HABERMAX. Türkiye, tarihinin kritik eşiklerinden birinden daha geçiyor. Toplumsal ve siyasal fay hatlarının derinleştiği bu dönemde, milliyetçilik yeniden yalnızca bir fikir değil, Türk milletinin varoluş refleksi olarak öne çıkıyor. Tarih göstermiştir ki milliyetçilik, Türk milletini defalarca uçurumun kenarından çekip almış, yok oluş senaryolarını bozmuştur.

Ancak bugün tablo kaygı vericidir. Milliyetçi camianın çil yavrusu gibi dağılmış hâli, tehlike çanlarının daha gür ve daha acı çalmasına neden olmaktadır. Birlik ve ortak akıl sağlanmadıkça, ateş bacayı sarmaya devam edecek; “yandık” feryatları ise yalnızca gecikmiş pişmanlık olarak tarihe geçecektir.
Gelinen noktada asıl soru şudur: Buradan çıkış mümkün mü? Evet, mümkündür. Ancak bu çıkışın yolu kişisel hesaplardan, dar ideolojik kalıplardan ve “ben” merkezli siyaset anlayışından vazgeçmekten geçmektedir.
Bugün kerameti kendinden menkul, kargadan başka kuş tanımayan anlayışlar egemen oldukça güç birliği sağlanamaz. Herkesin kendi doğrusunu tek doğru ilan ettiği bu zihniyet, milletin geleceğini rehin almaktadır. Oysa milliyetçilik; ayrışmanın değil, birleşmenin, dışlamanın değil, ortak paydada buluşmanın adıdır.
Unutulmamalıdır ki bugün bir araya gelmeyenler, yarın tarih önünde, gelecek nesillerin vicdanında ve Allah huzurunda ağır bir vebalin altına girecektir. Türkiye’nin bu kritik dönemeçte ihtiyacı olan şey daha fazla ayrışma değil, samimi bir birlikteliktir. Aksi hâlde ödenecek bedel, herkes için çok daha ağır olacaktır.