HABERMAX. Gazeteci-yazar Fatih Ergin, gazeteci Yiğit Uzun’un hazırlayıp sunduğu “Mesele Ne?” programında Süleymancılar ve Furkan Vakfı’na yönelik son operasyonları değerlendirdi. Yaklaşık bir saat süren programda cemaatlerin siyaset ve devletle ilişkileri, Süleymancılar içerisindeki güç mücadeleleri, FETÖ ile ilgili iddialar, Ekrem İmamoğlu ve İBB’ye ilişkin tartışmalar ile tarikat ve cemaat yapılanmalarına yönelik devlet politikası ele alındı.
gorselGazeteci Yiğit Uzun’un sunduğu “Mesele Ne?” programının konuğu gazeteci-yazar Fatih Ergin oldu. Programın ana gündemini Süleymancılar yapılanmasına yönelik operasyon ile Furkan Vakfı ve Alparslan Kuytul çevresinde yaşanan gelişmeler oluşturdu.
Program boyunca farklı kişi ve yapılar hakkında çeşitli iddialar gündeme getirilirken, söz konusu iddiaların hukuki açıdan kesinleşmiş gerçekler olmadığı ve yargı süreçlerinin sonucunun beklenmesi gerektiği vurgulandı.
“Süleymancılar tamamen tasfiye edilmiyor”
Süleymancılara yönelik operasyonu değerlendiren Fatih Ergin, operasyonun yapının bütünüyle ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini savundu.
Ergin, cemaatin faaliyetlerini sürdürebileceğini ileri sürerken, eski AK Parti milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun’un ilerleyen dönemde cemaat yönetiminde daha etkili bir konuma gelebileceğini iddia etti.
Operasyonun siyasi boyutunun da bulunduğunu öne süren Ergin, Süleymancıların uzun süredir iktidarla mesafeli bir ilişki içerisinde olduğunu ifade etti.
Ancak Ergin, soruşturmanın yalnızca siyasi açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini de belirterek, dosyalarda yer alan mali suç ve örgütlü yapı iddialarının ayrıca incelenmesinin önemine dikkat çekti.
FETÖ ile bağlantı iddiaları gündeme geldi
Programda Süleymancılar ile FETÖ arasında geçmişte kurulduğu ileri sürülen ilişkiler de tartışıldı.
Fatih Ergin, özellikle 17-25 Aralık süreci ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından iki yapı arasında bazı temasların arttığını öne sürdü.
FETÖ'nün devlet içerisinden tasfiye edilmesinin ardından ortaya çıkan boşluğun farklı dini yapılar tarafından doldurulduğunu savunan Ergin, bazı eski FETÖ mensuplarının da farklı dini yapılanmalar içerisine girerek kendilerini gizlemeye çalıştıklarını iddia etti.
Ergin ayrıca Alihan Kuriş’in bazı eski kamu görevlileri ve FETÖ bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerle görüştüğüne ilişkin bilgiler bulunduğunu belirterek, bu iddiaların da araştırılması gerektiğini söyledi.
Ergin, “Doğmakta olan yeni bir FETÖ varsa bunun ortaya çıkarılması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Arif Ahmet Denizolgun’un ölümü de konuşuldu
Programda Süleymancıların eski liderlerinden Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin tartışmalar da gündeme geldi.
Denizolgun’un mezarının yeniden otopsi amacıyla açılmasının hatırlatılması üzerine Ergin, ölüm konusunda kesin bir hüküm vermenin mümkün olmadığını ancak olayın bazı soru işaretleri barındırdığını savundu.
Ergin, Denizolgun’un hayatını kaybettiği döneme ilişkin bazı ayrıntıların yeniden incelenmesi gerektiğini ifade ederken, ölümün doğal olmadığı yönündeki iddiaların araştırılması gerektiğini söyledi.
“500 bin civarında blok oyu yönlendirebilecekleri iddia ediliyor”
Programda Süleymancıların Türkiye'deki toplumsal ve siyasi etkisi de ele alındı.
Ergin, Süleymancıların Türkiye'nin uzun geçmişe sahip ve örgütlü dini yapılanmalarından biri olduğunu ifade etti. Kesin bir mensup sayısının ortaya konulamayacağını belirten Ergin, cemaatin yaklaşık 500 bin kişilik bir seçmen kitlesini yönlendirebildiği yönünde iddialar bulunduğunu dile getirdi.
Program sunucusu Yiğit Uzun ise daha önce sosyal medya hesabından yayımladığı bir belge üzerinden, cemaat içerisinde kişilerin siyasi tercihlerinin takip edildiğine yönelik kendisine aktarılan bir anlatımı gündeme getirdi.
Uzun, kendisine ulaşan kişinin desteklenmesi istenen adaya oy vermeyeceğini açıklamasının ardından cemaat çevresinden dışlandığını söylediğini aktardı.
Süleymancıların siyasi partilerle ilişkisi
Fatih Ergin, Süleymancıların diğer bazı dini yapılardan farklı olarak uzun yıllar boyunca tek bir siyasi partiyle sürekli ittifak kurmadığını savundu.
Ergin'e göre cemaat, dönemsel siyasi şartlara göre farklı partilere destek verdi. ANAP, Demokrat Parti, MHP ve İYİ Parti'nin farklı dönemlerde desteklendiğini belirten Ergin, son yıllarda ise cemaatin yönetici kadrosunun genel olarak iktidara karşı muhalefet cephesinde konumlandığını ileri sürdü.
Ekrem İmamoğlu hakkındaki iddialar da tartışıldı
Programın dikkat çeken başlıklarından biri de Ekrem İmamoğlu'nun geçmişte Süleymancılara ait öğrenci yurtlarında kaldığı yönündeki iddialar oldu.
Fatih Ergin, geçmişte bir Süleymancı yurdunda bulunmanın tek başına herhangi bir örgütsel bağlantının kanıtı sayılamayacağını belirtti.
Türkiye'de geçmiş dönemlerde çok sayıda ailenin çocuklarını dini eğitim amacıyla bu tür yurtlara gönderdiğini hatırlatan Ergin, somut delil bulunmadan İmamoğlu'nun cemaatle illegal bir ilişki içerisinde olduğunu ileri sürmenin doğru olmayacağını söyledi.
Bununla birlikte programda, Süleymancıların seçim dönemlerinde İmamoğlu'na destek verdiği ve bunun karşılığında İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden bazı imar ve ruhsat kolaylıkları sağlandığı yönündeki iddialar da gündeme getirildi.
Ergin, böyle bir ilişkinin bulunup bulunmadığının somut delillerle ortaya konulması gerektiğini belirterek, gerçekleşmiş olması halinde bunun yanlış bir siyasi ilişki biçimi olacağını ifade etti.
“Tarikat ve cemaatler STK değildir”
Programın ilerleyen bölümünde Türkiye'deki tarikat ve cemaatlerin hukuki ve toplumsal konumu tartışıldı.
Fatih Ergin, tarikat ve cemaatlerin sıradan sivil toplum kuruluşları gibi değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Bu yapıların siyaset, ticaret ve kamu kurumlarıyla kurdukları ilişkilerin denetlenmesi gerektiğini belirten Ergin, devletin din hizmetleri konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı merkezli bir politika yürütmesi gerektiğini ifade etti.
Ergin ayrıca bazı tarikat ve cemaatlerin Cumhuriyet ve Atatürk'e yönelik olumsuz yaklaşımlar sergilediğini savunarak, devletin bu yapıların ideolojik etkilerine karşı toplumun bilinçlendirilmesine yönelik daha kapsamlı politikalar geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Cemaatlerin sosyal ve ekonomik etkisi tartışıldı
Yiğit Uzun, cemaatlerin insanlara yalnızca dini değil, aynı zamanda aidiyet, güvenlik ve dayanışma duygusu da sunduğunu belirtti.
Uzun, cemaatlerin kendi mensupları arasında ticari ve sosyal dayanışma ağları oluşturabildiğine dikkat çekti.
Fatih Ergin de bu yapıların insanların sosyal statü ve aidiyet ihtiyaçlarına cevap verebildiğini ifade etti.
Ergin'e göre iş, ticaret, siyaset ve bürokrasi alanlarında oluşturulan geniş ilişkiler ağı, insanların bu yapılara dahil olmasını ve daha sonra yapıdan ayrılmasını zorlaştırabiliyor.
Furkan Vakfı operasyonu da gündemdeydi
Programın ikinci önemli bölümünde Furkan Vakfı ve Alparslan Kuytul çevresindeki gelişmeler ele alındı.
Fatih Ergin, Furkan Vakfı'nın daha önce de 2018 ve 2021 yıllarında operasyonlarla karşı karşıya kaldığını hatırlattı.
Son operasyonun zamanlamasında Süleymancılara yönelik operasyona verilen desteğin etkili olmuş olabileceğini ileri süren Ergin, Alparslan Kuytul'un siyasi sisteme yönelik görüşleri nedeniyle Furkan Vakfı'nın diğer bazı dini yapılardan farklı bir konumda olduğunu savundu.
Ergin, vakfın özellikle öğrenci evleri üzerinden geniş bir yapılanmaya sahip olduğunu öne sürerek, yapının zaman içerisinde dini topluluktan “lider merkezli marjinal bir siyasi harekete” dönüştüğünü iddia etti.
İş insanının kaçırılması ve gasp iddiaları
Yiğit Uzun, programda 2021 yılında Adana'da bir iş insanının kaçırıldığı, darbedildiği, zorla senet imzalatıldığı ve bazı mal varlıklarını devretmeye zorlandığı yönündeki müşteki ifadelerini de gündeme taşıdı.
Uzun, müştekinin olayların arkasında Alparslan Kuytul ve çevresindeki bazı kişilerin bulunduğunu iddia ettiğini aktardı.
Fatih Ergin ise söz konusu iddiaların soruşturmada organize suç yapılanması çerçevesinde ele alındığını belirtti.
Programda, bu tür suçlamaların kesinleşmiş bir hüküm olarak değerlendirilmemesi, iddiaların yargı sürecinde delillerle ortaya konulması gerektiğinin altı çizildi.
“15 Temmuz’dan gerekli ders çıkarılmadı”
Programın sonunda Türkiye'nin tarikat ve cemaatlere yönelik politikasının yeniden ele alınması gerektiğini savunan Fatih Ergin, 15 Temmuz darbe girişiminin devlet içerisindeki dini yapılanmalara ilişkin önemli dersler ortaya koyduğunu söyledi.
Ergin, buna rağmen sonrasında “iyi cemaat-kötü cemaat” şeklinde bir ayrım yapıldığını savundu.
Siyasetin cemaatlerle oy ve çıkar ilişkisi kurmasının bu yapıları toplum nezdinde meşrulaştırabileceğini belirten Ergin, devletin bütün dini yapılanmalara yönelik tutarlı ve kapsamlı bir politika geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
Ergin, “Devlet yanlısı ya da muhalif tarikat ayrımı yapılmamalı. Siyaset bu yapılarla oy ilişkisine girdiği zaman onları toplum nezdinde meşrulaştırıyor. Tarikat ve cemaatler meselesinin bütünlüklü bir devlet politikasıyla ele alınması gerekiyor” dedi.
Program, Yiğit Uzun'un “Güç yozlaştırır, mutlak güç muhakkak yozlaştırır” sözleri ve Fatih Ergin'e teşekkür etmesiyle sona erdi.


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.