ülkelerde yabancı sermayenin de kalıcı olmayacağını savunan Özdağ, ekonomik kalkınmanın hukuk ve liyakatle doğrudan bağlantılı olduğunu dile getirdi.
Özdağ, kamuya personel alımında liyakat sorunu bulunduğunu iddia ederek, gençlerin eğitim ve sınav başarısından bağımsız olarak siyasi veya sosyal bağlantıların etkili olabildiğini ileri sürdü.
“Türk halkı fakirleşirken küçük bir azınlık zenginleşiyor”
Özdağ, Türkiye’nin dış yardımlar ve yurt dışındaki harcamaları üzerinden de hükümete eleştiriler yöneltti.
Suriye’ye yönelik yardım ve askeri harcamaların toplamının 150 milyar doları geçtiğini iddia eden Özdağ, Türkiye’nin farklı ülkelere yaptığı insani yardımların da yüksek miktarlara ulaştığını savundu.
Bu kaynakların Türkiye’de yaşayan vatandaşların refahı için daha fazla kullanılması gerektiğini söyleyen Özdağ, özellikle ekonomik kriz döneminde vatandaşların temel ihtiyaçlarının önceliklendirilmesini istedi.
“Terörsüz Türkiye” sürecine tepki
Konuşmasının en sert bölümlerinden birini “Terörsüz Türkiye” sürecine ayıran Özdağ, PKK ile yürütüldüğünü iddia ettiği müzakerelere karşı çıktı.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma, Emniyet ve istihbarat birimlerinin yıllar süren mücadele sonucunda PKK’yı ciddi biçimde zayıflattığını savunan Özdağ, örgütün bu noktaya kadar geriletilmesinin ardından yeniden siyasi bir muhatap haline getirilmesini eleştirdi.
Özdağ, PKK mensuplarına yönelik olası tahliyeler ve af düzenlemeleri konusunda da çok sert ifadeler kullandı.
Özdağ’a göre terör örgütü mensuplarının geçmişte gerçekleştirdiği eylemler tek tek değerlendirilmeden toplu biçimde “suç işlememiş” kabul edilmesi mümkün değil.
“Öcalan siyasi lider konumuna getiriliyor” iddiası
Özdağ, Abdullah Öcalan’ın süreç kapsamında siyasi bir muhatap haline getirildiğini iddia ederek bunun devlet açısından yanlış olduğunu savundu.
Öcalan’ın cezaevindeki statüsünün değiştirilmesine yönelik herhangi bir düzenlemeye karşı çıkacaklarını belirten Özdağ, devlet görevlileri ile Öcalan’ın aynı masa etrafında müzakere yapmasını kabul etmediklerini söyledi.
Bu kapsamda olası anayasa değişikliklerine ilişkin de çeşitli iddialar ortaya atan Özdağ; Anayasa’nın 66. maddesi, eğitim dili, yerel yönetimler, temel hak ve özgürlükler ile anayasanın başlangıç hükümleri üzerinden değişiklik tartışmaları yürütüldüğünü öne sürdü.
Anayasa tartışması: “Yeni bir devlet kuruluyor”
Özdağ, anayasa değişikliği tartışmalarını Türkiye Cumhuriyeti’nin temel yapısıyla ilişkilendirdi.
Anayasa’nın Türk vatandaşlığını tanımlayan 66. maddesinin değiştirilmesine kesinlikle karşı olduklarını belirten Özdağ, “eşit yurttaşlık” kavramının etnik temelli yeni bir vatandaşlık anlayışına dönüşmemesi gerektiğini savundu.
Yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekincelerin kaldırılması tartışmalarına da tepki gösteren Özdağ, bunun Türkiye’nin üniter devlet yapısını etkileyebileceğini ileri sürdü.
Özdağ, “Burada çok net arkadaşlar, yeni bir devlet kuruluyor” sözleriyle sürece ilişkin kaygısını dile getirdi.
“Bu düdüklü tencere sandıkta patlayacak”
Türkiye’de ekonomik sıkıntılar, siyasi baskılar ve toplumsal huzursuzluk nedeniyle büyük bir birikim oluştuğunu savunan Özdağ, mevcut durumu “düdüklü tencere” benzetmesiyle anlattı.
Milyonlarca insanın mutsuz olduğunu ve toplumun giderek daha fazla baskı altında kaldığını öne süren Özdağ, bu durumun sandıkta siyasi sonuç doğuracağını savundu.
Özdağ, “Bu düdüklü tencere sandıkta patlayacak ve bu iktidar gidecek!” diyerek iktidarın seçimlerde değişeceği öngörüsünde bulundu.
Özgür Özel’e “Atatürk çizgisine dön” çağrısı
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, konuşmasının önemli bir bölümünde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e de doğrudan çağrıda bulundu.
Özel’in Atatürk çizgisinden uzaklaştığını savunan Özdağ, CHP’nin siyasi çizgisini yeniden Atatürk ve Türk milleti eksenine oturtması gerektiğini söyledi.
Özdağ, Özgür Özel’e daha önce de “Atatürk çizgisinde kalın” çağrısı yaptığını belirterek, CHP’nin Öcalan Komisyonu’na katılmasını ve ilgili çalışmalara destek vermesini eleştirdi.
“Ya Atatürk’ü ve Zafer Partisi’ni tercih edeceksiniz ya da Öcalan’ı ve DEM’i”
Özdağ, CHP ile Zafer Partisi arasındaki siyasi ayrışmanın temel noktalarını da konuşmasında sıraladı.
CHP’nin “eşit yurttaşlık” söylemine ve yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasına yönelik yaklaşımına karşı çıkan Özdağ, Özgür Özel’e şu çağrıyı yaptı:
“Ya Atatürk’ü ve Zafer Partisi’ni tercih edeceksiniz ya da Öcalan’ı ve DEM’i tercih edeceksiniz. Başka çareniz yok.”
Özdağ, Özel’in Atatürk için özür dilememesi gerektiğini de belirterek, Atatürk’ün Cumhuriyet’in temel değerlerinden olduğunu savundu.
Dış politikada “millî ve gerçekçi çizgi” vurgusu
Zafer Partisi lideri, Türkiye’nin dış politikasını da eleştirdi.
Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki adalara yönelik politikalarını, Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri, Kıbrıs meselesini ve Türkiye’nin Suriye politikasını gündeme getiren Özdağ, Ankara’nın dış politikada daha gerçekçi ve millî bir çizgiye dönmesi gerektiğini söyledi.
Özdağ, “Mavi Vatan” konusunda da hükümetin geri adım attığını iddia ederek, Türkiye’nin deniz yetki alanları konusunda daha kararlı politikalar yürütmesi gerektiğini savundu.
Suriye politikası eleştirisi
2011 sonrasında izlenen Suriye politikasını Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük hatalarından biri olarak nitelendiren Özdağ, bu politikanın Türkiye’nin demografik yapısı üzerinde büyük değişikliklere yol açtığını savundu.
Özdağ, sığınmacı politikası nedeniyle ekonomik yük oluştuğunu ve Suriye’nin kuzeyinde PKK bağlantılı yapılanmaların güç kazandığını ileri sürdü.
Konuşmasında eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na da sert eleştiriler yönelten Özdağ, Davutoğlu’nun Suriye politikasındaki rolünü sorguladı.
Savunma sanayisinde başarıları kabul etti, eksikleri sıraladı
Özdağ, savunma sanayisi konusunda ise hükümetin bazı çalışmalarını olumlu değerlendirdi.
İHA ve SİHA teknolojileri, füze sistemleri ve millî savunma sanayisindeki gelişmelere dikkat çeken Özdağ, savunma sanayisi ihracatının önemli ölçüde arttığını söyledi.
Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tank, savaş uçağı, hava savunma ve balistik füze kapasitesi konusunda eksikleri bulunduğunu savundu.
Özdağ, Altay tankının teslimat sürecini, F-35 programından çıkarılmayı ve S-400 nedeniyle yaşanan sorunları gündeme getirerek Türkiye’nin savunma alanındaki eksikliklerini hızla tamamlaması gerektiğini belirtti.
“Zafer Ekonomisi” programı hazırlanıyor
Özdağ, partisinin yalnızca muhalefet yapan bir siyasi yapı olmadığını, iktidara hazırlanmış program ve kadrolara sahip olduğunu söyledi.
Bu kapsamda Zafer Partisi’nin “Zafer Ekonomisi” adıyla kapsamlı bir ekonomik yol haritası hazırladığını açıklayan Özdağ, çalışmanın kısa süre içerisinde kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti.
Ekonomi alanında Devlet Planlama Teşkilatı, Ticaret Bakanlığı ve akademik çevrelerden gelen isimlerin parti bünyesinde çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Özdağ, ekonomik programın liyakat, planlama ve bilimsel veriler üzerine kurulacağını söyledi.
Tarım için “Tarladan Sofraya” programı
Zafer Partisi’nin tarım politikalarına da değinen Özdağ, çiftçiler ve akademisyenlerden oluşan uzman ekipler tarafından hazırlanan “Tarımda Zafer: Tarladan Çiftliğe, Çiftlikten Sofraya” programının oluşturulduğunu açıkladı.
Tarım sektörünün stratejik önemine dikkat çeken Özdağ, Türkiye’nin gıda güvenliğini ve çiftçinin ekonomik sürdürülebilirliğini güçlendirecek politikaların uygulanması gerektiğini savundu.
Hukuk ve eğitim reformu hazırlıkları
Ekonomik kalkınmanın hukuk ve eğitim olmadan mümkün olmayacağını belirten Özdağ, partisinin hukuk reformu programının da hazırlandığını söyledi.
“Adalet Ülkenin Temelidir” başlıklı rapor üzerinde çalışmalar yürütüldüğünü belirten Özdağ, raporun eylül ayı sonunda kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti.
Eğitim alanında ise “Eğitimde Zafer: Millî Kimlikten Modern Geleceğe, Cumhuriyet’in Yeni Eğitim Hamlesi” başlıklı bir program hazırlandığını açıklayan Özdağ, eğitim sisteminde kapsamlı bir dönüşüm hedeflediklerini söyledi.
Sığınmacılar konusunda “Anadolu Kalesi” vurgusu
Özdağ’ın konuşmasında en fazla öne çıkan başlıklardan biri de sığınmacılar oldu.
Zafer Partisi’nin sığınmacıların ülkelerine geri gönderilmesi konusunda diğer siyasi partilerden farklı bir çizgide olduğunu belirten Özdağ, partisinin “Anadolu Kalesi” projesini gündeme getirdi.
Türkiye’deki Suriyeli nüfusun resmi rakamların üzerinde olduğunu iddia eden Özdağ, eğitim çağındaki Suriyeli çocukların sayısını da bu iddiasına dayanak olarak gösterdi.
Sığınmacıların Türkiye’ye entegre edilmesinin kalıcı hale gelmeleri anlamına geleceğini savunan Özdağ, vatandaşlık verilmesi konusunda da hükümete sert eleştiriler yöneltti.
“Zafer Partisi sığınmacı yükünü atacak”
Özdağ, iktidara gelmeleri halinde sığınmacı ve kaçakların ülkelerine geri gönderileceğini, sınır güvenliğinin güçlendirileceğini söyledi.
“Anadolu Kalesi” projesinin bu politikanın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Özdağ, Türkiye’nin demografik yapısının korunmasının millî güvenlik meselesi olduğunu savundu.
“Tertemiz Türkiye” projesiyle uyuşturucu ve sanal kumar vurgusu
Özdağ, Türkiye’nin yalnızca ekonomik ve siyasi değil, sosyal sorunlarla da mücadele ettiğini belirterek uyuşturucu, organize suç ve sanal kumar konularını gündeme taşıdı.
Zafer Partisi’nin “Tertemiz Türkiye Projesi” adı altında kapsamlı bir mücadele programı hazırladığını açıklayan Özdağ, özellikle gençleri tehdit eden uyuşturucu ve sanal kumar sorununa karşı daha etkili politikalar uygulanması gerektiğini söyledi.
Gençlere özel mesaj: “Zafer gençlikle gelecek”
Zafer Partisi’nin genç seçmenler arasında yükseldiğini savunan Özdağ, 18-24 yaş grubunda partisinin birinci parti çıktığını iddia etti.
25-34 yaş grubunda da oy oranlarının yükseldiğini belirten Özdağ, gençlerin Türkiye’nin geleceğinde belirleyici rol oynayacağını söyledi.
Atatürk’ün gençlere verdiği öneme dikkat çeken Özdağ, gençlerin Cumhuriyet’in geleceği açısından kritik bir konumda olduğunu ifade etti.
Sağlık sistemi için “Saydam Sağlık Reformu”
Özdağ, sağlık alanında da partisinin kapsamlı bir reform programı hazırladığını söyledi.
“Saydam Sağlık Reformu Projesi” adı verilen çalışmanın eski Sağlık Bakanı Refik Saydam’ın adından esinlenerek hazırlandığını belirten Özdağ, çok sayıda hekimin raporun hazırlanmasında görev aldığını ifade etti.
Zafer Partisi’nin sağlık sisteminde şeffaflık, liyakat ve hizmet kalitesini artırmayı hedeflediğini belirten Özdağ, sağlık politikalarının da bilimsel temelde yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
Kadın politikaları ve “Atatürk’ün Kızları Toplanıyor” çalışması
Zafer Partisi’nin kadın politikalarına da değinen Özdağ, kadınların parti içerisindeki etkinliğinin artırılacağını söyledi.
Partisinin kadın il ve ilçe başkanlarının sayısını artırmayı hedeflediğini belirten Özdağ, kadın, aile ve çocuk politikalarına ilişkin kapsamlı bir rapor hazırlandığını açıkladı.
“Anadolu Kalesi” ve “Tertemiz Türkiye” projelerinin özellikle kadın ve çocukların güvenliği açısından önemli olduğunu savunan Özdağ, “Atatürk’ün Kızları Toplanıyor” adı verilen çalışmayla Anadolu’nun farklı şehirlerinde programlar gerçekleştirileceğini söyledi.
“Birinci Meclis’in geniş cephe stratejisi” çağrısı
Konuşmasının sonunda tüm muhalif kesimlere ve Atatürk Cumhuriyeti’ni savunan vatandaşlara çağrıda bulunan Özdağ, Zafer Partisi çatısı altında birleşme mesajı verdi.
Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunların tek bir siyasi parti tarafından değil, geniş bir toplumsal mutabakatla aşılabileceğini belirten Özdağ, bu kapsamda Mustafa Kemal Atatürk’ün Birinci Meclis dönemindeki geniş cephe anlayışının örnek alınması gerektiğini savundu.
“Türk milleti bu mücadeleden zaferle çıkacak”
Ümit Özdağ, konuşmasının son bölümünde Zafer Partililere umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulundu.
İktidarın güçlü olduğu için değil, zayıfladığı ve parçalandığı için baskı politikalarına başvurduğunu ileri süren Özdağ, Türkiye’nin geleceğine ilişkin iyimser mesaj verdi.
Özdağ, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Ümidinizi asla yitirmeyin, geleceğe ümitle bakın. Türk milleti bu mücadeleden zaferle çıkacaktır.”
Zafer Partisi’nin kuruluşunun 5’inci yıl dönümü programında yapılan konuşma, ekonomi, sığınmacılar, terörle mücadele, anayasa değişikliği, dış politika, savunma sanayisi, hukuk, eğitim, sağlık ve gençlik politikaları başlıklarında iktidara yönelik kapsamlı eleştiriler ve partisinin çözüm önerilerinin kamuoyuna sunulduğu bir toplantı olarak öne çıktı.


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.