Dolar 32,8221
Euro 35,1421
Altın 2.449,46
BİST 10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Açık
İstanbul
28°C
Açık
Cts 29°C
Paz 29°C
Pts 30°C
Sal 29°C

Rosacea, Kişiye Özel Uygulanacak Doğru Tedavilerle Kontrol Altına Alınabiliyor

Rosacea, Kişiye Özel Uygulanacak Doğru Tedavilerle Kontrol Altına Alınabiliyor
18 Eylül 2023 19:30
114

HABERMAX.Yüzde yoğun kızarıklıkla kendini gösteren ve zaman zaman alerji ya da farklı bir cilt hastalığı ile karıştırılabilen Rosacea (Gül hastalığı) yaygın ve kronik bir sorun. Semptomları etkili bir şekilde kontrol edebilmenin mümkün olabileceğini söyleyen Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, “Özellikle son dönemlerde değişen iklim ve hava sıcaklıklarındaki artış sebebiyle Rosacea hastalarının ataklarında sıklık görmeyi bekliyoruz. Bu yüzden güneşten korunmak çok önemlidir.” dedi. Dr. Sevdem, kişiye özel uygulanacak doğru tedavilerle hastalığın kontrol altına alınabileceğine vurgu yaparak konuyla ilgili önemli bilgiler verdi.


Rosacea, yaygın bilinen adıyla “Gül hastalığı”, genellikle yüzün orta hattında; burun, yanak ve çenede oluşan kızarıklık, yanma ataklarıyla seyreden ve tam nedeni bilinmeyen inflamatuar bir deri hastalığıdır. Rosaceanın toplumun yüzde 10’unda görüldüğünü belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, özellikle beyaz tenli, renkli gözlü, 30-60 yaşındaki kadınlarda sık görüldüğünü, çocuklarda ise çok az rastlandığını söyledi. Erkeklerde daha az görülse de hastalığın daha şiddetli seyrettiğini vurgulayan Dr. Gülcan, “Tedavi edilmezse kızarıklık kalıcı hale gelir. Yüzde damarlarda belirginleşme ve artış görülür” dedi.

“SICAK BANYO, SAUNA, NEMLİ ORTAMLARDAN DA UZAK DURMALI”

Hastalığın tetikleyici faktörleri arasında en önemli etkenin güneş ışığı olduğunu belirten Dr. Gülcan, hastalıktan korunmak için yapılması gerekenler konusunda şu bilgileri verdi: “Kesinlikle güneş ışığından kaçınılması gerekir. Kafeinli yiyecekler, çay, kahve, baharatlı, acı yiyecekler, paket gıdalar, çikolata, cips, kola gibi ürünlerden uzak durulmalıdır. Ayrıca son yapılan araştırmalarda süt ve süt ürünlerinin de Rosaceayı tetiklediği görüldü. Bunun yanında sıcak banyo, sauna, nemli ortamlardan da uzak durmak gerekiyor. Bir diğer dikkat edilmesi gereken nokta ise kimyasal içerikli cilt ürünleri. Polikliniğe gelen hastalarda sadece yüzünü tahriş edici bir kimyasal ürün kullanıp Rosacea atağıyla gelen hastalar da oluyor. Bu yüzden yüzü tahriş edici ürünlerden, kimyasal peelinglerden kaçınmalıyız. Ayrıca stresin de bu hastalığı tetiklediği de biliniyor.”

ALERJİ İLE KARIŞTIRILABİLİYOR

Hastalığın ilerlediği durumlarda göz tutulumuna da sebebiyet verebileceğini ifade eden Dr. Gülcan bu sorunun farklı hastalıklarla da karışabildiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:

“Gül hastalığı, alerji ve yetişkin çağı akne hastalığı ile karıştırılabiliyor. Aslında bu ayrım çok zor olduğu için bu karıştırılma da normal denilebilir. Alerji veya normal yetişkin çağının akne hastalığı olan kişiler de kızarıklıktan çok şikâyet eder. Bu sorunlar arasındaki farklara bakıldığında ise: geçmeyen kızarıklık şikâyeti, alerjide sonuçta geçici olur ve tekrarlamaz. Rosaceada ise sürekli tekrarlayan ataklar halinde bir yanma kızarıklık söz konusudur. Eğer kronik bir durumsa hastaların mutlaka tekrar doktora gitmeleri gerekir.”

HASTALIĞIN 4 FARKLI KLİNİK EVRESİ VAR

Rosaceanın 4 farklı klinik evresi olduğunu belirten Dr. Gülcan, “İlk yanma, batma ve kızarıklık atakları şeklinde olur. İkinci evrede ise bunların üzerine kılcal damarların genişlemesi eklenir. Üçüncü evrede, iltihaplı sivilceler oluşur. Dördüncü evredeyse artık o kronik inflamasyona bağlı deride kalınlaşma, burunda büyüme görüyoruz. Tabii bu her hastada olacak diye bir durum değildir. Her hasta 4 evreyi yaşayacak diye bir durum yok. Rinofima dediğimiz durum, deride kalınlaşma, burunda büyümedir. Daha çok 50 yaş üstü erkek hastalarda görülür. Eğer tedavi edilmezse cilt, kronik iltihaplı bir hal alıyor. O yüzden mutlaka bir dermatoloğa başvurmak gerekiyor” şeklinde konuştu.

TANI MUAYENE İLE KOYULUYOR

Dr. Gülcan, “Biyopsi almıyoruz, muayene ediyoruz. Bazen demodikoz akarlarını göstermek için dermoskoptan yararlanabiliyoruz. Ama tanısı muayeneyle konuyor. Tedavisi için ise medikal tedavilerden faydalanabiliyoruz. Topikal antibiyotik, hassas ciltler için uygun olan yüz yıkama jelleri ve yine sistemik antibiyotik tedavisinden fayda görebiliyoruz. Ama bu topikal ve ağızdan alınan antibiyotikler daha çok sivilce, yani püstüler lezyonları gidermede fayda sağlıyor. Eğer yüzde kalıcı kızarıklık, damarlanmada artış var ise mutlaka lazer tedavilerini öneriyoruz. Bunun yanında mezoterapiden de destek alıyoruz. Mezoterapinin içine niacinamide glutatyon içeren ürünlerden antienflamatuar ve kızarıklık karşıtı ürünler koyarak cilt altına enjeksiyon yapıyoruz. Lazerle kombine edebiliyoruz. Aslında lazerlerle etkili bir sonuç elde ediyoruz denilebilir. Eğer hasta beslenmesine dikkat ederse tetikleyici faktörlerden uzak durursa lazer tedavisi ve mezoterapiyle etkili sonuçlar elde edilebiliyor. Ama Rosacea kronik bir hastalık. Tamamen net tedavisi olan bir hastalık değildir. Ancak kontrol altına alabiliyoruz” açıklaması yaptı.

“ASİT İÇERİKLİ ÜRÜNLERDEN UZAK DURUN, GÜNEŞTEN KORUNUN

Gül hastalığı için ataklar ortaya çıkmadan korunmak gerektiğinin altını çizen Deri Hastalıkları uzmanı Dr. Gülcan yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda şu önerilerde bulundu:

“En önemli noktalardan biri güneşten korunmak. Bunun için her mevsim dışarı çıkmadan önce güneş koruyucu kullanılmalı. Beslenmeye dikkat ederek de ataklara karşı önlem alınabilir. Özellikle omega 3 içeren balık, protein, yeşil sebzeler tüketilebilir. Bir hekim tavsiyesi olmadan; yüzey kimyasal, yoğun asit içerikli ürünler kullanılmamalıdır. Sadece bunları kullanarak bile başlayan atak yaşayan hastalarımız oluyor. Bir noktanın daha altını çizmek istiyorum. Özellikle son dönemlerde değişen iklim ve hava sıcaklıklarındaki artış sebebiyle Rosacea hastalarının da ataklarında sıklık görmeyi bekliyoruz. O yüzden güneşten korumanın önemini bir kez daha altını çizmek istiyorum.”

Paylaşın:
Objektif, tarafsız, şeffaf, hakaret olmadıkça her görüşe saygılı olmaya çalışıyoruz, sağı solu olmadan bütün siyasi haberlerinizi yayınları...
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Mesaj Gönder
Merhaba, yayınlanmasını istediğiniz mesajınızı bize iletin, yayınlayalım.