HABERMAX. Kutlu Parti Türk Devlet ve Teşkilatlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Hikmet Çıra, Türk Dünyası’nın mevcut durumu, bugüne kadar yapılan stratejik hatalar, kaçırılan fırsatlar ve geleceğe dair zorunlu adımlar hakkında kapsamlı ve dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Çıra’nın açıklamaları, Türk Dünyası meselesinin yalnızca dış politika başlığı değil, doğrudan Türkiye’nin beka, güvenlik ve gelecek meselesi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Türk Dünyası’nın yalnızca duygusal bir kardeşlik söylemiyle ele alınamayacağını vurgulayan Dr. Hikmet Çıra, bu yapının 8 bağımsız devlet, 15 yarı bağımsız yapı ve yaklaşık 120 Türk topluluğundan oluştuğunu ifade etti. Toplam nüfusun 400 milyona yaklaştığını belirten Çıra, bu büyüklüğün başlı başına küresel ölçekte dikkate alınması gereken bir güç olduğunu söyledi.
Bağımsız ve yarı bağımsız Türk devletlerinin yüzölçümünün yaklaşık 11 milyon kilometrekareyi bulduğunu kaydeden Çıra, Türklerin dünya genelindeki yayılımına bakıldığında aynı kökten gelen toplulukların neredeyse dünyanın yarısına dağıldığının açıkça görüldüğünü ifade etti.
Türk Dünyası’nın en ayırt edici özelliklerinden birinin inanç çeşitliliği olduğunu belirten Çıra, Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Budist ve Şamanist Türk topluluklarının bu coğrafyada bir arada yaşadığını söyledi. Bu durumun bir zayıflık değil, doğru stratejiyle yönetildiğinde büyük bir medeniyet avantajı olduğunu vurguladı.
Çıra, Türk Dünyası’nın etnik olduğu kadar kültürel ve tarihsel olarak da benzersiz bir medeniyet havzası oluşturduğunu ifade etti.
Türk Dünyası Bağımsız Devletler Topluluğu’nun 2024 yılı itibarıyla toplam gayrisafi milli hasılasının 2,1 trilyon dolar seviyesinde olduğunu belirten Çıra, yarı bağımsız devletler ve Türk topluluklarının üretim gücü de eklendiğinde bu rakamın yaklaşık 4 trilyon dolara ulaştığını söyledi.
Bu büyüklüğün Türk Dünyası’nı dünya ekonomisinde başlı başına bir aktör haline getirebilecek güçte olduğunu vurgulayan Çıra, buna rağmen yıllardır bu potansiyelin bilinçli ya da bilinçsiz şekilde değerlendirilemediğini ifade etti.
Kardeş Türk devletleriyle kurulacak güçlü bağların yalnızca ideolojik bir hedef değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk olduğunu dile getiren Çıra, Türk Birliği’nin küresel ticaret yolları üzerinde belirleyici bir güç haline gelebileceğini söyledi.
Bu birlikteliğin, ticaretin Türk milletinin ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönlendirilmesini sağlayacağını belirten Çıra, bunun Türkiye açısından tarihi bir fırsat olduğunu vurguladı.
Dr. Hikmet Çıra, Türkiye’nin uzun süredir emperyalist projeler aracılığıyla mikro azınlık tartışmalarıyla meşgul edildiğini, bu durumun ise Türk Dünyası gibi devasa bir coğrafyanın inşasını engellemek amacı taşıdığını ifade etti. Asıl büyük resmin bilinçli şekilde gözden kaçırıldığını belirten Çıra, stratejik körleşmeye dikkat çekti.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan tarihi fırsatın doğru değerlendirilemediğini belirten Çıra, özellikle ticaret ve yatırım alanında verilen desteklerin yıllarca FETÖ iltisaklı şirketler üzerinden yürütüldüğünü söyledi.
Bu şirketlerin ne Türkiye’ye ne de Türk devletlerine katkı sunduğunu ifade eden Çıra, elde edilen kazançların Batı’ya aktarıldığını, 15 Temmuz sonrasında ise bu yapıların faaliyetlerinin sonlandırılması için diplomatik girişimlerde bulunmak zorunda kalındığını dile getirdi.
Türk Dünyası’nda yetişmiş insan kaynağı ihtiyacının göz ardı edildiğini belirten Çıra, devlet aklıyla yürütülmesi gereken eğitim politikalarının uzun yıllar ihmal edildiğini söyledi. İletişim altyapısının yetersizliğine, ulaşım maliyetlerinin fahiş seviyelere ulaşmasına ve bankacılık entegrasyonunun neredeyse yok olmasına da dikkat çekti.
“Bu şartlar altında güçlü bir Türk Dünyası’ndan söz etmek mümkün değildir” diyen Çıra, yapısal reformların zorunlu olduğunu vurguladı.
Türk devletleri arasında serbest dolaşımın hâlâ sağlanamamasını büyük bir eksiklik olarak nitelendiren Çıra, ortak bir eğitim birliği kurulması gerektiğini belirtti. Gençlerin Batı’ya yönelmesi yerine, Türk coğrafyasında teşvik edilmesinin stratejik bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
Kutlu Parti olarak Türk Dünyası ile ilişkileri söylem düzeyinden çıkarıp kalıcı ve sonuç alıcı politikalara dönüştürmekte kararlı olduklarını vurgulayan Dr. Hikmet Çıra, bu vizyonun günübirlik diplomasiye değil, uzun vadeli ve devlet aklıyla şekillendirilmiş stratejik bir anlayışa dayandığını ifade etti.
Çıra, Kutlu Parti’nin hedefinin; hiçbir yabancı gücün ipoteği altında olmayan, tamamen Türk milletinin ortak çıkarlarını esas alan, güçlü, bağımsız ve sürdürülebilir bir Türk Dünyası inşa etmek olduğunu belirterek, bu hedefin siyasi bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluk olduğunu söyledi.