HABERMAX. Yaklaşık 19 Mart’tan bu yana Silivri Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, avukatı aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamayla ülke gündemine oturdu. İmamoğlu’nun Venezuela’da yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri, hem dış politika hem de Türkiye’deki demokrasi ve hukuk tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan Venezuela Çıkışı:
İmamoğlu açıklamasında, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun seçimlerde halk iradesine saygı göstermediğini ve demokratik değerleri sistematik biçimde ihlal eden otoriter bir yönetim anlayışı sergilediğini vurguladı. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin, bu seçim sonuçlarını tanımasını ve Maduro yönetimiyle yakın ilişkiler kurmasını eleştiren İmamoğlu, bu tutumun ilkesel bir dış politika yaklaşımıyla bağdaşmadığını ifade etti.
“Silivri’den Uyarı: Büyük Güçlerin Müdahaleleri Kaosu Büyütür”
Ancak İmamoğlu, Maduro yönetimine yönelik eleştirilerinin, ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesini meşru kılmadığını da açık bir dille dile getirdi. ABD’nin olası ya da fiili müdahalesini uluslararası hukukun açık ihlali olarak niteleyen İmamoğlu, bu tür girişimlerin küresel ölçekte tehlikeli bir istikrarsızlık ve kaos sürecini tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
İmamoğlu açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
“Bir yönetimin otoriter olması, başka bir devletin askerî müdahalesini haklı çıkarmaz.
Büyük güçlerin ‘haklılık’ iddiasıyla yaptığı müdahalelerin ve dünyayı nüfuz alanlarına bölme girişimlerinin bedelini insanlık defalarca ödedi.”
Çözümün askeri güç değil, uluslararası hukuk, BM Şartı ve Venezuela halkının kendi kaderini tayin hakkı olduğunu vurgulayan İmamoğlu, ne otoriter liderlerin ne de dış güçlerin askerî dayatmalarının halk iradesinin önüne geçemeyeceğini ifade etti.
Açıklamasının önemli bir bölümünü Türkiye’nin mevcut dış politika yaklaşımına ayıran İmamoğlu, ülkenin böylesi kritik küresel kırılma anlarında ilkesiz savrulmalar yerine sağduyunun ve hukukun sesi olması gerektiğini dile getirdi.
“Dışarıdan dayatmalara karşı en sağlam zırh, içeride hukukun üstünlüğü ve işleyen demokrasidir” diyen İmamoğlu, kendi ülkesinde adaleti tesis edemeyen bir iktidarın uluslararası adalet çağrılarının inandırıcılığını yitireceğini ifade etti.
İmamoğlu, ilkesiz politikalar ve şahsi ilişkilerle yürütülen dış politikanın Türkiye’nin sesini zayıflattığını belirterek, bu durumun ülkenin uluslararası itibarına zarar verdiğini kaydetti.
Açıklamasının sonunda Türkiye’nin nasıl bir dış politika hattı izlemesi gerektiğine dair net bir çerçeve çizen İmamoğlu, şu vurguyu yaptı:
“Türkiye, taraf tutan değil ilke savunan; sessiz kalan değil yol gösteren bir ülke olmalıdır.
Bu da ancak demokrasiye, hukuka ve milletin iradesine tutarlı biçimde sahip çıkmakla mümkündür.”
Tutuklu bulunduğu Silivri’den yapılan bu açıklama, kısa sürede siyaset ve kamuoyu gündeminin üst sıralarına yükselirken, İmamoğlu’nun mesajları demokrasi, hukuk, dış politika ve emperyalizm karşıtlığı ekseninde geniş tartışmalara yol açtı.